Türkiye Interneti'nin 2001 Yılı

 

Türkiye Internet'le 12 Nisan 1993'te tanıştı. Neredeyse 9 yıl dolmak üzere. Bu dokuz yıl genellikle, kafası gözü yarılarak gelişen, zaman zaman duraksayan Internet'i gördü.

2001 yılı da Internet sektörü için zorlu bir yıl oldu; bazı umutların yeşerdiği, bazılarının söndüğü, RTÜK tokatının yüzümüze atıldığı, e-Avrupa+ ve Bilişim Şurası’nın sürpriz bir şekilde ortaya çıktığı, Ulaştırma Bakanı'ndan, Yılmaz Karakoyunlu’ya sürprizlerle dolu bir yıldı.

Altı özellikle çizilmesi gereken, Türkiye Interneti'nin henüz emekle döneminde devam ettiği, toplumun örgütlenmesi, bilinçli bir çaba içinde Internet'i büyütme, yeniden yapılanma, dünya ile bütünleşme, kendi içinde çözüm, diyalog ortamı ve demokrasiyi geliştirme açısından pek bir farkındalık bile yaratamadığı gerçeğidir. İnternet'in, bilim, teknoloji, araştırma-geliştirme ve entellektüel emeğin öne çıktığı bir devrimi temsil ettiği, yeni bir toplum biçimine giden yolun taşıyıcısı, geliştiricisi bir ön modeli olduğu pek algılanabilmiş durumda  değil.

Internet sektörü 2001 yılında duraksadı ve yer yer geriledi. Bazı şirketler sektörden çekildi, bazı kullanıcıları kaybettik, ama az da olsa yeni bireysel ve kurumsal kullanıcılar elde ettik. Sektörün büyük şirketleri de  zor  günler yaşadı, daha küçük şirketler iyice zorlandı. Krizin fiyatını hep beraber ödedik, daha da ödeyeceğiz.

Telekomun özelleşmesi, stratejik bir yılan hikayesi olarak, bu yıl da gündemimizdeydi. Ulaştırma Bakanı'nın değişmesine sebeb oldu. Yeni Bakan, yeni projeleri ve genel yaklaşımı ile ümitlerimizi artırdı. TT’nin rekabete hazırlanması konusunda geçikmiş bazı adımlar atıldı. Ama, rekabete açılmanın 2003 öncesine çekilmesi pek mümkün gözükmüyor. 

Telekom ve Internet sektörünün rekabete açılması konusunda lisans sözleşmesi yıl sonunda Bakanlar Kurulu'ndan geçti. Telekomünikasyon Kurumu yapması gerekenleri nihayet yapmaya başlayacak gibi gözüküyor. Kabonet, ADSL ve yeni teknolojiler de rekabet ortamını oluşturmakta. Türkiye çok ağır davranıyor. Bunun fiyatını da ekonominin yavaş gelişmesi ve bu sektörlerin gelişme hızıyla ödüyoruz.

Türk Telekom'un fiyat artışları, TTNet'teki damping düzeyindeki fiyatları hep gündemdeydi. Kendi bayileri ile  rekabet eden toptancı suçlamasına maruz kalan TT, Rekabet Kurumu'nun tedbir kararı üzerine TTNet'teki bireysel abonelik fiyatlarında dramatik artışlar yaptı. Promosyonun sona erdiği şeklinde açıklanan yeni fiyatlar, yine de özel sektörün epey altında idi. Telekom hizmetlerinde yüksek KDV de, Türkiye’de yanlış vergi politiklarının somut bir ispatı olarak kendini gösterdi.

Krize rağmen bazı seçilmiş büyük kamu projeleri devam etti. Maliye ve gümrük projeleri büyük ölçüde hayata geçti. Emniyet, Adalet Bakanlığı projeleri devam ediyor. Dükalıklar kamuda özellikle devam ediyor ve de çok uzun süre devam edecek. İnsana yatırım, personel politikaları ve saydam ve kamuoyunun denetleme mekanizma eksiklikleri bunları kaçınılmaz yapıyor. Bazı uygulamalar umut veriyor ama herhangi bir koordinasyon, örgütlenme çabasından bahsetmek pek mümkün değil.

Okullar, kütüphaneler, genel olarak kamu ve özellikle tarım ve KOBI’lerde ülke olarak sınıfta kalmış durumdayız. Türkiye Interneti'ni ölçmeye yönelik bazı anketler bile kırsal kesimi baştan dışlamaktadır. Ülkenin tarım kesimini Internet'e taşımak gibi bir hayali olduğunu söylemek pek mümkün değil. Bu hayali taşıyan bir avuç insanın varlığı, ciddi bir proje, ekip ve kaynağın henüz olmadığı gerçegini değiştirmez.

Geniş kitleler için Internet'e erişim için tek alternatif olan  “Internet evleri” (Internet cafeler) de küçülme, polis ve BSA baskınları ile zorlandılar. Ülkemiz Internet evlerini korumak, gelişmelerini sağlamak ama polisin endişelerini gidermek ve fikri haklara saygı göstermek zorundayız. Henüz değişik kesimlerle ortak bir platformda buluşup, çözüm üretmede yeteri kadar başarılı değiliz.

