Internet Yayıncılığı ve Internet Servis Sağlayıcılarının Sorumlulukları,
Genel Politikalar ve Düzenleme Önerileri


I. Giriş

Yirmibeş yıl önce küçük bir grup insanın profesyonel kullanımı için oluşturulan iletişim sistemi, bugün 146 ülkede yaklaşık 150 milyon kişinin çeşitli amaçlar için kullandığı, Internet olarak adlandırılan büyük bir bilgisayar açık ağına dönüşmüştür. Günümüzde, pratik olarak, asgari düzeyde özellikler içeren her bilgisayarın söz konusu ağa bağlanma potansiyeli mevcuttur.

Internet, tüm kamuya açık bir alandır ve sahibi yoktur. Makul sayılabilecek bir ücret karşılığında Internet erişimi hizmetini satın almak ve kullanmak mümkündür. Ancak, bu çok hızlı büyüyen ve kullanımı hızla yaygınlaşan iletişim ağı kendi sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Bunlardan teknoloji ile ilgili olanlara teknik çözümler geliştirilmekle birlikte, hukuki sorunlara çözümler bulunması daha uzun zaman alacak gibi görünmektedir.

II. Tanımlar

Internet'in kullanıcılara ulaştırılmasına ve onların kullanımına sunulmasına aracılık eden unsurlar Internet Servis Sağlayıcılardır.

Internet'e bağlanabilmek için gereken ISS dışındaki tüm unsurlar aslında belli standartlara sahip, dünyanın her yerinde ölçülebilen özellik ve kalitede temin edilebilen maddi unsurlardır. Bu unsurlardan sadece ISS’in, sağladığı hizmet kalitesi ve standartları ile Internet'i kullanma konusunda fark yaratması olasıdır.
İSS’leri; kullanıcıların Internet'e erişimini sağlayan ve/veya elektronik hizmetlerin, kullanıcıların kullanımına sunulmasına aracılık eden gerçek veya tüzel kişilerdir şeklinde tanımlamak mümkündür.

Internet'i etkin ve yararlı biçimde kullanmak suretiyle bilgi toplumunu oluşturacak gerçek ya da tüzel kişilerin her birini ise “kullanıcı” olarak tanımlayabiliriz .

III. Hizmet Türleri

Internet Servis Sağlayıcılar (ISS) farklı ülkelerde, farklı yapılarda olmasına rağmen, genel olarak salt Internet erişimi (mere conduit - AB Direktif'i tanımı) sağlamaktadırlar. Ancak ISS’lerin erişim hizmeti dışında, sunucu kiralama, alan adı sağlama (domain name hosting), sunucu barındırma (hosting), uygulama servis sağlayıcılığı (application service provider), içerik (bilgi) sunma gibi hizmetleri de bulunmaktadır.

1. Erişim

ISS’lerin ilk ve temel hizmeti olan, kullanıcıların Internet'e bağlantısını sağlayan erişim hizmeti göz önüne alındığında, ISS’lerin kabaca salt erişim hizmeti veren “distributör”ler, yani dağıtıcılar olduğu ve sadece bir köprü görevi gördüğü ileri sürülmektedir. Bu şekilde kabul edildiklerinde, yani İSS’lerin sadece dağıtıcı oldukları düşünüldüğünde, ISS’lerin geleneksel telefon haberleşmesi sağlayan ya da posta hizmeti veren kuruluşlardan farkı bulunmamaktadır. Bir kaynaktan gelerek doğrudan yayınlanacak tür ve nitelikte olan bilgilerden dolayı, kontrol ve denetim imkanı olmayan ISS’lerin herhangi bir sorumluluğuna gidilememelidir. Basın hukukunda yer alan yayıncı, sorumlu müdür ya da yazar değillerdir. Bir taşıyıcı olarak hizmet veren İSS’lerin içeriğe müdahale etme şansları (teorik olarak olsa bile) yoktur, saniyede binlerce kullanıcının aynı anda sunduğu bilgilerin incelenmesi teknik olarak mümkün değildir. Bu sebeple ISS’in verdiği erişim hizmeti üzerinden, kullanıcılar tarafından Internet'e aktarılan bilginin içeriğinden dolayı, genel anlamda hukuki veya cezai sorumluluğu olmamalıdır. Eğer sorumluluk yüklenecek ise, bu sorumlulukların sınırları net bir şekilde belirtilmeli ve istisnai olarak düzenlenmelidir.

