|
Türkiye’nin PKI Altyapısı Nasıl Olmalı?(*) |
|
PKI
son birkac senenin favori uygulamalarından biri oldu. Aslına bakarsanız
kavram olarak PKI kavramı eski bir kavram. Temelleri Public Key
Cryptography (Açık Anahtar Tabanlı Şifreleme) ile aynı yıllara,
yani 1970’lerin sonuna, dayanır. Amaç, Diffie ve Hellman’ın
temellerini attığı bu modern şifreleme sisteminin en büyük
sorunlarından biri olan açık anahtarların kimlik doğrulamalı bir
şekilde dağıtımını çözmektir. Herkesçe bilinmesinde bir sakınca
olmayan bu açık anahtarlar bir şekilde kişilere dağıtılmalı
ancak açık anahtarlar ile sahipleri arasında da güvenilir bir bağ
yaratılmalıdır. Sayısal sertifikalar ortaya atılan
ilk çözümlerden biridir. Bu sistemde güvenli bir Sertifika Otoritesi
(CA – Certificate Authority) kişilerin açık anahtarları ile
kimlikleri arasındaki bağıntıya kefil olarak kendi dijital imzaları
ile sertifika yaratır. CA’nın imzasını doğrulayan ve ona güvenen
herhangi bir kullanıcı da istediği kişinin açık anahtarını öğrenir.
Çok kolay gibi gözüken bu sistemde organizasyonel ve yönetimsel
olgular ön plana cıkmaktadır. Kimlerin hangi koşullar altında güvenilir
CA olabileceği, CA’ların sertifika üretimi sırasında izleyeceği
prosedür ve çevrim-dışı (off-line) kurallar, sertifika iptali ile
ilgili kural ve uygulamalar bu tür olgulara örnek olarak verilebilir.
PKI, dijital sertikaların kullanımı ile ilgili bütün oluşumların
bir araya toplanmış hali olarak tanımlanabilir. PKI sistemlerinin topolojik yapısı
sistemdeki çeşitli sayıdaki CA’lar arasındaki entegrasyonun ne şekilde
olacağı ile doğrudan ilgilidir. Hiyerarşik PKI yapılarında alt
seviye CA’lar üst seviye CA’lar tarafından birbirlerine bağlanır.
Hiyerarşik yapının alternatifi ise alt seviye CA’ların birbirleri
için çapraz sertifika (cross certificate) üretmesidir. Hiyerarşik
yapıda bir kural koyucunun gözetiminde, çapraz sertifika yapısında
ise sistem kendi iç dinamikleri ile bir bütün haline gelmektedir. Olayın ticari boyutu daha farklıdır.
Dünya çapında kendini “güven merkezi” (trust center) ilan
eden bazı PKI sağlayıcısı şirketler sertifikaları kendi bünyelerinde
üretmek isteğindedirler. Doğasında dağıtık olması gereken PKI
uygulamaları, bu gibi şirketler tarafından merkezi bir hale
getirilmeye calışılmaktadır. Bu tür bir yaklaşımın en iyi yanı
CA’ların entegrasyonu için ekstra bir çabanın gerekmemesidir. Bu
yaklaşım organizasyon açısından çok büyük artılar getirmekle
beraber bir çok soru işaretini de peşinden sürüklemektedir. Kısaca
bu sorunlara değinelim. 1)
Bu
tür bir merkeziyetçi yapıda merkezdeki PKI sağlayıcısı şirkete
hayat boyu bağlılık vardır. PKI sahibi, istediği zaman PKI’sını
kendi bünyesine almak veya PKI sağlayıcısını değiştirmek lüksüne
sahip değildir. Çünkü üretilen sertifikalar sağlayıcı şirketin
anahtarı ile üretilmiştir ve sağlayıcı değişikliği tüm
sertifikaları yeniden üretmek anlamına gelir. 2)
PKI sahibi şirket
PKI sağlayıcısına her sertifika başına yıllık ücret ödemek
zorundadır. 3)
Sonuçta bu
bir güvenlik uygulamasıdır. Bu tür bir PKI sağlayıcısı
kullanarak PKI sahibi kendi sertifika üretme yetkisini PKI sağlayıcısına
devretmektedir. O yüzden PKI sağlayıcısının güvenliğinden de
zincirleme olarak sorumluluğu vardır. 4)
