|
Richard M. Stallman Röportajı |
|
Richard
M. Stallman 1984' te pek çok programcının kaybettiği özgürlüğü
kazandırmak amacıyla serbest bir işletim sistemi olan GNU projesinin
kurucusudur. 1991
yılında Association for Computing Machinery'den Grace Hopper Award,
1990'da MacArthur Foundation Fellowship, 1996'da İsveç'te Royal
Institute of Technology'den fahri doktor, 1998'te Electronic Frontier
Foundation'dan Linus Torvalds ile birlikte Pioneer Award, 1999'ta Yuri
Rubinski Award gibi ödüllere layık görülmüştür. Bu
ropörtaj 2000 yılı Aralık ayında e-mail aracılığı ile yapılmıştır.
Orijinaline (İngilizce) mümkün oldukça sadık kalınmaya çalışılmıştır.
1.
FSF'deki (Free Software
Foundation) rolünüz
nedir? Ben
FSF'in lideriyim. 1985'de kurulduğundan beri de yöneticisiyim. (GNU
projesi başladıktan yaklaşık 20 ay kadar sonra.) 2.
GPL'de bahsedildiği anlamda "Free(Serbest/Özgür)" ne
demektir? Kaynak kodunu ücretsiz olarak dağıtan programcılara nasıl
para kazanacakları konusunda ipuçları da verebilir misiniz?
Free
Software (Serbest Yazılım), özgürlükle ilişkili bir anlam içermektedir,
ücret değil. Herkesin yazılımı değiştirmeye ve dağıtmaya izni
olduğu anlamına gelir -- onu, insanların özgürlüğünün olduğu ve
birbiri ile ilişkide bulunmaya ve yardımlaşmaya teşvik eden bir yapıda
kullanmalarını sağlar. Programcı
olmayan kişilerin özgür yazılımın neden çok önemli olduğunu
anlamaları için belki de en iyi yöntem yazılımları yemek tariflerine
benzetmektir. Bu çok uygun bir benzerlik çünkü bir yemek tarifi aynen
bir yazılım gibi bir sonuç üretmek amacıyla bir çok aşamadan geçmek
zorundadır. Sık
yemek yapan kişiler kendi yemek tariflerini arkadaşları arasında paylaşırlar.
Ve bu tarifi alan kişiler de genelde bu tarifi değiştirirler, çünkü
bir yemeği tam anlamıyla tarifin söylediği şekilde pişirmeniz
gerekmez. Daha iyi bir yöntem aklınıza geliyorsa ağız tadınıza
uygun olan o yöntemle piişirirsiniz. Eğer aldığınız bir tarifi değiştirmişseniz
ve bunu başka arkadaşlarınıza da yemek olarak ikram etmişseniz, onlar
da sizden yemeğin tarifini isteyeceklerdir. Çok doğal olarak da siz de
kendi versiyonunuzu kağıda döker ve kopyalarını dağıtırsınız. Bir
yemek tarifini değiştiremediğimiz ve aynen tarifte yazdığı gibi yemeği
pişirmek zorunda olduğumuz bir dünya hayal edelim. Eğer yemek
tarifinizi başkaları ile paylaşırsanız ve bir de üzerinde değişiklik
yaparsanız korsan olarak nitelendirilir ve yıllarca hapse tıkılırsınız.
Bu bir zulümdür! Allah'tan şu anda kimse bunu yemek tariflerimiz için
yapmıyor. Fakat özgür olmayan yazılımın dünyası aynen bu durumda.
İşte zulüm budur. Bir
programın özgür olduğunu söylemekle onun karşılığında para ödenmesi
veya kime ödendiği hakkında hiçbir şey söylemiyoruz. Bu başka bir
sorudur. 1980'lerde özgür yazılım üzerine çalışan kişiler FSF'den
bağımsız, üniversitelerde herhangi bir ticari karşılık eklemeden çalıştılar.
