|
Turizm, Kültür ve Teknoloji |
|
"Kültür Pasaportu"... Bu kavram ve ilk uygulama örneği ile ilk kez Tayland’da karşılaşmıştım. Tayland, 1998-1999 yıllarında, "Amazing Thailand" başlıklı bir turizm kampanyası uyguluyordu. Her turiste, ülkeye girerken, Tayland’daki en az beş kültürel etkinliğekatılmasını teşvik eden, pasaport formatında hazırlanmış bir belge ("Kültür Pasaportu") veriliyordu. İzcilerin taşıdığı kılavuz kitaplardan esinlenilerek uygulamaya konan fikir, ziyaretçilerin, "Tayland’da iken, bol bol... Dinlenmeye, Yemek yemeye, Biniş deneylerine, Satın almaya ve Hizmet almaya..." davet edilmesi esasına dayalı idi. "Dinlenme"; iyi ve yüksek kaliteli yerlerde kalip, buralardaki konforun tadını çıkartmak, "Yemek"; en az bir kere bir "Thai" yemeği yemek, "Biniş"; "tuktuk"lara veya fillere bir kere olsun binmeyi denemek, "Satın almak"; mağazalardan Tayland ürünleri almak, "Hizmet almak"; Tayland’lı masajcılardan, kuaförlerden, terzi ve diş hekimleri ve benzerlerinden hizmet almak... bağlamında ele alınmıştı. İngilizce, Japonca ve Çince hazırlanan, Bangkok ve diğer yerleşimlerin haritalarını da içeren "Kültür Pasaportu", dünyanın her yerindeki Tayland elçilik ve konsolosluklarından, Tayland’daki belli başlı hava alanlarından, ülke içinde de, "duty-free" mağazalardan alınabiliyordu... Uygulamaya gelince... Ziyaretçinin yukarıda sayılan servisleri her kullanışında, "Pasaport"una konu ile ilgili bir damga basılıp, imza atılıyordu. Tayland’ı terk etmeden önce turist, "Bangkok International" Havaalanı’nın PR departmanında, "Kültür Pasaportu"nun depozitini almaya davet ediliyor ve kendisine bir hatıra veriliyordu. Eğer pasaportta 10 ya da daha fazla damga varsa, sonradan adresine bir de "Tayland Onur Konuğu" belgesi gönderiliyordu... Aynı "Amazing Thailand" kampanyasına yalnız turistler değil, Tayland halkı da katılmaya teşvik edilmişti.En görkemli alışveriş merkezlerinden, otellere, lokantalara, sokak terzilerine, mücevher marketlerine kadar kampanyaya katılanların mekânlarına "Amazing Thailand" amblemini taşıyan tabelalar takılıyor ve buralardan ürün ve hizmet satın alan turistlere özel kuponlar veriliyordu. Bu kuponlarla yapılan her alışveriş, bir sonrakinden belli oranlarda "indirim" alınması gibi "teşvik edici" (!) bir sonuç doğuruyor, turistler, oranları gittikçe artan bu indirimleri alabilmek için harıl harıl alışveriş yapıyordu. Türkiye için "Akıllı" Kültür PasaportuGeçenlerde, Microsoft Türkiye’nin, İstanbul’da, "CreaWorld"de yaptığı bir "Mobile Internet" sunumunda "Smart Card" örneğine de değinildi. İçinde bir chip (yonga) bulunan, tüm kişisel bilgilerin depolanabileceği ve yakında geniş bir piyasası olacağı umulan kartın kullanım alanları örneklenirken, aklıma Tayland’ın kültür pasaportu ile bu "smart card"ı üstüste koymak geldi. Çünkü o günlerde, üyesi bulunduğum Sultanahmet CAT Turizm haberleşme grubunda, hararetle Türkiye’nin turizm pazarlama stratejilerinde "promosyon" konusu ve promosyon teknikleri tartışılıyordu. "Şöyle bir ’Akıllı