Bu tür PKI
sağlayıcıları genellikle cok uluslu gözüken şirketlerdir ama
belirli bir ülkenin ağırlığı daha fazladır. Uluslararası bir PKI
sağlayıcılığına soyunmak tüm potansiyel üye ülkelerin ve bu ülkelerdeki
kuruluşların ortak güvenini gerektirir. Günümüzün ekonomik ve
politik şartlarında bu ortak güvenin sağlanması hiç de kolay değildir. 5)
Güvenin yanısıra
hukuksal sorunlar da vardır. CA sertifikalara imzasını koyarak bir
sorumluluk altına girmektedir. Bu sorunluluğun bir de hukuki dayatması
olmalıdır. Bir ihtilaf durumunda zarar gördüğüne inanan bir kullanıcı
(bu, sertifika sahibi olmayabilir de) hakkını arayabilmelidir. Ancak Türkiye
dışındaki bir CA’nın Türk mahkemelerince yargılanabilmesi mümkün
değildir. Türkiye’deki durum nedir? Türkiye’deki durumu anlatmadan önce
bu yazının kapsamının “enterprise PKI” denilen kurum-içi ve dışa
kapalı bir PKI olmadığını, Türkiye için ulusal bir PKI olduğunu
belirtmekte fayda var. Türkiye’de kurumlar ve şirketler özellikle
SSL uygulamaları için ihtiyaç duydukları sertifikaları uluslararası
CA’lardan temin etmektedirler. Bunun dışında bazı uluslararası
PKI sağlayıcı şirketlerin de Türkiye’de temsilcilikleri vardır.
Buradaki amaç, PKI sağlayıcısı mantığını Türkiye’de yaygınlaştırmaktır.
Kurum ve şirketlerin PKI konusunda kurum-içi bir çözüm geliştirme
konusundaki çekiniklikleri, PKI sağlayıcılarının da işine
gelmekte, bunu temel alan bu sağlayıcılar, dünya ile
bütünleşik, kurum ve şirkete organizasyonel açıdan minimum yük
getirecek çözümler önerebilmektedirler. Kısacası burada “alan
memnun, satan memnun” mantığı vardır. Ancak burada hesaba katılmayan,
alan ve satan dışında kalan, ama sistemi kullanan bir de “diğerleri”
vardır. Sertifikayı potansiyel olarak sistemi kullanan herkes doğrulayabilir
ve bunu yaparken de CA’ya güvenmek zorundadır. Yani CA’lık,
sertifika sahibi ile CA arasındaki güvenden çok öte bir güven
gerektirir. Bir şirket dışa açık PKI’sını bir PKI sağlayıcısına
hazirlatacaksa, bu sağlayıcıya sadece kendisinin değil, oluşturacağı
PKI’yı kullanacak tüm kullanıcıların güveneceginden de emin
olması gerekir. Maalesef gözardı edilen gerçek budur. Örneğin, tüm
kullanıcıların Internet tarayıcı programlarla gelen CA’lara güveneceği
beklenmektedir. Beklenmekten öte bu konuda kullanıcı adına kararlar
alınmaktadır. Sadece Türkiye’de değil tüm dünyada yapılan yanlıs bir uygulama da “deneme sertifikası” (Class 1 certificate) uygulamasıdır. Kullanıcıları sertifika kullanımına alıştırmak amacıyla yapılan bu uygulamalarda yanlış mesajlar verilmektedir. Kullanıcılar bu şekilde ücretsiz sertifikalarla sisteme entegre olduklarını sanmaktadırlar, ama bu konuda yanılmaktadırlar. Çünkü bu şekilde on-line üretilen sertifikalarda isim ve kimlik kontrolü yapılamamaktadır. Sertifika sahibi dilediği ismi kullanarak sertifikayı alabilir. Bazı CA’lar bu tür sertifikalarla isim kontrolu yapmadıklarını beyan etseler bile bu deklarasyonu beyanı ortalama bir Internet kullanıcısının anlamasını beklemek doğru değildir. Ne yapmalı? Yapılması gereken şey PKI ve
sertifika kullanımını yaygınlaştırmak adına yapılan bu tür yanlış
uygulamalardan bir an önce vazgeçmek ve sistemin gerektirdiği
kuralları ve prosedürleri uygulayarak sistemi sağlıklı bir şekilde
