|
Türkiye'de Internet Start-Up'ları Toplantısı İzlenimleri |
|
16
Ekim 2000 Harbiye Askeri Müzesi sosyal tesislerinde gerçekleştirilen
“Risk Sermayesi ve Internet Start-Up'ları ve Finansmanı” konulu
toplantı ile ilgili izlenimlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Toplantıda
yapılan konuşmaların tam metni deşifre edildikten sonra turkeyhightech@egroups.com
(http://www.egroups.com/group/turkeyhightech) Fakat,
bu yazımda daha çok Türkiye'de son dönemde sayısı artan bu tür
toplantılar konusunda bir takım saptamalarda bulunmak istiyorum. Öncelikle
böyle toplantıların kim tarafından organize ediliyor olursa olsun Türkiye'de
de gerçekleştirilmesi ve basının ilgisini çekmesi çok olumlu. Gönül
isterdi ki bu ilgi çok daha önce başlasaydı ve Türkiye örneğin
ikinci bir İrlanda olsaydı, teknolojik gelişmeleri bu kez olsun tam
zamanında yakalasaydı. Bu defa Türkiye, 4-5 yıllık bir gecikmeyle
Internet teknolojilerine ve e-commerce’e adapte olma çabası içerisine
girmiş gözüküyor. Fakat, sürenin 4-5 sene olması sizi yanıltmasın
ve hemen Türkiye'nin bu defa çok da gecikmediği yorumuna ulaşmayın.
Bu
defaki teknolojik devrimin çok hızlı seyretmesi şahsen beni 4-5 yıllık
gecikme konusunda endişelendiriyor. Bu 4-5 yıl belki de eski ekonomi
kavramları içerisinde 30-40 yıla bedel bir gecikme. Baksanıza İnternet'in
başını çeken ABD’de e-commerce şirketleri kuruldu, büyüdü ve
şimdi konsolode olmaya başladı. Klasik ekonomide bu tür bir
konsolidasyon çok daha uzun bir zaman alır ve piyasaya geç giren
oyuncular kendilerine yine de bir yer edinebilirdi. Eskiden de piyasaya
ilk girmenin avantajı vardı fakat artık ilk girme avantajı çok daha
önemli hale geldi çünkü artık zaman daha hızlı akmaya başladı.
Artık yeni teknolojilere ve yeni iş modellerine girmekte geciken ülkeler
ve firmaları çok büyük engeller bekliyor. Tanıdık
bazı örneklerle konuyu açalım. Örneğin Amazon ve eBay gibi kendi
kategorilerinde ilk olan e-commerce şirketlerini ele alalım. Bu şirketlerin
zaman zaman sıkıntıya girseler de çok başarılı oldukları ve
yepyeni markalar haline geldikleri tartışma götürmez. Bu şirketler
nakit sıkıntısına düşebilirler fakat bu markaların yaşayacağını,
en azından güçlü gruplarca satın alınacaklarını rahatlıkla düşünebiliriz. Şu
veya bu şekilde başarılı oldukları konusunda fikir biriliğine vardığımız
bu online iş modellerini Türkiye gibi lokal bir pazarda uygulamaya ne
dersiniz? Yani Türkler'in sıklıkla yaptıkları gibi yurt dışında
denenmiş ve başarılı olmuş bir modeli Türkiye'ye getiriyoruz, ve
açıkçası bunu başkalarından önce yaparsak yerli piyasadan pay
kapabileceğimizi düşünürüz bu durumda öyle değil mi? Maalesef,
Internet ve e-commerce konusunda işler bu kadar kolay değil. Örneğin
Yahoo’nun kurduğu portal Türkçe içerik verdiği anda Türk pazarına
girmiş oluyor. Üstelik ne Türkiye'deki herhangi bir otoriteye hesap
veriyor ve hatta ne de com.tr uzantılı bir adreste faaliyet göstermek
zorunda. Türkiye'de de Yahoo tanınıyor ve doğrudan kullanılabiliyor,
öyleyse aslında Yahoo, Amazon zaten Türkiye'ye de gelmişler. Buradan
varılacak sonuç artık dünyanın özellikle e-commerce konusunda tek
bir pazar haline geldiği, coğrafi sınırların önemini kaybettiği
ve bunun yerini konuşulan dilin aldığıdır. Bu anlamda “Türkiye'deki
Internet Start-Up'ları” ifadesindeki “Türkiye” sözcüğü ne
kadar anlamlıdır tartışılır. Bir Internet Start-Up'ı kurduğunuzda
ülkeniz dışından da aynı şeyi yapmayı amaçlayan bir sürü
rakiple karşılaşıyorsunuz. Belki ifade olarak “Türkçe Internet
Start-Up'ları" ya da “Türkçe-İngilizce
Internet Start-Up'ları” gibi kategoriler daha makul. Fakat bu
durumda bile belli bir dilde kaliteli içerik sunabilen bir sitenin aynı
teknik altyapıyı kullanarak başka
bir dilde dolayısıyla o dilin kullanıldığı ülkelerde
benzer içerikte bir site hazırlaması çok zor değil. Dolayısıyla
rekabet aslında zannedildiğinden çok daha yoğun ve eskisine göre çok
daha global bir rekabet sözkonusu. Şahsen
Türkiye'de düzenlenen “Risk Sermayesi ve Internet Start-Up'ları”
konulu toplantılarda bu konunun gözden kaçtığını ve Internet şirketi
kurmanın sanki fabrika kurmaya benzer bir işmişcesine ele alındığını,
örneğin rakipler sorulduğunda sadece yurt içinde kayıtlı şirketlerin
kurduğu sitelerin akla geldiğini düşünüyorum. Buna yeni ekonomi içerisinde
yer alıp da hala eski ekonomi kafasıyla düşünmek ve coğrafyanın
önemini kaybettiğini fark edememek diyorum. Olaya
böyle bakıldığında Türkiye'nin çok değerli 4-5 yılı boşa
harcadığı açıkça gözüküyor. Bu fark kapanmaz mı derseniz,
Internet konusunda bazı trenlerin Türkiye için neredeyse kaçmak üzere
olduğu söylenebilr. Bu yüzden çok hızlı davranılması, Türkiye'de
Internet altyapısının çok hızlı bir şekilde kurulması ve gerekli
yasal düzenlemelerin yapılması gerekmektedir. Bunu yapmak ise Türkiye'deki
konunun taraflarının bir araya gelmesini ve güçbirliği yapmasını
gerektiriyor. Internet’le ilgili toplantıların en azından bu amaca
hizmet ettiği söylenebilir. Fakat o noktada da katılımcı sayısının
artırılması ve toplantı sonuçlarının daha geniş kitlelere ulaştırılması
önem kazanmaktadır. Ülke genelinde yeni teknoloji ve trendlere hızlı
adapte olma yeteneğini geliştirebilirsek en azından bundan sonraki
teknolojik devrimleri anında alabileceğiz belki de bir kısmına biz
öncülük edeceğiz. Bunun için de bu tür toplantıları çok daha
geniş katılımlarla düzenlememiz ve sanal ortamın olanaklarından da
sonuna kadar yararlanmamız gerekli. Yüksek
teknoloji konusunda ülkemizin en öndeki ülkelere yetişmesi ve hatta
en öne geçmesi dileğiyle, |