Yine İSS’in yayından oluşan bilgi iletişimini mümkün kılmak ve daha etkili hale getirebilmek amacıyla bilgiyi otomatik, ara ve geçici (iletiminin gerçekleştirilmesini sağlayacak ölçüde makul bir süre) depolaması olarak tanımlanan kaşeleme (caching) durumlarının da, ISS’lerin erişim hizmetlerinden doğan sorumluluklarıyla benzer şekilde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca telefon ya da posta (mektup) hizmetini sunan taşıyıcı kurumlar gibi İSS’ler de genel olarak; eşit şekilde, ayrımcılık yapmadan ağa erişimi sağlamakla yükümlü olmalıdır. İSS’ler taşıdığı bilgilere, adreslere müdahale edememeli, gözleyememeli ve taşıdığı bilginin kopyasını alamamalıdır. Aksi halde ise İSS’lerin uğranılan zararlardan dolayı, ISS’lerin sorumluluğuna gidilebilmelidir. Yine abonelerine erişimi ve erişimde taahhüt ettiği performansı yakalayamaması halinde akdi sorumluluğu doğmalıdır.

İletişimin gizliliği, Avrupa Birliği’nin 97/66/EC sayılı Direktif'inin 5. maddesi ile garanti altına alınmıştır. Bu düzenleme uyarınca, gönderen ve alanlar dışında her türlü hukuka aykırı dinleme ve müdahale eylemi yasaklanmalıdır. Bu konunun tek istisnası, bu eylemlerin yasal şekilde izin alınarak yapılması durumlarıdır.
Avrupa Birliği’nin Elektronik Ticaret Direktif’inde (2000/31/EC) ise ISS’lerin sorumlulukları genel olarak belirlenerek, 12. maddesinde ISS’lerin aşağıdaki koşullarla iletilen bilginin içeriğinden sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir;

a) eğer iletişim İSS’in kendisi tarafından başlatılmamışsa (yani İSS iletişimde kaynak taraf değilse),

b) eğer iletişimde yer alan karşı tarafı seçme yetkisi yoksa (yani alıcıyı seçemiyorsa),

c) eğer iletişime konu olan bilgiyi seçmiyorsa ve onu değiştirmiyorsa (yeniden üretmiyorsa, düzenlemiyorsa).


Direktif'te, bu maddenin bir mahkeme veya idari makamın, üye devletlerin hukuk sistemlerine uygun olarak hizmet sunucunun ihlali sona erdirmesini veya önlemesini talep etme imkanını etkilemeyeceği özellikle belirtilmiştir.

Aynı Direktif'te, teknik açıdan önemli bir ayrıntı olarak; kaşeleme (caching) durumu da düzenlenerek, İSS’in belirli şartlarla söz konusu bilgi iletişimini mümkün kılmak üzere sorumlu tutulmadan bilgiyi makul bir süre için otomatik olarak depolayabileceği belirtilmiştir (M 12-13). Yine Direktif'te, kaşeleme (caching) olarak tabir edilen bu geçici depolamaya konu olan bilginin, ilgili otorite ya da mahkeme tarafından kaldırılmasına hükmolunduğunda İSS tarafından derhal kaldırılacağı ya da bu bilgiye erişiminin engelleneceği de belirtilmektedir.

Kaşeleme (caching)’den sorumlu tutulmamanın şartları ise şu şekilde düzenlenmiştir;

1. Bir bilgi toplumu hizmetinin hizmetin alıcısı tarafından sağlanan bir bilgi iletişim ağında yayınından oluşması durumunda, üye devletler bilginin hizmet sunucusunun otomatik, ara ve geçici saklanmasından dolayı, bilginin istekleri üzerine diğer hizmet alıcılarına (onward) iletimini daha etkili hale getirmekten başka amacı bulunmaksızın bilginin ara ve geçici biçimde saklanmasından, aşağıdaki şartlara uyması halinde sorumlu tutulmamasını temin edeceklerdir :

a- sunucu bilgiyi değiştirmiyor ise;

b- sunucu bilgiye erişimin şartlarına uygun davranmış ise;

c- sunucu bilginin güncelleştirilmesine ilişkin, endüstri tarafından genel olarak benimsenen ve kullanılan bir şekilde belirlenen kurallara uygun davranmışsa;

d- sunucu, endüstri tarafından genel olarak benimsenen ve kullanılan, bilginin kullanılmasına ilişkin veri elde edilmesine ilişkin teknolojinin hukuka uygun kullanımına müdahale etmiyorsa; ve

e- sunucu ilk yayın kaynağındaki bilginin ağdan kaldırıldığına ilişkin bilgi elde ettiğinde veya bu bilgiye erişim imkanı engellendiğine veya erişimin engellenmesine ilişkin bir mahkeme veya idari makam emri bulunduğunu öğrendiğinde, özenli bir biçimde hareket ederek, sakladığı bilgiyi kaldırmalı veya erişimini engellemelidir.


