|
Artan Internet Trafiği Nasıl Taşınacak - Optik Bilgisayar Ağları (Optical Networking) |
|
Yaklaşık
son yirmi senedir PC çağı yaşandı. Bill Gates'in Microsoft'u Andy
Grove'un Intel'i hayatımıza, teknolojiye yön verdi. Artık PC devri
sona eriyor, yerini yavaş yavaş iletişim çağına bırakıyor. PC
çağından önce odalar büyüklüğünde mainframe'ler yoğunlukla
kullanılıyordu. En büyük şirket IBM idi. Intel'in kurucularından
Gordon Moore'un kuralı tüm çerçeveyi değiştirdi. Moore her 18 ayda
mikroçipler üzerindeki transistörlerin sayısının iki katına çıkacağını
söylüyordu. Bilgisayar/elektronik mühendisleri daha hızlı, daha
ucuz PC'ler dizayn etme yarışına girdiler. Yazılımlar büyüdükçe,
daha güçlü donanım gerektirdikçe her problem daha çok transistör
kullanarak çözüldü. Bu devir PC'ler için çip, yazılım, hard-disk
ve her türlü yan-birim üreten şirketlerin filizlendiği bir devir
oldu. Ama artık PC'nin teknolojik ve ekonomik arenada hızı kesildi.
Başarısız olduğu için değil, yeni bir çağ açıldığı için.
Muhakkak ki PC çok önemli bir teknoloji olarak kalacak fakat bundan
sonra heyecan başka yerde. Esasında
bunu görmek çok da zor değil. Geçenlerde bilgisayar ağı çağınının
bayrağını taşıyan Cisco, PC çağının bayrağını taşıyan
Microsoft'u borsada büyüklük açısından geçti. Intel dikkatini
bilgisayar ağı çipleri üretmeye çevirdi, küçük çaplı (low end)
PC meydanını AMD'ye bırakti. PC
çağında önceleri bilgisayar endüstrisi kendi içinde gelişimini sürdürdü.
Sonraları bilgisayarlar arası iletişimi sağlayan ağlar gündeme
geldi. Derken Ethernet, IP, ATM gibi veri iletişim protokolleri yaygınca
kullanılmaya başlandı. İnternet’in inanılmaz patlayışı
bilgisayar, telekom, veri iletişimi, ticaret dünyasını kısacası
herşeyi değiştirdi. Artık telefon şirketleri ses iletişiminden çok
veri iletişim trafiği taşımaya başladılar. İnternet’e bağlı
bilgisayar sayısı ve trafik astronomik bir şekilde artıyor. Fakat
kullanıcılar telefon şirketlerinin bakır tellerinin veri taşıma hız
limitlerine takılıp kalıyorlar. Artık 56Kbps'lık dial-up bağlantılar
yeterli gelmiyor. Bu probleme geçici bir çözüm olarak DSL (Digital
Subscriber Line) ortaya çıktı. Bu teknoloji telefon şirketlerinin ağlarını
hemen değiştirmek istemedikleri, milyarlarca dolarlık yatırımlarından
biraz daha verim almak, deyim yerindeyse sinekten yağ çıkarmaya çalıştıkları
çok pek kısıtlaması olan bir alternatif. Öbür tarafta 80'lerde
kablo televizyon şirketleri gelişmeye başladı. Geleceği gören,
Amerika'daki kablo TV ve telefon şirketleri henüz kullanılmasa da ağlarına
fiber-optik kablo döşemeye başladılar. Kablo TV şirketleri hybrid
coaxial ağlarıyla kullanıcılara kablo modem hızlı İnternet bağlantısı
sağlamaya başladılar. Esasında şu anda telefon şirketinizin sağladığı
tüm servisleri de sağlama kapasitesindeler ya da çok yakında
olacaklar. Yakında
televizyon, telefon ve VCR kavramları yok olacak ya da bildiğimiz
manadan çok değişecek. Telefon konuşmalarımızı İnternet üzerinden
yapacağız, istediğimiz her kanalı kablo TV hattından seyredecek, şu
ana kadar istediğimiz her filmi video-on-demand olarak kiralayabileceğiz.
Kısacası artık telefon, kablo TV, televizyon, bilgisayar, medya dünyaları
birleşecek. Bütün bu yüksek trafikli, hızlı iletişimi mümkün kılacak,
kullanıcılara sonsuz iletişim kapasitesi (bandwidth) verecek ağ
teknolojisi nedir? Şu
anda veri ağlarında binlerce yönlendirici (router), köprü (bridge),
anahtar (switch) ve hub var. Üzerlerinde veri pek çok değişik
protokolde taşınıyor. Bu internetworking birimlerin akılsız (dumb)
ve akıllı (intelligent) terminallerde olduğu varsayılıyor. Telefon
şirketleri ise üzerlerinde milyonlarca satır yazılım çalışan,
bakımı ve geliştirilmesi zor olan, aynı zaman diliminin kullanıcılara
paylaştirildiği (Time Division Multiplexing) özel anahtarlamalı
devreler (proprietary circuit switch) kullanıyorlar. Bu tip bir ağda
ise tüm işlem gücü (intelligence) ana anahtarlarda (switch) ve
terminallerin akılsız olduğu varsayılıyor. İnanılmaz boyutlarda
artan İnternet trafiğini elektronik ağlarda taşımak gittikçe zorlaşacak.
Şu anki pazar araştırmalarının sonuçlarına bakılırsa ağ
kapasitesinin her sene üç katına çıkmasını beklemek yanlış
olmayacaktır. Böyle bir trafik yükünü fiber-optik kablolar ile
omurgada ancak optik ağlar taşıyabilir. Saç
telinden daha ince bir fiber-optik kablo bugün tüm dünyadaki İnternet
trafiğini taşıyacak kapasiteye sahiptir. Optik ağlar ilk önce
elektronik ile bağımlı olarak gelişti. SONET/SDH standartları
optoelectronics'in ürünleri olarak ortaya çıktılar. Bu bağımlılığın
nedeni, optik sinyallerin belli mesafelerde elektronik sinyallere dönüştürülüp,
kuvvetlendirilip yeniden gönderilmesi zorunluluğu idi. Daha sonra yeryüzünde
nadir olan enjekte edilmiş (erbium doped) lazerlerin keşfi ile tamamen
optik ağlar mümkün hale geldi. Günümüzde bu lazerler sayesinde
optik sinyaller 4000km kadar sorunsuz gönderilebiliyor. Yakın
gelecekte telefon şirketleri bilgisayar ağı omurgalarını optik ağlar
ile değiştirecekler. Kullanıcıların terminallerinden çıkan
elektronik İnternet trafiği optik sinyallere çevrilecek. Gönderilen
trafik hangi protokol ile gönderilmiş olursa olsun sinyaller lazer
sayesinde çok uzun mesafelere taşınacak. WDM (Wavelength Division
Multiplexing) ile gönderilen trafik dalga boyuna (wavelength) göre varış
noktalarına gönderilecek. Şu andaki son testlere göre bu hız 80Gbps
seviyesinde. Optik ağlar bahsettiğim çok uzun mesafeler ya da ağların
omurgası haricinde yerleşimin yoğun olması dolayısıyla İnternet
trafiğinin yüksek olduğu metropolitan ağlarda da kullanılacak. Şu anda PC'lerimizin gücü İnternet bağlantımızın hızından çok daha fazla. İleride fiber-optik ağların yaygınlaşması ile istediğimiz tüm ağ kapasitesine kavuşacağız ve roller değişecek. Optik ağların hızı karşısında elektronik PC'miz yavaş kalacak.
|