|
Ağa Takılanlar |
|
[6/4/2005]
Eğer güvenlik konusuna ilgi duyuyorsanız mutlaka okumanız gereken bir blog var. Bruce Schneier'ın sayfasından öğreneceklerinizi ne kitaplarda, ne konferanslarda, ne de başka sitelerde bulabileceğinizi sanmam. ~o~ [27/2/2005] Sen al 900.000 Savunma Bakanlığı çalışanının sosyal güvenlik numarasını (SSN), banka numarasını ve adresini, bas teyplere, yükle kutulara, çaldır havaalanında! Bank or America bunu kasten yaptırmış değil, ama gerekli önlemlerin alınmamış olması daha beter değil mi? Ön kapıya beş tane kilit vururken evin camları sonuna kadar açıksa o ev ne kadar güvenli olabilir? ~o~ [26/2/2005] Bir şirket neredeyse bazı sektörlerle özdeşleştiyse, işi sadece bu şirketi analiz etmek olan başka şirketlerin türemesi de çok şaşırtıcı olmasa gerek. ~o~ [27/1/2005] Ülke dışına kayan teknoloji üretiminin bir yan etkisi de milli güvenliğe yarattığı risk. Düşünsenize, Amerikalıların yerli malı diye aldıkları, dijital bilgilerini emanet ettikleri bilişim altyapısının Çin'den geleceğini. Şimdi bu altyapıya kasıtlı olarak ekleme/çıkarma yapılması bir yana, temel teknolojilerinin (know-how) çalınması - ki o teknolojiler de Amerikan hükümetinin destekleriyle geliştirilmiş - ayrı bir problem. IBM'in PC bölümünü Çinli Lenovo'ya satması bu yüzden durdurulabilir. ~o~ [19/1/2005] TASSA'dan haberiniz var mı? Turkish American Scientists and Scholars Association. Türk-Amerikan bilim adamlarını biraraya getirmeyi hedefleyen yeni bir organizasyon... ~o~ [8/1/2005] Eğer eski ve yeni IETF dökümanlarına ulaşmak istiyorsanız, size watersprings.org sitesini öneririm. Burada şimdiye kadar yayınlanmış tüm "IETF draft"lerini eski sürümleriyle beraber bulabilirsiniz. Eğer servis kalitesi ve bağ katmanları (link layers) ile ilgileniyorsanız RFC 2549'a bir bakın :-) ~o~ [30/12/2004] Kriptograficilerin başaramadığını badanacılar başardı! ~o~ [28/12/2004] İşte teknolojinin felaketlere müdahelede kullanımına en güzel örnek... Turkcell, sistem kayıtlarından Güney Asya'daki deprem bölgesinde olan abonelerini belirliyor, onlara birkaç önemli telefon numarası geçiyor, ihtiyaçları olur diye kontörlü kullanıcılara kredi ekliyor. Ve bugünden itibaren de her birine tek tek ulaşıp durum bilgilerini almaya başlıyor. Helal olsun Turkcell. İlgili haber için tıkla. ~o~ [27/12/2004] Türkiye'nin bilişimci kaynakları artan iş hacmi karşısında talebi karşılayamaz olmuş. Yurt içinde yeterince bilişimci bulamayan bazı kuruluşlar mecburen açıklarını yurt dışından karşılar olmuşlar.... İnanmıyorsanız şu habere bakın. Yaa, siz de sanıyordunuz ki Türkiye'de değerlendirilemeyen büyük bir bilişimci potansiyeli var. Bilgisayar mühendisleri kendilerine uygun iş bulamamaktan alakasız işler yapıyorlar. Yok böyle bir şey canım. Neredeyse işletme mezunları bilgisayar yüksek lisansı yapıp gerekli açığı doldurmaya başlayacaklar. (!!!). ~o~ [26/12/2004] Bir süre önce IMS kullanımını keşfettikten sonra şimdi de bedava VoIP servislerini keşfettim. Daha doğrusu kendim keşfetmedim de, defalarca bana söylendikten sonra önce "dur bir bakayım", sonra