2. Bu madde, bir mahkeme veya idari makamın, üye devletlerin hukuk sistemlerine uygun olarak, hizmet sunucunun ihlali sona erdirmesini veya önlemesini talep etme imkanını etkilemez.
Direktif'te basit iletim (mere conduit) ve kaşeleme (caching) ile ilgili olarak, ayrıca şu açıklamalara ve düzenlemelere de yer verilmiştir;

- Bir hizmet sunucu, iletilen bilgiyle ilişkisi olmadığı durumlarda, “basit iletim” (mere conduit) ve “caching” olarak adlandırılan stoklama çeşidinden muaf tutulma hakkına sahip olacaktır. Bu durum diğer unsurların yanısıra, hizmet sunucunun ilettiği bilgilerde değişiklik yapmamasını gerektirmektedir. Bu gereksinim, aktarımın içerdiği bilgilerin bütünlüğünün değiştirilmediği ölçüde, iletim sırasında ortaya çıkacak teknik nitelikli manipülasyonları kapsamaz.

- Eğer bir hizmet sunucu, hizmetini alanlardan biriyle, “mere conduit” ve “caching”in ötesine geçecek şekilde kanundışı bir hareket için bilerek işbirliğine girerse, bu tip aktiviteler için öngörülen sorumluluklardan muaf tutulma hakkından faydalanamaz.

- Aracı hizmet sunucuların, bu direktif'le oluşturulan sorumluluklarının sınırlandırılması çeşitli türdeki durdurucu kararlara başvurma imkanını etkilemez. Bu durdurucu etki doğuran kararlar, özellikle mahkeme veya kamu otoritesinin, kanundışı bilgilerin ortadan kaldırılması ya da bunlara erişimin imkansız hale getirilmesi de dahil olmak üzere, herhangi bir ihlalin önlenmesi veya sona erdirilmesine ilişkin kararlarını içerebilir.

- Sorumluluğun sınırlandırılmasından yararlanmak amacıyla, bilgi stoklamayla sınırlı bir fonksiyona sahip olan bir bilgi toplumu hizmeti sunucusu, yasadışı nitelikte faaliyetlerin farkına varır veya bu faaliyetlerden haberdar olur olmaz, bu tür bilgiye erişimi ortadan kaldırmak veya imkansız hale getirmek için derhal harekete geçecektir. Bu tür bilgilerin kaldırılması veya erişiminin imkansız kılınması, ifade hürriyeti ilkesi ışığında ve bu amaçla ulusal düzeyde kabul edilmiş süreçler çerçevesinde yerine getirilecektir.

- Üye Devletlerin hizmet sunuculara, takip yükümlülüğü yüklemesinin yasaklanması sadece genel nitelikli yükümlülükler için söz konusudur. Bu durum spesifik bir olayda söz konusu olacak izleme yükümlülüğünü kapsamaz ve özellikle de ulusal otoritelerin ulusal mevzuatları çerçevesinde alacakları kararlara engel teşkil etmez.

- Bu direktif Üye Devletlerin, hizmet sunuculardan, bazı kanun dışı faaliyet türlerini tespit etmek ve önlemek için, ulusal mevzuatlarında da tanımlanmış olan ve onlardan beklenen tedbirler çerçevesinde hareket etmelerini isteme olanağını ortadan kaldırmaz.

Alman Teleservis Yasası’nın 5. Maddesi'nde de konunun Direktif'le uyumlu bir şekilde düzenlendiği görülmektedir;

Madde 5; Sorumluluk,

3- Hizmet sunan kişiler, sadece erişimini sağladıkları üçüncü şahıslara ait bilgilerin içeriğinden sorumlu değildirler. Kullanıcının talebi olan, 3. şahıslara ait bilgilerin otomatik ve geçici olarak saklanması da erişimi sağlamak olarak kabul edilmektedir.