Şimdi özgür yazılım üreten insanlar bu işten para kazanmanın
yollarını buldular ama yine de işin büyük bir kısmı halen gönüllüler
tarafından yapılmaktadır. Free
Software (Serbest Yazılım) hakkında yazarken lütfen "free"
kelimesini (eğer varsa) özgürlük ifade eden bir kelime olarak kullanın.
(İngilizce'de, pek de uygun olmayan bir kelime olan "free"yi
kullanıyoruz çünkü gündelik kullanımdaki İngilizce'de özgür anlamında
bir "free" kelimesi mevcut değildir. Bu dilimizdeki bir
eksiklik. GNU
GPL, bir programı serbest yazılım yapan tek lisans değildir. Benzer başka
lisanslar da mevcuttur. Tam bir listesi için http://www.gnu.org/philosophy/license-list.html
adresine bakınız.
1970'lerde
serbest yazılımı bir yaşama şekli olarak benimsemiş bir grupla
birlikte çalıştım. 1980'lerin başında bu birliktelik sona erdi.
Kendimi, yazılım geliştiricilerin içinde bulunduğu özgür olmayan
yazılımların (kapalı kodlu) hakim olduğu ve kullanıcının yardımsız
bırakıldığı, parçalanmış ve birlikte çalışmanın korsanlık
olarak nitelendirildiği çirkin bir sosyal sistemin içinde buldum. Bu
tür bir yaşantıyı reddettim. Ancak işimi özgürlüğe ve birlikte çalışmaya
adadığım zaman yaptıklarımdan gurur duyabileceğime karar verdim. 4.
Nereden para kazanıyorsunuz? Hayatınızda hiç kapalı-kodlu ve para ile
satılan bir program yazdınız mı? Bu
günlerde konuşmalarımdan aldığım para ile yaşıyorum. 1980'lerde
serbest yazılımlara eklentiler yazarak ve bu konuda dersler vererek
hayatımı sürdürüyordum. 1980'lerin
başında MIT'de kapalı bir program olarak piyasaya sürülen birkaç
program yazdım. Bu kodlar, MIT'nin Lisp Sistemi'nin bir parçası olarak
kullanıldı. Bu tecrübe beni MIT'den ayrılmaya ve GNU projesini başlatmaya
zorladı. Ayrıca GNU için, MIT'deki işimden ayrılmama yardımcı oldu.
5.
Hangi uygulamalar üzerinde çalıştınız veya şu anda çalışıyorsunuz?
GNU
sistemi için geliştirdiğim uygulamalar, GNU Emacs (geliştirilebilir
metin işleyici), GCC (GNU C Derleyicisi), GDB (Sembolic Hata Ayıklayıcı),
GNU ld (fakat bu versiyon yeni baştan yazıldı), GNU sort, Texinfo ve başka
daha küçük programlar. Bu
günlerde artık program yazmaya vakit ayıramıyorum. Bütün vaktimi GNU
projesini tanıtmaya yönelik aktivitelere ayrıyorum, çünkü bu bana şu
an için program yazmaktan daha önemliymiş gibi geliyor. (Program yazmak
çok daha eğlenceli olmasına karşılık.) 6.
Yazılım geliştirirken popüler ortamınız nedir? Kod yazarken izlediğiniz
bir yol/aşama var mıdır?
Programın
benim yazabileceğim bir kısmını görene kadar ararım ve bulunca onu
yazarım. Bunu yazarken aynı şekilde programın başka bir kısmını da
yazabileceğimi fark eder ve onu da yazarım. Bu böyle tamamı bitene
kadar devam eder. Bunu
yaparken veri yapılarını tasarımına ve dokümantasyonun iyi olmasına
çok dikkat ederim. Eğer veri yapısı doğruysa kod genelde kolay olur.
Eğer programın bir kısmını yazmak çok zor olmuşsa genelde veri yapısını
yeniden tasarlamak gereklidir. 7.
GNU, Linux, Hurd ve kendinizi bundan 5 yıl sonra nasıl görüyorsunuz? Bilmiyorum,
başka insanların neler yapacağına bağlı olarak pek çok ihtimal
olabilir. Örneğin,
yazılım patentleri eğer biz karşı çıkmazsak hepimizi öldürebilir.
