Karel Capek, "Rossum'un Evrensel Robotları (1921)" oyununu yazdığında teknoloji
ve bilimde yeni bir dalın ismini bulduğunu bilmiyordu. Robot kelimesi kabaca
"köle işçi" anlamına gelen Çekçe "robota" kelimesinden geliyordu. Her ne kadar
robot kelimesini Capek bulduysa da ondan çok önce insanoğlu mekanik/demir
adamları hayal ediyordu. Günümüzde bu hayalleri gerçekleştirmeye adım
adım yaklaşıyoruz.
Honda'nın ilk robotu olan P3'ü selam verirken gördüğümde hayran kalmıştım. Benim
için ilk defa bir robot makinalıktan çıkıp kişilik kazanmıştı. Neden
olmasın ki, P3 yürüyor, merdiven tırmanıyor, futbol oynayıp penaltı
atıyordu. Ve hepsinden öte karşımda duran öyle altı ayaklı veya üç tekerlekli
bir makina değil, uzay elbisesini giymiş bir astranottu. Bir an için
onun makina olduğunu unutursanız, P3'ü seyrederken bir insanı gördüğünüzü
düşünebilirsiniz. Oysa gerçekler ne kadar da uzakta bundan. Evet, P3
iki ayaklı makina araştırmasında bir devrim olabilir, ama henüz bir insan
olmaktan çok uzak. Her şeyden önce kendi kendine karar veremiyor ve
uzaktan yönetiliyor. Bunu kabul edilir mi buldunuz, peki şarjının yarım saat sürmesine
ne demeli? Bu da mı tamam. O zaman sıkı durun, her hangi bir gösteriden sonra
robotun eklem motorlarının çoğunun yandığını ve yeni gösteri için yeni
motorların takılması gerektiğini duyunca artık herhalde ne demek istediğimi
anlamışsınızdır. Honda'nın araştırmacıları P3'le kalmadılar, onun
daha iyi versiyonu ASIMO'yu çıkarttılar.
Sony de durur mu, robot
köpeği Aibo'ya bir de robot sahip, SDR-3X, yaptı. Honda'nın robotlarından
daha küçük olan bu robot ileride insanların yük taşımasına yardım etmek
için geliştiriliyor. SDR-3X'in , P3 ve ASIMO'dan aşağı kalır yanı yok hani!
O da yürüyor, dans ediyor ve futbol oynuyor.
İnsansı robotlar, araştırmacıların doğadan
kopyaladıkları tek canlı değil. Karınca,
yılan (video),
böcek, sinek,
balık, deniz
anası sosyal davranış veya biçim olarak kopyalanmış robotlara bir kaç
örnek. Bu tür biomimetik robotlar biyolojik canlıların analizlerinin daha
iyi yapılabilmesine ve teorilerin denenmesine yardımcı oluyorlar. Böylece,
bağımsız (otonom) robotlar üzerine yapilan araştırmalar, bilimin analiz
özelliğiyle mühendisliğin sentez özelliği arasında bir köprü oluşturmaya
çalışıyor. Ama ne yazık ki bu robotlar hala çok kısıtlı düzeyde bağımsızlar.
Evet, henüz tam anlamıyla oturup
karar veren robot yapılamadığı için bilim adamları hileye başvurmaktan
çekinmiyorlar. Amerika'da Ford otomobil fabrikasına giderseniz kapıda insansı
bir robot görürsünüz. Bu robot bir insanın yapabildiği pekçok hareketi
yapabilir. Robotu incelerken bir anda sizi işaret edip kıyafetiniz hakkında
yorum yapmaya başlarsa sakın şaşırmayın. Çünkü sizinle konuşan robot
değil onu kontrol eden kişidir. İçerideki bir odada kameradan sizi izleyen
bu kişi, üzerine giydiği elbise yardımıyla her
türlü hareketi robota yaptırabilmektedir.
Yakında bu elbiseye de gerek kalmayacak. Şimdiden Duke Universitesindeki bilim
adamları beyin dalgalarını kullanarak maymunların
robot kollarını hareket ettirmesini sağlıyabiliyorlar. Bu çalışmanın
benzer çalışmalardan farkı, beyne yerleştirilen neuronların yardımıyla
beyindeki sinyalin robota gönderilmesi. Ama henüz robottan gelen sinyaller
beyne gönderilmiyor. Eğer bu da sağlanırsa tıpkı kendi vucüdumuzu
kontrol edebildiğimiz gibi bir robotun vucüdunu kontrol edebileceğiz. İngiliz
profesör Kevin Warwick yakın bir
zamanda bunun uygulanabilirliğini test edecek. Sol kolunu kontrol eden
sinirlere bağlanmış bir yonga ile bir robotu kontrol edecek olan Warwick,
aynı zamanda robotun sonarından gelen bilgileri beyninde hissedecek.