4- Genel yasalar gereği yasa dışı bilgilerin bloke edilmesi yükümlülüğü, eğer hizmet sunan kişi ... söz konusu yasa dışı bilgi konusunda haberdar olursa ve bilginin bloke edilmesi teknik açıdan mümkünse ve hizmet sunan kişiden bekleniyorsa aynen uygulanır.


ABD’de ise, ISS’leri, sunucularında ilettikleri, üçüncü şahıslara ait içerik konusunda korumak amacıyla olanlara “genel haberleşme kuruluşu” (common carrier) statüsü verilmiştir ve 1996 İletişim Ahlakı Yasasının 230 (c) (1) numaralı maddesinde “Etkileşimli bir bilgisayar hizmetinin hiçbir sağlayıcısına ya da kullanıcısına, başka bir bilgi içeriği sağlayıcısı tarafından sağlanan herhangi bir bilgi için yayıncı ya da konuşmacı muamelesi yapılamaz” denmektedir. Sağlayıcının yasalara aykırı malzemenin iletiminden haberdar olması durumunda bile bu muafiyet geçerlidir ve bir ‘distribütör’ olarak yükümlülüğü olduğu iddiasına dayanılamaz. Madde 230’da “Etkileşimli bilgisayar hizmeti” şöyle tanımlanmaktadır: “çok sayıda kullanıcının bir bilgisayar sunucusuna bilgisayar erişimini sağlayan ya da mümkün kılan herhangi bir bilgi hizmeti, sistem ya da erişim yazılımı sağlayıcısı. Özel olarak da Internet'e erişim sağlayan bir hizmet ya da sistem ya da kütüphaneler ve eğitim kurumları tarafından işletilen bu tür sistemler ya da sunulan hizmetler. “Bilgi içeriği sağlayıcısı” terimi ise şöyle tanımlanmaktadır; “Internet ya da herhangi başka bir etkileşimli bilgisayar hizmeti yoluyla sağlanan bilginin yaratılması ya da geliştirilmesinden tamamen ya da kısmen sorumlu olan özel ya da tüzel kişi.
Görüldüğü üzere Avrupa Birliği ile ABD farklı bir yaklaşım izlemektedirler. Avrupa Birliği’nde, erişim hususunda ISS’lere verilen sorumluluk, yasa dışı nitelikteki faaliyetlerin farkına varması veya bu faaliyetlerden haberdar olduğu anda bu tür bilgiye erişimi ortadan kaldırmak veya imkansız hale getirmek için, ifade hürriyeti ilkesi ışığı altında ve bu amaçla ulusal düzeyde kabul edilmiş süreçler çerçevesinde, derhal harekete geçmesini ve bununla ilgili tedbirler almasını kapsamakta iken; ABD’de ise ISS’in yasalara aykırı malzemenin iletiminden haberdar olması durumunda bile, sorumluluğuna gidilemeyeceği kabul edilmektedir.


2. E-posta

E-posta konusu, özel hayatın gizliliği ve iletişim özgürlüğü açısından da son derece hassas bir konudur. Amaç ve işlev açısından değerlendirildiğinde e-posta’nın normal bir mektuptan pek farkı yoktur. Dolayısıyla Anayasanın 20. ve TCK’nın 195. Maddelerine dayanarak bir mektubun açılması nasıl suç olarak kabul ediliyorsa, ISS’in ya da gönderilen kişi/kişilerin dışında herhangi bir üçüncü kişinin, gönderilmiş bir e-postanın içeriğini kontrol etmesi, denetlemesi, okuması hem etik hem de yasal açıdan son derece uygunsuz ve rahatsız edicidir. Bu konu, kişisel bilgilerin korunması konusunda yapılacak düzenlemelerle (yeni TCK Tasarı ve Kişisel Bilgileri Korunması Kanun taslağı) daha da netleşecektir.

E-postalarda hukuki ve cezai sorumluluk, e-postayı hazırlayan ve gönderen gerçek ve tüzel kişilere ait olmalıdır. Ancak ISS, yetkili makamlar tarafından, yasal düzenlemelere uygun olarak talep edildiğinde, e-posta adresinin sahibine ulaşılmasını sağlayacak bilgileri vermekle yükümlü tutulmalı, aksi takdirde sorumluluk İSS’e ait olmalıdır. E-posta sahibinin geçerli izni alınmadan kişisel bilgilerinin yetkili makamlar dışında, üçüncü gerçek veya tüzel kişilere verilmesi ve kullanılması da yasaklanmalıdır.
Ayrıca ISS’lerin e-postanın adresine teknolojinin izin verdiği en kısa zamanda ulaştırılmasından da sorumluluğu olmalıdır.