Avrupa'da yazılım patentlerini kabul etmemek için halen bir savaş sürüyor.
Eğer
patent yasalarını geri püskürtmeyi başarırsak, GNU sistemin bir
versiyonu bugün Windows'un olduğu gibi evrensel olabilir. Bir sonraki
soru şöyle olacaktır: Bu bir özgür/serbest sistem mi olacak, ya da
birlikte çalışmayı kısıtlayıcı kapalı programlara da yer verecek
mi? Bugün, GNU/Linux sistemi dağıtıcılarının büyük bir kısmı, sürümlerine
serbest olmayan yazılımlar eklemektedir. Bu sistemin tamamının sizin
özgürlüğünüze saygı göstermediğini gösterir. Eğer toplum bunu
kabul etmeye devam ederse özgürlük ve birlikte çalışmanın amaçları
unutulup gider. 8.
Sizce GNU/Linux, bir sunucu işletim sistemi olarak mı kalmalı yoksa
KDE, GNOME, Kylix, OpenOffice gibi çalışmaları
destekliyor musunuz? GNU,
hiçbir zaman bir sunucu işletim sistemi olarak tasarlanmadı. 1984'te,
şehsen ben MIT'de birkaç pencere sistemi yazmıştım ve GNU sisteminin
bir grafik arayüzü olması gerektiğine karar vermiştim. 1980'lerin
sonlarında X11'i pencere sisteminin alt yapısı olarak adapte etmeyi
kararlaştırdım. Fakat hala sürükle bırak (drag-and-drop), dizin göstericisi
gibi üst katman yapılarına ihtiyacımız vardı. Kısaca ifade etmek
gerekirse bir masaüstüne (desktop) ihtiyacımız vardı. İlk
denememiz 1990'da daha Linux projesi başlamadan daha önce başladı.
Fakat bu çalışmadan vazgeçildi. İkinci denememiz 1994 ve 1995'te başladı
ve masaüstünde kullanmayı planladığımız önemli bir mekanizma olan
Guile'ın geliştirilmesiyle sonuçlandı. Üçüncü denememizin adı
GNOME oldu ve sonunda başardık. GNOME,
KDE ve OpenOffice hepsi de serbest yazılımlardır ve GNU sisteme masaüstü
alanında yardımda bulunabilirler. Benim
fikrime göre Kylix, serbest bir yazılım değildir (hatam varsa düzeltin),
kütüphaneleri serbestçe dağıtılsa bile. Eğer "Özgür dünyada"
kullanılmak ve geliştirilmek üzere bir serbest yazılım yazmak
istiyorsanız programın serbest kütüphaneler ve serbest bir geliştirme
platformunda geliştirilmiş olması gerklidir. Ücretsiz
kütüphaneler ve araçlar meselesinde en kötü ve tehlikeli örnek Java
alanındadır. Serbest yazılımı seven pek çok programcı Java dilinden
etkilenmekte ve ne yaptıklarını düşünmeden Sun'ın serbest olmayan kütüphane
ve araçları ile yazılım geliştirmektedir. Sonuç: serbest bir işletim
sisteminde kullanılamayacak bir serbest yazılım üretmiş oluyorlar. Bu
hatayı siz yapmayın. Java programı yazmak istiyorsanız, kullandığınız
platformdan serbest olan Java araçlarını kullanın. Sun'ın araçlarını
ve kütüphanelerini kullanmayın. 9.
Biraz özel hayatınızdan bahseder misiniz? (medeni haliniz, çocuk, eğitim,
müzik, felsefe, yiyecek, ev tarzınız...) Medeni
halin neye karşılık geldiğini tam olarak anlayamadım. Hayatımda bir
"statü" aramak için çok fazla çaba sarfetmedim. Benim
tek çocuğum serbest yazılım hareketidir, şu anda neredeyse çok
hassas bir yaş olan 17 yaşına basıyor. Son günlerde açık kaynak
kodu akımı (open source movement) adındaki asi arkadaşlarıyla takılıyor.
