Şişirme Haberler ve İnternet

 

Gün geçmiyor ki gazetelerde İnternet’in hayatımızda yine nasıl bir devrim gerçekleştirdiğini okumayalım. Ben kendi payıma Türkiye’de İnternet’in yaygınlaştığını, farklı alanlarda kullanılmaya başladığını okuduğumda heyecanlanır; bütün insanların elele, güle oynaya İnternet kullandığı pespembe bir gelecek hayal ederim. Yoksa “ederdim” mi demeliydim?

 

Filmini de izlemişizdir, Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “Gulyabani” romanı, “her gördüğüne ve duyduğuna inanma” mesajı verir. Ömer Seyfettin’in “Perili Ev” hikayesinde de aynı kıssa vardır. Şimdi de İnternet hakkında basında öyle haberler çıkıyor ki, “buna da inansak mı” diye düşündüğümüz oluyor. Bazen de magazin gazetelerinde, “Türk erkeklerinin dünyada eşi yok” diyen, genelde adı Helga olan, fotoğrafı yabancı bir magazin dergisinden aşırıldığı her halinden belli sarışın bikinili kadının haberinde olduğu gibi, sonuç gururumuzu okşadığı için üzerinde pek de düşünmeden geçiveriyoruz haberi. Halbuki öyle haberler var ki...

 

Bir gazetemizde çıkan habere göre Erzincan’ın Kemaliye ilçesi Yeşilyamaç Köyü’nde yoğun kar yağışı nedeniyle 23 gün mahsur kalan bir aile “köydeki tek iletişim kaynağı olan” İnternet ile yardım isteyerek kurtulmuşlar (“Erzincan’da Yeşilyamaç köyünde kar yüzünden 23 gün mahsur kalan aile İnternet’le yardım istedi”, Netgazete, 9.2.2000). İnsaf! Telefon varsa niye İnternet! Köyde uydu bağlantısı veya fiber optik kablo varsa o başka tabii...

 

Bir başka (muhtemelen balon) habere göre, Bursa’nın İnegöl ilçesine bağlı Alanyurt, Cerrah, Kurşunlu, Taşköprü ve Yenice beldelerinde faaliyet gösteren postaneler elektronik postanın yaygınlaşması nedeniyle zarar etmiş ve kapanma noktasına gelmiş (“İnternet’le birlikte elektronik postanın yagınlaşması postahaneleri kapanma noktasına getirdi”, Netgazete, 03.06.2000). Eğer e-posta bu kadar yaygınlaşmışsa ne mutlu bize!

 

Sözün özü, İnternet’in gelişmesi falan iyi de, şu haberlere biraz eleştirel bakabilsek hiç de fena olamayacak. Yoksa öyle bir noktaya gelecegiz ki gazeteler hikayedeki “yalancı çoban” durumuna düşecek ve gerçek kurt geldiğinde kimseler ona inanmayacak, bütün kuzuları kurt yeyip bitirecek.

 

 

Mete Yıldız