Spam:

E-posta ile ilgili olarak irdelenmesi gereken bir alt konu başlığı ise spamlerdir. Elektronik posta yolu ile talep edilmemiş ticari ileti olarak tanımlanabilecek olan spamlerle ilgili olarak ISS’lere bir takım yükümlülükler verilmesi söz konusu olabilmektedir. ISS’ler, posta sunucularının istem dışı mesaj göndericileri tarafından kötüye kullanılmasını engellemeli ve kendisi tarafından işletilen e-posta sunucunun başlattığı spamlardan ISS sorumlu tutulabilmelidir.

AB Direktif'lerinde (97/7/EC ve 97/66/EC) bu konu da düzenlenmiştir. 2000/31/EC sayılı direktif'te ise, talep olmaksızın yapılan ticari iletişime izin veren Üye Devletlerde filtreleme süreçleri oluşturulmasının teşvik edilmesi ve kolaylaştırılması gerektiği belirtilerek, talep olmaksızın iletişimi örgütleyen ticari toplulukların her durumda saydamlığı artırmak ve bu girişimlerin işleyişini kolaylaştırmak için açıkça tanımlanması gerektiği belirtilmiştir. Elektronik posta ile talep olmaksızın yapılan ticari haberleşmenin alıcı için ek haberleşme maliyetleriyle sonuçlanmamasına dikkat çekilmektedir. Yine alıcının önceden izni olmaksızın, ülkelerinde yerleşik hizmet sunucular kanalıyla talep olmadan mesaj gönderimine izin veren Üye devletlerin hizmet sunucuların kayıtlı üyeleriyle düzenli olarak danışmalarda bulunarak, bu tür mesajlar almak istemeyen özel kişilerin kendini bu sistemin dışına çıkarma imkanını sağlaması istenerek, 7. madde de şu düzenlemelere yer verilmiştir;

1. Topluluk hukuku tarafından öngörülen diğer şartlara ek olarak, elektronik posta yoluyla talep edilmemiş ticari iletişime izin veren üye devletler, kendi ülkelerinde yerleşik bir hizmet sunucu tarafından sunulan bu ticari iletişimin alıcı tarafından alınır alınmaz açıkça ve belirsizliğe yer vermeyecek biçimde belirlenebilir olmasını temin edecektir.

2. 97/7/EC ve 97/66/EC sayılı Direktif'lere halel getirmeksizin, üye devletler elektronik posta yoluyla talep edilmemiş ticari iletişim sağlayan hizmet sunucuların, bu tarz ticari iletişim almak istemeyen gerçek kişilerin kendilerini kaydedebilecekleri opt-out kayıtlarına düzenli biçimde başvurmalarını ve bunlara riayet etmelerini temin edecektir.


ABD’de ise istem dışı mesajları düzenleyen HR 3113 sayılı yasada şu hükümler yer almaktadır: İstem dışı mesaj üzerinde geçerli bir iade adresi bulunması ve göndericilerin, alıcıların “listeden çıkarılma” isteklerini yerine getirmeleri şart koşulmuştur; başlıkta sahtecilik yasaklanmıştır; ISS’lere kullanıcılarına istem dışı mesaj gönderilmesini yasaklama ya da düzenleme politikalarını hukuk mahkemelerinde ilan etme ve uygulama yetkisi verilmiştir; ISS’lere kullanıcılarına istem dışı mesaj gönderme ayrıcalığı için ödeme talebinde bulunma hakkı tanınmıştır; istem dışı mesaj için para talep eden ISS’lerin, kullanıcıları için dahili bir liste dışında bırakılma mekanizması oluşturmaları şart koşulmuştur; ISS’lerin yüzde yüz etkili olmadıklarında yükümlülüklerle karşılaşma korkusu olmadan, istem dışı mesaj filtreleri kullanmalarına izin verilmiştir; ve son olarak bireylere ve şirketlere, bu yasayı ihlal ettikleri gerekçesiyle istem dışı mesaj göndericilerine hukuk mahkemesinde dava açma hakkı tanınmıştır.