da "vay canına sen neymişşin be abi!" oldum. Skype kullanıyorum, çok başarılı. Amerika içi normal telefon hatları gibi. Amerika-Türkiye arasında ise az bir gecikme var. Ama halı hazırda 10-10-220 tarzı servisleri kullanıyorsanız hiç de yadırgayacağınız bir gecikme değil. Kaldı ki bu servis bedava. Şu ana kadar 45 milyon kişi programını yüklemiş, yaklaşık 3.5 milyar dakika konuşma yapılmış. Bu servis ve yazılımın mimarları ise Kazaa'yı yaratanların ta kendisi. Kendi geliştirdikleri peer-to-peer teknolojilerini kullanmışlar. Tavsiye ederim, bir deneyin. ~o~ [11/12/2004] Orta derece pahalılıktaki otel odanızın duvarında 42" (105cm) düz ekran TV varsa bilin ki Kore'desiniz... ~o~ [8/12/2004] Pi-si-ci geldi haa-nıım! Belki farkında değilsiniz ama günlük hayatta kullandığımız teknoloji akıl almaz derecede karmaşık. Eskiden sadece birkaç kablolama ve ayar ile uğraşmak zorunda olan sıradan bir insan bugün Windows işletim sistemini koşturan PC kadar karmaşık bir cihazı tek başına yönetmek durumunda. Hakikatten, anneniz-babanız sizden yardım almasa nasıl çıkacak bu işin içinden?!? Servis sektörü için ideal bir pazar. Elektronik eşya satıcısı Best Buy da bu duruma uyanmış. Kurdukları yan ekip (Geek Squad) evlere gidip kurulum, ayar, tamir servisi veriyor. Bence bu pazarın önü açık. PC ve diğer elektronik cihazlarda ufukta bir kullanım kolaylığı gözükmüyor. Şimdi, bu pazarı bir de Türkiye'ye uyarlarsak, eskiden sokaklarda yoğurt, sebze-meyve satanların ya da eskicilerin yerini pi-si-ciler alamaz mı? Pi-si-ci geldi haa-nıım! Bekap alınır, virüs ayıklanır, makina hızlandırılır! Şaka gibi ama gerçekten de böyle sokak pi-si-cileri olsa onları kullanacak insanlar tanıyorum. Ya siz? ~o~ [6/12/2004] Çin Avrupa Topluluğu'nun tepesini attırdı... 2003 yılında AT sınırlarında ele geçirilen sahte/kopya malların %60'lık kısmı Çin'den gelmiş. Zaten Çin'in ucuz iş gücü, teknolojik atılımları, ve parasını sıkı kontrol altında tutması diğer ülkelerin yeterince canını sıkıyor (ve de yakıyor). Bir de yabancı fikri mülkiyeti yeterince koruyamaması (korumaması) durumu hepten beter ediyor. Birçok yüksek teknoloji geliştiren şirketin Çin'li rakiplerine karşı ellerinde kalan tek koz yenilikçi ürün geliştirmek. Eee, şimdi en son piyasaya sürdüğünüz ürün birkaç ay içinde Çinli şirketlerce kopyalanırsa geriye ne kaldı?!?! ~o~ [20/11/2004] Dünkü kısa notumu yazarken yine başvurmak zorunda kaldım: TBD Bilişim Terimleri Sözlüğü. Bilişimle ilgili Türkçe birşeyler yazıyorsanız bu sözlüğü tavsiye ederim. Merak etmeyin, Türkçe teknik terim kullanmak için otomobil yerine oturgaçlı götürgeç gibi komik şeyler söylemek zorunda değilsiniz :-) ~o~ [19/11/2004] Birlikte işlerlik (interoperability) sizin için ne kadar önemli? 