Sonuç olarak, sisteme özgür serbest olmayan yazılım eklemek gibi
kabahatlar işlemesinden korkuyorum. Harvard'da
fizik ve matematik eğitimi gördüm. MIT'de işletim sistemlerini
programlayarak öğrendim. Ayrıca birkaç tane alakasız konu üzerine de
çalıştım. Mesela Çince ve yakın doğunun tarihi (MÖ. 500 yılına
kadar) vb... Mezun
olduğumda bir fizikçi olmak için ilgimi yitirmeye başlamıştım,
program yazmak daha eğlenceli geliyordu, her gün işe yarayacak bir şeyler
yazabiliyordum. Sonunda tamamen programlamaya yöneldim. Fakat hala fizik
konusunda oldukça meraklıyım, çünkü fizik evrenin özünü ve tabiatın
temel ilkelerini çözmekte kullanlılıyor. Pekçok
ülkeden çok çeşitli müziği seviyorum. Bu listede Türkiye'ye komşu
ülkerin (Yunanistan, Bulgaristan, Ermenistan) müziklerinin yanında Türk
Halk müziği de yer alıyor. Türk ve Ermeni müzisyenleri özellikle
Osmanlı zamanında çok yakın ilişki içindelermiş fakat iki kültür
arasındaki ilişkiler bu trajik sonuna erdi. Ayrıca kimi zaman Türk
klasik müziğini de beğenerek dinledim. Lezzetli
yemekten çok hoşlanırım. Hayatımdaki en önemli zevklerden birisidir.
(Hatta bu yazıyı yazarken Paris'te çıtır çıtır bir ayçöreği
yiyorum). Türkiye'de özellikle karabiberli pilav ve ezogelin çorbasından
hoşlandım. Maalesef bu çorbayı başka ülkelerdeki Türk restoranlarında
bulamadım. Bu arada Ezo kimdir? Bu çorbaya neden böyle deniyor? Felsefi
açıdan, ben bir "dinsiz hümanistim". Tanrının varlığına
dair herhangi bir bilimsel delil yok ve ben de hiçbirisine inanmıyorum.
Fakat eğer böyle insanüstü bir güç olsaydı bile, onun ahlaklı ve
bize verdiği komutların ahlaki açıdan doğru olduğunu kimse garanti
edemezdi. Bir tanrı diktatörlerin en kötüsü olabilirdi.
Biz
dünyanın iyi bir yer olmasını istiyoruz. Bu konuda kendimizden başka
kimseye güvenemeyeceğimiz için, iş bize düşüyor. Dünyayı daha iyi
bir yer yapmak için elimizden geleni yapmalıyız. (Tabii ki daha iyinin
ne demek olduğunu kendimizce belirledikten sonra.) GNU benim bu konuda
bulduğum en iyi yol. GNU, dünyanın en önemli problemini çözemeye
yaramıyor fakat ben daha büyük problemlerin nasıl çözüleceğini
bilmiyorum zaten. GNU için çalışarak nasıl yapılacağını bildiğim
konularda bazı şeylerin daha iyi olmasını sağlamaya çalışıyorum. 10.
Türk GNU kullanıcıları için bir mesajınız var mı? Pekçok
kişi, GNU/Linux sistemine geçiyor çünkü bu sistem güçlü, güvenilir,
karizmatik ve ucuz. Bu sistemin bu avantajlara sahip olması güzel birşey
ama bunları göz önüne alırken asıl önemli olanını unutmamalıyız.
Serbest yazılım bizim özgürlüğümüze saygı duyar, serbest yazılım
bizim birlikte çalışmamızı mümkün kılar. Serbest yazılım
insanların birbirine yardım ettiği bir ortamı yaratır. Tam tersi
olarak da kapalı yazılım insanların ayrık ve yardımsız bırakıldığı
çirkin bir sistem empoze eder. Teknoloji içinde kaybolup, insanlık, kardeşlik gibi olguları unutmayın.
Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı umut@trlinux.com ve yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.
|