kurmaktır. O yüzden Türkiye’de CA olarak çalışacak yerli ve
yabancı kuruluşların uyması gereken standartlar belirlenmeli ve bu tür
kuruluşlar belirlenen standartlara uymaya zorlanmalıdır. CA olmanın
noter olmak gibi bir sorumluluğu ve hukuki anlamı olduğu düşünülerek
mutlaka bir denetim mercii oluşturulmalıdır. Farkli CA’ların entegrasyonunu sağlayarak
ulusal bir PKI oluşturmak için de düzenlemeler yapılmalıdır. Yukarıda
bahsedilen denetim mercii bu konuda da görev üstlenebilir. Farklı
CA’ların gerek hiyerarşik gerekse çapraz sertifika yöntemi
ile entegrasyonu mümkündür. Eğer hiyerarşik bir yapı gerekecekse
denetim mercii bu hiyerarşinin kökü olabilir. Kişisel olarak her ne
kadar hiyerarşik yapının geleneksel Türk yönetim anlayışına
uygun olacağını düşündüysem de bu entegrasyonun CA’lar arası
bir konsensus ile sağlanması fikri son zamanlarda bende daha ağır
basmaya başladı. Türkiye’de bir PKI altyapısı
kurulması için gerekli gördüğüm aşamaları kısaca özetlemeye çalışacağım. 1) Konunun uzmanı kişilerden oluşturulacak bir komisyon kurulmalıdır. 2)
CA olma normlarının belirlenmesi bu komisyonun ilk ele
alması gereken konu olmalıdır. 3)
Komisyonun belirleyeceği kuralların ve esasların bağlayıcılığı
gerekli hukuksal düzenlemelerle sağlanmalıdır. 4)
Bu esaslar dahilinde çalışacak şirket ve kurumlara
yetki belgeleri yine bu komisyon tarafından yapılacak bir ön araştırma
ile verilmelidir. 5)
Komisyonun diğer bir görevi de Türkiye içi entegrasyon
için kuralları belirlemek olmalıdır. Bunun için CA’larla ortak
hareket edilmeli ve sistem içinde ortak bir görüş oluşturulmalıdır.
6)
CA’ların periyodik denetimleri için ve olası şikayetleri
değerlendirmek üzere bir denetim mekanizmasi oluşturulmalıdır. Bu
mekanizma komisyonun bizzat kendisi olmamalı ama herkesin ortak güvenecegi
bir kamu veya özel kuruluş bu işi üstlenmelidir. İşin bir baska önemli tarafı da
uluslararası entegrasyondur. Sadece Türkiye içinde kalacak bir
PKI’nin başarılı olacağını düşünmek yanlıştır. Uluslararası
entegrasyon, ulusal ve yabancı CA’ların uluslararası kurallar ve
anlaşmalar çercevesinde birbirlerine çapraz sertifika vermeleri ile
sağlanabilir. Uluslararası entegrasyon için öncelikle ulusal yapının
topolojisinin belli olması gerekir. Hiyerarşik bir yapı seçilecekse
o zaman kök CA’nın vereceği ve alacağı çapraz sertifikalarla
entegrasyon sağlanır. Ancak ulusal yapı için çapraz sertifika
modeli seçilmesi durumunda uluslararası entegrasyon için de her CA çapraz
sertifikalar kullanmalıdır. Uluslararası çapraz sertifika üretirken
veya alırken izlenilmesi gereken kurallar da komisyon tarafından
belirlenmelidir. (*) Aslında yazının başlığında fazlalık var. PKI (Public Key Insfrastructure – Açık Anahtar Altyapısı) kavram olarak zaten bir “altyapı”. Altyapının da altyapısı olur muymuş diyenler için yazının başında kısa bir açıklama yapmak istedim. “PKI altyapısı” deyimini hem yazının başlığında hem de yazının içinde kullanmayı uygun buldum, çünkü sadece PKI deyiminin bazı durumlarda vermesi gereken altyapı anlamını, aslen İngilizce kökenli bir kısaltma olduğu için, veremeyeceğini düşündüm.
Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı yorum@teknoTurk.org ve levi@ece.orst.edu adreslerine yollayabilirsiniz.
|