2003 yılında San Diego'da yapılan North American IPv6 Global Summit'e katıldım. US DoD CIO'su John Osterholz'un konuşmasının sonunda söylediği şu sözler hala aklımda "[ürün geliştiricilere seslenerek] Bize başkalarının ürünleriyle çalışmayan ürünlerinizi getirmeyin. Ağa bağladığımızda sizin kutunuz çalışmazsa naparız biliyor musunuz? Alır o kutunuzu atarız düzlük bir alana, üzerinden Hummer'larla geçeriz!" İşin ucunda dünyanın en büyük ağını IPv6'e geçirmek olunca, haklı olarak insanın birlikte çalışmayan ürünlere karşı fazla sabrı olmuyor. Eminim siz de birkaç ağ ürününü birbirine bağlayıp da günlerce çalıştıramadığınızda fıttıracak gibi olmuşşunuzdur. (Belki Hummer'ınız yok ama en azından bir çekiciniz -- "hammer" -- vardır :) ~o~ [10/11/2004] Henüz insanları ışınlama teknolojisi gelişmedi, fakat onun yerini tutacak basit ama kullanışlı teknolojiler gelişmekte. IETF konferanslarında sıklıkla kullanılmaya başlanan IMS uygulaması Jabber da bunlardan biri. Diyelim ki bir sebepten istediğiniz çalışma grubu toplantısına şahsen katılamıyorsunuz. Mesela bu sefer konferansa bile gelmediniz, ya da aynı anda konferansın başka bir toplantısında olmanız gerekiyor, ya da toplantıyı konferans otelinin havuz başından takip etmek istiyorsunuz. Eğer toplantıyı Jabber'layacak bir gönüllü varsa o zaman tüm tartışmaları Internet üzerinde yazılı takip edebilirsiniz. Hatta uzaktan toplantıya sorularınızı bile yollayabilirsiniz (Jabber'cı sizin adınıza toplantıda okuyacaktır sorunuzu). Jabber için tıklayın. Bilisayarınıza Jabber istemcisi kurduktan sonra, şu anda devam eden IETF toplantısına bağlanmak için Group/Room olarak çalışma grubu adını (WG name), Server olarak da ietf.xmpp.org giriniz. ~o~ [10/11/2004] Bundan birkaç yıl önce Apple piyasaya çok yeni bir ürün süreceğini ilan ettiğinde çok heyecanlanmıştım. Bu ürün kesin bir PDA olacak diye düşünüyordum. Ürünün PDA gibi genel amaçlı birşey değil de iPod diye sadece müzik çalan bir kutucuk olduğunu öğrenince çok hayal kırıklığına uğramıştım. Ne vardı PDA olsa, hem müzik çalarsın hem de bir tomar başka iş yaparsın üstünde. Tabi bu arada iPod çok iyi sattı ve Apple'a yakışır bir ürün olduğunu ispatladı. Bununla da kalmayıp, kendisini basit bir müzik kutusudan öteye taşımayı (taşıtmayı) başardı. Bugün isterseniz iPod'ınıza yol tarifleri yükleyebiliyorsunuz, sesli notlar kaydedebiliyorsunuz, harddiskini fotolarınızı kaydetmek için kullanabiliyorsunuz, ve hatta haberleri yükleyip okuyabiliyorsunuz. Şimdi çok daha büyük ve renkli ekranlı, hatta klavyeli PDA'ler dururken iPod'un böyle kendini aşarcasına kabak çiçeği gibi açılması, olaya sadece teknoloji açısından bakarsanız şaşırtıcı gelecektir. Bu da gösteriyor ki, sonunda bir ürünü asıl sattıran faktörler çoğu zaman teknolojinin ötesinde :iyi bir pazarlama, kullanıcıların ürün ve arkasındaki şirkete duydukları sempati (Apple'ı sevmeyen var mı?), ürünün yan özellikleri (görünüş - tabiri caizse "cool" olması), ürünün müşteri hedefleme stratejisi (ilk planda müzikle girip geniş bir tabana yayılmak, oradan da ürünü kademeli olarak geliştirerek pazarı dikey parsellemek). Eminim zaman içinde iPod tam teşekküllü bir PDA'e dönüşecek ve benim de isteğim yerine gelmiş olacak. Ama izlediği stratejiden dolayı muhtamelen Apple baştan bir PDA ile gireceği pazardan daha çoğuna ulaşacak. Helal olsun Apple! ~o~ [10/11/2004] Geçtiğimiz üç gündür IETF toplantısındaydım. IETF (Internet Engineering Task Force), Internet'in altyapısını oluşturan TCP/IP protokol ailesini geliştirildiği ve standartlaştırıldığı uluslararası bir organizayson. Tanım olarak bir standartlaştırma organizasyonu olmasına rağmen, herkese açık olması ve katılımcılarının paylaşımcı yaklaşımından dolayı genellikle endüstri çapında ortaklaşa protokol geliştirme platformu olarak da kendini gösterir. Tek tek protokollerin geliştirilmesiyle beraber evrim geçiren Internet mimarisinin temeli de yine bu organizasyon tarafından belirlenir. Endüstriyel ve kısa vadeli çalışan IETF'in uzun vadeli akademik kardeşi ise IRTF'tir (Internet Research Task Force). Bu konuda ileride detaylı bir yazı yazmak istiyorum. Ama o zamana kadar en azından TCP/IP protokolleriyle ilgilenenler için bu kısa giriş ile IETF ve IRTF web sitelerini vermiş olayım. ~o~ [7/10/2004] IMS servislerini kullanıyor musunuz? Yahoo Messenger, ICQ, AOL IM gibi... Ne yalan söyliyeyim ben daha yeni kullanmaya başladım. Zararın neresinden dönsek kardır :-) Teknoloji olarak çok da matah birşey değil. UNIX sistemlerden "chat"i biliyorsanız bu onun fiyakalı hali. Ama çok kullanışlı. Telefon ve e-mail arasında bir iletişim aracı boşluğunu dolduruyor. Ofisleri ve hatta elemanları dünyanın herbir yanına dağılmış şirketler şirket içi resmi iletişim aracı olarak bile kullanıyorlar artık (bkz. Cisco, Sun Microsystems). Ben de şirket içinde kullanıyorum, ama değişik bir sebepten. Karşılıklı teknik tartışmalar için e-posta çok yavaş kaldığında, ve telefon konuşmaları da İngilizce konuşma ve konuşulanı anlama zorluğuna takıldığında Yahoo Messenger ideal çözüm. ~o~ [6/10/2004] Silikon Vadisi'ndeki iş pozisyonları fire veriyor... Yüksek teknoloji patlamasının yaşandığı 2000'lere varan yıllarda sürekli yeni iş olanaklarının açıldığı, kalifiye eleman birikiminin kaymak tabakasının vadiye çekildiği yıllar geride kaldı. Büyük şirketlerin çoğu Hindistan ve Çin gibi kalifiye elemanın daha ucuza bulunduğu yerlerde ofis açtılar. Tabi orada yaratılan posizyonları desteklemek için de Amerika'daki pozisyonları kapatıyorlar. Sun Microsystems, Intel, Samsung, DoCoMo, Cisco, HP, vs. hepsinin Çin'de ar-ge grupları var. Düşük maliyete ek olarak bu ülkelerin diğer sağladıkları da büyük bir pazar. Müşteriyle beraber çalışmanın avantajları çok büyük. Bu büyük şirketlerin ar-ge eforlarını Türkiye'ye getirmekte bu açıya da bakmakta yarar var diye düşünüyorum. Özellikle Türkiye'yi Avrupa'nın bir parçası olarak düşünürsek (düşündürebilirsek). ~o~ [3/10/2004] Yeni 50 dolarlık banknotlarla ilgili çıkan şu haber çok ilginç. Habere göre birçok yeni yazıcıdan bu banknotun bir örneğini basmanız mümkün değil. Amerika başta olmak üzere birçok merkez bankasının teknoloji şirketleriyle gizlice çalışması sonucu, yazıcı ürünlerine banknotları tanıyan ve normal operasyonu önleyen modüller yerleştirilmiş. Şaşırdım ve ilginç buldum, ama belki de bu tip olaylara alışmak gerek. Herkesin ulaşabildiği teknoloji o kadar ilerledi ve ucuzladı ki, yasadışı kullanımla mücadelede devletler ürün ve servis şirketleriyle