Nisan-Mayıs ayları RTÜK fırtınasıyla geçti. Internet'in çocukluk hastalığı, bazı uygulamalardan rahatsız olan Hükümet kanadı, yıldırım hızıyla, hiç kimseye danışmadan, Internet'i basın kanununa tabii tutan bir öneriyi Anayasa Komisyonu'nda tasarıya ekledi. İşin ilginç yanı, tasarıda, Internet ve her türlü iletişimi RTÜK’ün denetimine bırakan bir madde tasarıda çok eskiden beri var imiş, ama kimse farketmemiş. Kamuoyunun basın kanununa tabi olmanın ne anlama geldiğini farketmesi üzerine kızılca kıyamet koptu. Sivil toplum ayağa kalktı. Refleksel bir tepki olan ve hiçbir şeyi çözemeyecek ama kesinilkle Türkiye Interneti'ne ciddi  zarar verecek olan taslak yumuşatılmaya çalışıldı. Sonuçta kimseyi memnun etmeyen, hukuki olarak ne olduğu pek belli olmayan bir sürüm meclisten geçti. Allah'tan ki Cumhurbaşkanı veto etti de bir musibetten kurtulduk. Kanımca, RTÜK deneyimi, Türkiye Internet kamuoyuna, Internet'i bu topluma anlatamanın cezası bir tokattı. Sivil toplum, daha sonra Internet ve Hukuk konusunda üzerine düşeni yapmaya çalıştı. Internet ve Hukuk Platformu, Türkiye Bilişim Derneği Hukuk çalışma grubu, Internet Kurulu Hukuk Çalışma Grubu, çeşitli barolarda oluşan çalışma grupları ciddi olarak çalışıyorlar.

Haziran’da hepimizi bir sürpriz bekliyordu. RTÜK yasası ile Internet'i bir cendereye alan hükümet Göteborg’da e-Avrupa+’ya imza attı. Avrupa Birliği, 1999 Aralığı'nda Helsinki’de e-Avrupa girişimini başlattı. AB’nin  Internet'te ABD’nin gerisinde kalması, Internet'in sanayi devriminden daha önemli olduğu görüşüyle, AB’nin  rekabet avantajını korumak, ve bu teknolojinin getirdiği devrime tüm AB’yi hazırlamak ve ondan yararlanmak için en üst politik organın başlattığı bir “politik girişim”dir e-Avrupa. 2002 sonunda bitecek e-Avrupa’nın ana sloganı “Her okul, ev, işyeri, devlet dairesi ve bireyi Internet'e taşımak”tır. Amaçlar üç ana kategoride toplanmıştır: i) ucuz, kolay ve güvenli Internet, ii) insan kaynağına yatırım, iii) Internet kullanımını teşvik etmektir. Somut hedefler arasında tüm okulları Internet'e taşımak, tüm ilk-orta-lise öğrencilerini Internet teknolojileri ile çalışabilir hale getirmek, çalışan nüfusu bu teknolojiler ile tanıştırmak, üniversiteler için yüksek kapasiteli ağ oluşturmak, kamu hizmetlerini büyük ölçüde Internet'e taşımak sayılabilir.

Avrupa Birliğine aday ülkeler için bir e-Avrupa+ projesi ortaya çıktı. Bu e-Avrupa hedeflerine bir hazırlık grubu ekleyerek, iletişimi ucuzlatmak, rekabete açmak ve Avrupa Birliği müktesebatını uyarlamak da var. e-Avrupa+’nın bitiş tarihi ise 2003 sonu. Yani, Türkiye olarak tüm okulları 2003 sonunda Internet'e bağlama sözünü diğer aday ülkelerle birlikte verdik. Bir kaç hazırlık toplantısından sonra, Başbakanlık koordinatörlüğünde 13 çalışma grubu kuruldu. Çalışmaya başladılar. Ama ortada düzgün bir yapı, mali kaynak, proje ve insan gücü olduğunu söylemek pek mümkün gözükmüyor.

Eylül ayındaki Bilişim Zirvesi'nde siyasilerimiz olumlu mesajlar verdiler. Mesut Yılmaz’ın konuşması, sıradan bir milletvekili, ana muhalefet lideri için çok güzeldi. İktidardaki parti lideri, özellikle AB’den sorumlu başbakan yardımcısı için gerekli somut proje ve mekanizmalardan noksandı. Sayın Yılmaz, bizi e-Türkiye konusunda  sıkıştırın dedi ama, bunun mekanizmasını açıklamadı. Ulaştırma Bakanı, Telekom Forumu'nda, ülkeyi bilgi toplumuna taşımak için kapsamlı bir plan sundu. Ama, ne zaman somut bir projeler paketine dönüşür, bilemiyorum. Sayın Yılmaz Karakoyunlu e-devlet oturumunda, “Saydam Devlet, mahrem Millet” sloganını kullandı. RTÜK’ün veto edilmesinin doğru olduğunu belirtti. Bunlar olumlu gelişmelerdi, ama nasıl hayata geçerdi, ben bilemiyorum.

Bilişim Zirvesi sırasında ikinci bir sürprizle karşılaştık. Başbakan, Bilişim Şurası için bir genelge yayınlamıştı ve  Şura’yı hazırlama görevini Başbakanlıkla birlikte 4 STK'ya vermişti. Şura da nihayet kendi çalışma gruplarını oluşturdu. Özel sektörün, STK'ların ve kamunun desteği ile çalışmalara başladı. Mayıs içinde Ankara’da Şura toplanacak.

Türkiye’nin önündeki görev: Bu fırsatları, yeteri kadar katılımcı saydam mekanizmalarla çalıştırıp, ortak aklını oluşturmayı başarabilecek mi? Bu hepimize düşen ciddi bir görev ve onur. Bakalım, bunu başarabilecek miyiz? Matbaa ve sanayi devrimini kaçırdığımız gibi bu fırsatı kaçırmamalıyız?

Internet Yaşamdır!

Mustafa Akgül

Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı akgul@bilkent.edu.tr ve yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.