Türkiye Pasaportu’ olsa" diye düşündüm... Gümrük ve pasaport kontrolundan geçtikten sonra isteyen turiste verilse... Kullanıldığı noktalarda damgalar, imzalar, pullar...v.b. yerine bu pasaport bir optik okuyucudan geçirilip, geldiği nokta otomatik olarak üzerine işlense... Asya’dan Avrupa’ya geçişte bir özel damga, diyelim Milenyum taşını ziyaret edişte, bir tane daha... Müzeleri ve ören yerlerini ziyarette, Kapadokya’ya gelişte, Pamukkale’den geçişte... Saymakla bitmeyecek kadar kültür mirası zenginiyiz ya... Bu düşünceyi kısaca özetleyip grubun haber listesine atınca, üyelerin içinde bulunan teknoTurk bu yaklaşımla ilgilendi... Fikri biraz daha geliştirip bu yazıyı yazmamı istedi. Bu nedenle "smart card"ların tarihçesini biraz araştırdım Internet’te. Örneğin, Smart Cards Museum adresinde güzel bir kaynak var. "Museum" başlığı altında 70’li yıllardan 1998’e kadar akıllı kartların geçirdiği aşamaları derleyip toplamışlar. "City Cards" ve İstanbulÖte yandan "Avrupa Sanat Kentleri" ("Art Cities Europe") inisiyatifinin "City Card" uygulaması da yaygınlaşıyor. Şu ana kadar 15 Avrupa ülkesinden 23 kent için özel "City Card" yapılmış. Bunların hiçbiri birbirinin aynı değil ama, amaç ve işlevleri aşağı yukarı Tayland örneği ile aynı. "Avrupa Sanat Kentleri" projesinden hazır sözetmişken, bu girişimin ilk kez 2001 yılı Mart’ında Berlin’de ITB 2001 fuarının bir yan etkinliği olarak düzenlenen sergi ile günışığına çıktığını, bu sergiye bir Avrupa sanat kenti kimliği ile İstanbul’un da katıldığını belirtmeden geçmeyelim. TUROB (Türkiye Otelciler Birliği) tarafından "Art Cities Europe" sergisinden satın alınan 6 metrekarelik bir alanda İstanbul nasıl güzel anlatılabilirdi? Bunu bu satırların yazarı, eskiden bir kültür sanat sayfası olan Milliyet’teki, "Web’de Kültür Sanat"başlıklı bölümünde anlatmaya çalışmıştı: "İstanbul 6
metrekare":http://www.milliyet.com.tr/2001/02/09/sanat/san01.html Sonuçta Bülent Erkmen’in dahiyane grafik anlatımı ile biçimlenen İstanbul katılımı başarıyla gerçekleşmiş ve http://www.artinistanbul.org adresinde bir başlangıç sayfası açılarak, proje Internet’e de taşınmıştı. "Art Cities Europe" 2002 ve sonrası için de çalışmalar sürüyor... "The Tourist Kitsch-man"!"Smart Card", "City Card", Kültür Pasaportu,Akıllı Kültür Pasaportu... Adı ve teknolojisi o kadar da önemli değil. Önemli olan ülkenin ucuza satılmaması ve kültür mirasının doğru değerlendirilmesi. "Turizm lokomotif sektör olacak" diye, "küreselleşeceğiz" diye "kitsch"e düşmeme becerisini gösterebilmek önemli. Bakın, günümüzde "kitsch" kültürü yaygınlaştıran etkenlerin arasında yer alıp, minimum çaba ile maksimum girdiyi almaya çalışan "turist kitsch-adam"ı BBC nasıl tarif ediyor:http://www.bbc.co.uk/knowledge/arts/culturefix/kitsch/theme2.shtml "teknoTurk" platformunda bu konunun daha ilginç bir yerlere gidebileceği umudu ve sevgi ve saygıyla. Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı tansug@tansug.com ve yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.
|