ortak çalışmak zorunda kalıyor artık. Tabi bunu her zaman güzellikle yapmaları mümkün değil. Şirketler, ürünün ya da servisin maliyeti yükseltirken yeteneklerini kısıtlayan, yer yer de müşterilerin kişisel gizliliğini riske atan (bu yüzden de müşterileri soğutan) eklemelerden çok da memnun değiller. Bunun da çözümü devletlerin regülasyonlarla gerekenleri mecbur kılması. Bunun bilgisayar ağlarındaki en bilinen örneği yasal dinlemedir (lawful intercept). IETF'in eski başkanı ve Cisco Fellow'u Fred Baker'ın bu konudaki sunumuna buradan ulaşabilirsiniz. Bilgisayar ağları dersi aldıysanız, yönlendirme (routing) konusunu işlerken IP paketlerinin bir bilgisayardan tee Internet'in diğer ucundaki başka bir bilgisayara nasıl gittiğini öğrenmişsinizdir. Ama herhalde öğretmeniniz size o paketlerin birer kopyasının da yolun orta yerinde uç noktalardan apayrı başka bir yöne doğru gittiğini söylememiştir :-) ~o~ [1/10/2004] 1 koyduk 3 bekledik 0.1 aldık. Haber öyle demiyor ama o hesaba geliyor. Konu nasıl 1 milyar Euro beklentisiyle EU FP6'e 350 milyon Euro yatırdığımız ve sadece 35 milyon Euroluk destek aldığımız. Bence şahsen 1'e 3 beklentisi aşırı. Uluslararası ar-ge konusunda yıldızı parlayan, ya da daha önceki FP'lere katılıp kendimizi ispatlamış bir ülke olsak anlayacağım. Sonuç o kadar içaçıcı olmasa da olaya uzun vadeli yatırım ve risk sermayesi gözüyle bakmak gerek. Dünyanın teknoloji merkezi Silikon Vadisi de şu anki konumuna her konulan 1'i 3'e katlayarak gelmedi. ~o~ [29/9/2004] Yeni bir haber değil, duymuşşunuzdur. Lufthansa bazı seferlerine yolcular için WiFi servisi koymuş. Kabin içinde WiFi ile bağlı olduğunuz ağ, uydu üzerinden Internet'e bağlanıyor. Bir önce bahsettiğim konferansta bu servisin Boeing'li mimarlarıyla tanıştım. Bir uçağın bir uydudan diğerine el değiştirmesi (handover) 30 saniye alıyormuş. Bu süre uydu anteninin yeni uyduya kendini ayarlaması için geçen süre. Evdeki anteni Hasan Usta'ya ayarlatmak için günlerce beklemeye göre çok daha hızlı :-), ama sabit Internet'e bağlı iki WiFi erişim noktası (access point) arasında el değiştirmeye kıyasla da çok yavaş (~200ms). Boeing'cilere uçaktaki yemek servisini uydu değişikliklerine denk getirmelerini tavsiye ettim. Minnacık masalara yemek tepsisi zor sığıyor, kim bir de laptop açacak üstüne. Bu arada uçak hoop uydu değiştirir, kimsenin ruhu duymaz :-) ~o~ [27/9/2004] "God damn it, I invented that stuff!!!" Geçtiğimiz Haziran Los Angeles'ta bir IPv6 konferansına katıldım. Konuşmacılardan biri de Vint Cerf'tü. Vint, Internet'in babalarından biri olarak anılır. (Bu arada ne kadar çok Internet'in babası olduğunu iddia eden var değil mi? Internet anası belli olmayan, bir sürü babanın şiddetle sahiplenmek istediği öyle acaip gayri-meşru birşeydir :-) Malumunuz, IPv4 adresleri gün geçtikçe azalınca karaborsaya düştü. Bundan istifade eden ISS'ler de sabit IP adresi başına para keser oldular. Bu yukarıda okuduğunuz da, IP adresi için ayda 5 dolar talep edilen Vint Cerf'ün telefonun diğer ucundaki ISS elemanına haykırışıdır (Vint'in anlattığına göre). IPv6 