Uzaktan kumanda edilebilen
robotların bir başka kullanım alanı da uzak-bulunum (telepresence). Kendi
gidemediğiniz yerlere kendi robotunuzu göndereceksiniz ve bu robotu kontrol
ederek sanki oradaymış gibi dolaşacak, etrafa bakınacak ve konuşacaksınız.
Daha şimdiden bu iş için ticari olarak üretilmiş robotlar var. Örneğin iRobot
Internet üzerinden böyle bir robotu kontrol etmenizi sağlıyor. Amigobot
daha da ileri giderek sizin internet üzerinden kendi robotlarını kullanmanıza
izin veriyor. Bir deneme sürüşüne ne dersiniz? Bunun için http://www.amigobot.com/amigo/linkdownload.html'den
WorldPass yazılımını indirmeniz yeterli.
Elbette bütün robotlar insanlar
tarafından kontrol edilmiyorlar. Örneğin Carnegie Mellon Üniversitesi'nin NOMAD
robotu Antartika'ya götürülüp tek başına bırakıldı. Amaç robotun
Mars'tan gelen meteor parçacıklarını bulmasıydı. Tamamen bağımsız
hareket eden bu robot 45 gün içerisinde bir sürü meteorit bulmayı başardı.
Robot Kupası'na katılan takımların
oyuncuları da bağımsız robotlar. Burada amaç verilen süre içersinde en
çok golü atmak.
İster uzaktan kumandalı, ister önceden programlanmış, ister tamamen bağımsız
olsun, robotlar artık aklınıza gelebilecek her alanda varlar. Onların işlevleri
ve şekilleri konusunda tek kısıtlama araştırmacıların hayal güçleri.
Belki de dünyanın en küçük robotu olan Sandia
Mini Robotu (MARV) madeni bir paranın üzerinde hareket edebiliyor. CSIRO
Kepçe-robotu ise 5000 ton ağırlığında, yüzlerce metre uzunluğunda
kollarının yardımıyla madenleri çıkarıp atabiliyor. Yakında uçaklar
tamamen insansız haraket edebilir hale gelecekler.
Robotların hayatımızdaki yerleri
arttıkça yeni problemler ortaya çıkıyor. Örneğin onlarla daha rahat nasıl
iletişim kurabiliriz veya elektrik bulamazsak ne yaparız gibi. MIT'deki bir
grup araştırmacı KISMET
projesiyle, robotların insanların günlük hayatta kullandığı yüz
ifadelerini taklit etmelerini sağlamaya çalışıyorlar. Amaç böylece
insanların robotlarla daha rahat iletişim kurmalarını sağlamak.
Elektriksizliğe çözüm olarak ise doğal besinler öne sürülüyor. Gastrobotlar
tıpkı doğadaki canlılar gibi organik besinleri alıp kendileri için kullanılabilir
enerjiye dönüştürecekler.
Teknoloji ilerledikçe
mekanik tasarımdan doğan sorunlar azalıyor ama yapay zekaya dayalı problem
hala çok fazla. Bir arkadaşımın deyimiyle, Dünya'dan Mars'a robot (Sojourner) gönderebiliyoruz fakat o robota kuş kadar beyin koyamıyoruz. Ama yolun önü aydınlık. Belki bir gün gelecek hiç kimse
çalışmak zorunda kalmayacak. Herkesin kendine ait robotu o kişinin yapması
gereken işleri yapacak. O zaman, belki robotlar bıkıp usanmadan çölleri
işleyip ormanlara çevirecekler. Dünyada aç insan kalmayacak çünkü
robotlar karşılıksız olarak insanlar için besin üretecek.
İşte o zaman belki dünyaya gerçek anlamda barış ve
sevgi gelecek.
Sağlıcakla kalın.
Osman Bayazıt
Notlar
- Bu yazının hazırlanmasına önerileriyle katkıda bulunan
Erol Şahin'e teşekkür ederim.
- Yazı içerisinde kullanılan resimler sırasıyla Robodex, Sarcos, iRobot, NASA ve MIT sitelerinden
alinmıştır. Başlıktaki resimlere
yazı içerisindeki linklerden ulaşılabilir.
İlgili Siteler
- Robot Müzesi
- NASA Haftanın Robot Sitesi
- İnternet'deki Robot Simulasyonları
- Robodex 2000 Resim ve Filmleri
- Robot Malzemeleri
- Diğer Linkler
Bu
yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı burchanb@cs.tamu.edu
ve yorum@teknoTurk.org
adreslerine
yollayabilirsiniz.
|