|
Internet'te Yeni Bir İş Modeli Büyük Yazılım Firmalarını Tehdit Ediyor |
|
Önümüzdeki on yıl geçen on yıla gore bilişim
sanayine yatırım yapmayı planlayan girişimciler için eskisi kadar
parlak geçmeyecek. Çok kısa zamanda yüzde 1000'lere varan büyüme hızları,
cazip kar marjları ile dünya literatürüne “yeni ekonomi” kavramını
sokan irili ufaklı binlerce “start-up”ın önemli bir kısmı 2000 yılının
Nisan ayından bu yana varlıklarını sürdürebilecek risk
sermayesini bulmakta zorluk çekiyorlar. Bu şartlar altında sektöre
girebilmenin iki yeni yolu varmış gibi gözüküyor. Ya şirketinize müşteri
odaklı, hızlı ve kaliteli çözümler üreten bir yapı kazandırıp büyük
şirketlere pazarlamak, ya da orta ve küçük ölçekli işletmelere
ekonomik çözümler sunan bir yapıyı kabul ederek büyük şirketlerden
pastada arta kalan ile idare etmek. Application Service Provider ya da Uygulama Servis Sağlayacıları
(USS) terimi geçtiğimiz bir kaç sene içerisinde bilişim
terminolojisine girdi. Çeşitli ufak yazılım firmaları Oracle,
PeopleSoft, SAP, JD Edwards, I2, Ariba ve CommerceOne gibi büyük
devlerin pazarına göz dikmişti. Bu şirketler Internet ya da özel ağlar
üzerinden belirli konularda hizmet vermeye başlamışlardı. İnsan
kaynakları, lojistik, finans, üretim, planlama gibi iş yaşamının
kalbini oluşturan alanlarda ucuz, çabuk ve basit çözümler sunarak kısa
zamanda önemli pazar paylarına ulaştılar.
USS'lerin kısa zamanda bu kadar populer hale gelmesinin ana
sebeplerini şu şekilde sıralamak mümkün sanırım. USS'ler kolay ve ucuz çözümler üretebiliyorlar. Günümüzde
şirket bünyesine ERP (Enterprise Resource Planning) çözümleri entegre
etmek isteyecek şirketlerin sadece yazılım için 1-3 milyon dolar arası
bir yatırım yapması gerekmekte. Bu harcamanın 5 ile 10 katı ise
entegrasyon süresince alınan danışmanlık hizmetlerine ve şirket çalışanlarının
eğitimine harcanmakta. Güncelleme, yazılımın şirket bünyesine adaptasyonu,
başarılı bir ERP yazılımının hayata geçmesinin 9 ay ile 2 sene
arasında sürmesi; yatırımın hem maddi tutarını artırmakta hem de
bu süre içerisinde fırsat kaybı riskini de beraberinde getirmekte.
USS'leri cazip kılan başlıca noktalardan bir tanesi de şirketlerin
kendi içlerindeki BT bolümlerinde herhangi bir değişiklik yapmak
zorunda kalmamaları. Bir USS ile anlaşan firma ne yazılım ne de donanım
için bir yatırım riskini almadığı gibi, kendi içerisinde benzer bir
yazılım üretme gibi bir zorluktan da kurtulmakta. Bu da elbette tüm
firmalar için hayati önem taşıyan konularda riski azaltmakta. Ne insana, ne yazılıma, ne de donanıma yatırım yapmamış
firmalar kaliteli, çabuk ve kolay bir çözüme ulaşarak gittikçe
azalan kar marjlarının yarattığı baskıyı bir ölçüde azaltarak
hizmet ve ürün kalitelerini artırmayı ummaktalar. Özellikle, USS'leri
cazip kılan bir diğer nokta ise bu hizmetlerin ücretlenme yöntemleri.
Piyasada görülen ücretlendirme yöntemleri aylık bir üyelik aidati alınması
ya da kullanıcının USS'den yararlanma suresi baz alınarak ücretlendirmeye
gidilmesi gibi gözüküyor. Yukarıda belirtiğimiz tüm noktalar bilişim
sanayinin parlayan yıldızı USS'leri cazip kılan noktalar. Ancak ben,
USS'lerin kısa zamanda bu kadar popüler olmasının ardındaki sebebi
gerçekte bu hizmetlerden yararlanan firmaların kendi iç yapılarındaki
değişimi ve bunun doğuracağı riski en aza indirme çabaları olduğu
şeklinde yorumluyorum. Milyon dolarlık ERP yatırımlarının acaba şirket
ihtiyacının ne kadarına ilaç olabileceği ya da şirket çalışanlarının
bu yazılımı ne kadar benimseyip etkin bir şekilde kullanmaya başlayacakları
şirket yöneticilerin korkulu rüyası. Bu noktada da yöneticiler
tercihlerini haklı olarak USS seçeneğinden yana kullanmaktalar. Tüm bu
avantajlarına rağmen USS modelinin zayıf olduğu noktalar da elbette
mevcut. Bunların başında güvenlik geliyor. Şirketler için
hayati önem arz eden bilginin üçüncü bir kurumun elinde olması şirketleri
rahatsız etmekte. Zira bu bilgiler için aynı sektörde rekabet halinde
olan diğer şirketler bir servet ödemeye hazırlar. Ayrıca çabuk,
kolay ve ucuz olmasına rağmen USS'ler müşteri odaklı esnek çözümler
üretmekten uzaklar. Zira Internet üzerine kurulan ve tüm kullanıcıların
hizmetine açık olan bu uygulamaların farklı müşteriler için farklı
şekilde düzenlenmesi pek mümkün gözükmemekte. Ve elbette verim. Müşteri
odaklı çözümler yerine genel, kolay, çabuk ve ucuz çözümler üreten
USS'lerin şirketlerin verimini ne kadar arttırabileceği tartışma
konusu. Tüm bu artı ve eksileri ile bilişim sektörünün başında kara bulutların dolaşmaya başladığı 2000 yılına bir heyecan getirdi USS'ler. Ve uzun müddet de büyük yazılım şirketlerini zorlamaya devam edecekler. Ama görünen o ki bilişim sektörünün ürün odaklı bir sanayi olmaktan çıkıp servis odaklı bir sanayi haline gelmekte oldugunun farkına varan büyük oyuncular derslerini almışa benziyorlar. Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı boraisbulan@hotmail.com ve yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.
|