hakkında bilgi edinmek isterseniz teknoTurk.org'da yazdığım yazıyı okumanızı öneririm. ~o~ [26/9/2004] VoIP temelli telefon servisleri çıktı, iletişim de ilerleme değil gerileme yaşadık. Nasıl mı oldu? Servis (ses) kalitesini bir güzel onlarca yıl geriye götürerek oldu. Amerika-Türkiye arası ucuz diye kullandığımız telefon kartlarının çoğunda (Nurtel, 10-10-220, 101-6868) sıklıkla aynı sorun var: zaman zaman ya bir tarafın sesi hiç gitmiyor, ya yankı yapıyor, ya çok cızırtılı, ya da çok geç gidiyor (tamam, hakkını yemeyelim bazen de mükemmel çalışıyor). Hele bu sesteki gecikme olayı çok komik. Gecikmenin verdiği iletişim problemini çözebiliyorsunuz - telefonunuzu telsiz gibi kullanarak: duraksayarak ve karşı tarafın konuşmasının bittiğinden emin olunca konuşarak. Bu da sizi telefon teknolojisinden bile gerilere götürüyor, siz artık bir telsiz kullanıyorsunuz. Tabi ki normal telefon hattının dörtte bir fiyatına konuşabiliyorsunuz, ama gene de servis kalitesindeki düşüş acı bir durum. Bir servisin kalitesini düşürerek fiyatını azaltmak için teknoloji kullanmak biraz gülünç bence. Bu arada VoIP servisini sadece ucuz operatörlerin değil, fiyatlarını düşürmemiş operatörlerin de kullanıyor olması ilginç bir durum. Dakikasına 45 cent verdiğiniz AT&T servisi de aynı azizlikleri etmeye başlayınca insanın tam tepesi atıyor. Geçenlerde Türkiye'den bir arkadaşım beni aradı, Skype kullanarak. Dakikasına 2 cent galiba. Ama ona bedavaya geldi. Ses korkunç cızırtılıydı. Birkaç kere kapatıp gene aradı, değişen birşey yok. Neyse en azından arayanın kim olduğunu anladım da ben onu aradım. İşte böylece fatura da bana kesildi. Skype çok güzel bir "call back" servisi vermiş oldu. Bunlar çözülemeyecek problemler değil. Yeter ki operatörler Internet altyapısını kullanmayı ses iletişimini bedavaya getirmekle eşdeğer görmesinler. Internet'in temeli ne kadar best effort olsa da parayı verene servis kalitesi (quality of service) diye birşey var. Operatörler verdikleri servis ile müşterileri eski çağlara atlamak istemiyorlarsa kesenin ağzını açarlar ve IP trafiklerini daha yüksek garantili bağlar üzerinden taşırlar. Biz de karşımızdakinin ne dediğini anlarız... ~o~ [25/9/2004] Gene Çin'i eleştirmek gibi olacak ama haberlerde rastladığım için söylüyorum. Bilgi çağına bir başka katkıları da spam servislerini barındırmaları. Mesela CheapBulletProof.com, Çin'de konuşlandırılmış web sunucuları üzerinden spam servisi veriyor, ve web sitelerinin hiçbir şekilde kapatılamayacağını garantiliyor... Çin devletine dil uzatmadığınız sürece... ~o~ [22/9/2004] Aynı yollardan hem Japonya hem de Kore geçti. Teknoloji kervanına Amerikan ve Avrupa ürünlerinin ucuz taklitlerini yaparak katıldılar, zaman içinde imitasyonun yerini herkesi kıskandıran orijinal ve yaratıcı ürünler aldı. Çin de bu sürecin başında. Ama görünen o ki, bazı Çinli şirketlerin bu sürece karşı hiç sabırları yok. Huawei, adını Cisco IOS kodunu çalarak duyurdu, davalık oldular. Daha bu dava çözülmeden bir Huawei mühendisi, katıldığı teknoloji fuarında el ayak ortadan çekildiğinde rakip şirketlerin ürünlerinin kutusunu açıp içlerini fotoğraflarken yakalandı. İnsan bazen düşünüyor, acaba birçok Huawei mühendisinin kartvizitinde "Reverse Engineer" mi yazıyor? ~o~ [21/9/2004] Komşuda pişer bize de düşer. Nedir bu? Günümüze uyarlarsak, komşunuzun WiFi erişimli genişbant Internet erişim servisi. Bizim evin değişik yerlerinden en az 6 ayrı WiFi ağını görebiliyorum. Bunlarından en az ikisi herkese açık, yani ağ şifrelemeyle korunmamış. İstesem Internet'e bu ağlar üzerinden tabiri caizse beleşe bağlanabilirim. Böyle birşey yapınca sorunlardan biri de destek olurdu herhalde. Sizin servisini kullandığınızdan habersiz komşunuza şöyle dediğinizi düşünsenize "Şey, sizin WiFi router bana IP adresi atamıyor, bir zahmet reboot eder misiniz?". Bu problemin temelinde her ne kadar teknik camia "ya bu kullanıcılar da ne kadar güvenlik cahili, bir şu WiFi güvenliğini aktif hale getirememiş beceriksizler!" deseler de, asıl beceriksiz olan bu ürünleri sattığı kullanıcıların seviyesine uygun üretemeyenlerde. Tüketici elektroniğinde kullanım kolaylığı başta gelir. Kullanımı zor bir fonksiyon ölmeye mahkumdur. Güvenlik fonksiyonları şu anda bunların başında geliyor. Güvenlik konusunda Ar-Ge yapanlar için cazip bir konu... ~o~ [19/9/2004] Doğadaki hemen hemen her varlıkta olduğu gibi Internet de bir gelişim süreinden geçiyor. Internet doğdu, ve hala gelişimini sürdürüyor. Bu süreçte bir sonra olması gereken, Internet'in kendine çeki-düzen vermesi gibi görünüyor. Internet sonsuzmuş gibi görünen bir bilgi dağarcığı olmasına rağmen, aranan bilgiye ulaşmak o kadar da kolay değil. Kaynakların sunumu evrensel bir düzene tabi değil, aradığınız bir bilgi her yerde olabilir. İşte burada arama motorları karşımıza çıkıyor. Google'dan sonra Microsoft ve Amazon.com'un da bu alana girmesi, bu yönde gelişmenin bir göstergesi. Kanaatimce arama motorları yeni nesil Internet ve Internet kullanımına şekil verecek teknolojilerin başlangıcı. Hatta diyebilirim ki emekleme dönemi... Amazon.com'un yeni arama motoru A9'u denemek için tıklayın. ~o~ [18/9/2004] Eğer halihazırda başka kaynaklardan duymadıysanız, bu seneki üç IEEE başkan adayından biri Türk: Prof. Leven Onural. Ayrıca Division X Delegate/Director adaylarından biri de Prof. Tamer Başar. IEEE üyesiyseniz oy kullanmayı ihmal etmeyin. Ayrıntılı bilgi için tıklayın. ~o~ [15/9/2004] Merhaba! Bu köşede aklıma gelen ve dikkatimi çeken, bilişimle ilgili konuları kısa notlar halinde sizinle paylaşmak istiyorum. Gün geçmiyor ki yaptığım işlerle, okuduğum mesajlar ya da yazılarla ilgili kısa da olsa yazıya dökmek istediğim birkaç şey olmasın. Tabii bunların herbirinden oturup başlı başına birer yazı yazmak da mümkün, ama bende ne o kadar zaman ne de sabır var. Bunları unutup gitmektense kısa notlar halinde paylaşmayı düşündüm. Bu köşeyi bir çeşit weblog ya da benim kişisel kısa-kısalarım gibi de görebilirsiniz. Ben bunları zevk alarak yazıyor olacağım, umarım siz de okumaktan zevk alırsınız. Yazdıklarımla ilgili görüşlerinizi alper@teknoTurk.org adresime yollayabilirsiniz. Sevgiler, |