3. Barındırma (Hosting)

İSS’lerin sunucularla ilgili hizmetleri ile ilgili olarak kabul gören temel ilke, bu hizmetlerden yararlanan gerçek ve tüzel kişilerin hazırladıkları içeriklerden dolayı kural olarak ISS’in hukuki veya cezai sorumluluklarına gidilememesidir. İçerikle ilgili hukuki ve cezai sorumluluk bilgiyi/içeriği sunucuya yerleştiren gerçek ve tüzel kişilere ait olmalıdır. Dolayısıyla ISS sadece var ise, kendi sitesinde bulunan içerikten sorumlu tutulabilecektir. Ancak ISS’ler yetkili makamlarca usulune uygun olarak istendiğinde, bilgiyi/içeriği sunucuya koyan gerçek ve tüzel kişilere ulaşılmasını sağlayacak bilgileri vermekle yükümlü olmalı, bu bilgileri verememesi durumunda ise sorumluluk İSS’e ait olmalıdır.

2000/31/EC nolu direktif'te, İSS’ler tarafından verilen “hosting” hizmetine de yer verilmiştir. Direktif'te belirli koşullar altında, hizmet sunucuların yasadışı aktiviteleri önlemek veya durdurmak yönünde hareket etmekle yükümlü olacakları ve bu direktif'in yasadışı bilgiye ulaşımı ortadan kaldırmak ve olanaksız kılmak için gerekli olan güvenli ve hızlı yolları geliştirmek için uygun bir zemin oluşturacağı belirtilmiştir. Direktif'in 14 üncü maddesine göre; İSS’in, kendisinin sunduğu teknik olanakları kullanan hizmet alıcısı tarafından Internet ortamına aktarılan yasadışı bilgi ya da faaliyet hakkında bilgisi yoksa veya bunun doğuracağı sonuçlar farkında değilse ve böyle olduğuna dair bilgi kendisine ulaştığında ya da farkına vardığında söz konusu bilgiye erişimi engellerse ya da bilgiyi kaldırırsa sorumluktan kurtulmaktadır. Buradaki diğer bir ayrıntı ise, söz konusu yasadışılığın İSS’in yetkisi ve kontrolu altında gerçekleşmemiş olmasıdır. 14. Maddede yapılan düzenleme şu şekildedir;

1. Üye devletler, hizmetin alıcısı tarafından sağlanan bir bilginin saklanmasından oluşan bir bilgi toplumu hizmetinin sunulması halinde, üye devletler hizmet sunucunun hizmet alıcısı tarafından talep edilen bilginin saklanmasından dolayı sorumlu tutulmamasını, aşağıdaki şartların gerçekleşmesi halinde, temin ederler :
(a) sunucu, yasadışı faaliyet veya bilgi hakkında bilgi sahibi değilse, tazminat talepleri açısından, yasadışı faaliyet veya bilginin anlaşılabileceği maddi vakıa ve şartlardan haberi bulunmuyorsa; veya sunucu bu bilgiyi edinmesi veya durumun farkına varması üzerine, bilgiyi kaldırır veya erişimini engellemekte özenli biçimde hareket ederse

2. 1. Paragraf, hizmet alıcısının sunucunun yetkisi ve kontrolü dahilinde hareket etmesi halinde uygulanmaz.

3. Bu madde, bir mahkeme veya idari makamın, üye devletlerin hukuk sistemlerine uygun olarak, hizmet sunucunun ihlali sona erdirmesini veya önlemesini talep etme imkanını etkilemediği gibi, üye devletlerin bilginin kaldırılması ya da erişiminin engellenmesini düzenleyen prosedürler öngörmesi imkanını da etkilemez.
1997 tarihli Alman Teleservis Yasası’nda da benzer düzenlemeler yer almaktadır;

Madde 5; Sorumluluk,

1- Hizmet sunan kişiler genel yasalar çerçevesinde kullanıma açtıkları kendi bilgilerinden sorumludurlar.

2- Hizmet sunan kişiler hizmete açtıkları 3. şahıslara ait bilgilerden, bu bilgilerin içeriğinden haberdar olmaları ve teknik olarak bu bilgileri bloke edebilme kapasitelerinin var olduğu durumların dışında sorumlu değildirler.
Görüldüğü üzere düzenleme; Internet Servis Sağlayıcıları sağladıkları hizmette bulunan yasa dışı malzemeden, ancak içerikten haberdar iseler ve söz konusu içeriğin engellenmesi ya da kaldırılması teknik açıdan mümkünse sorumlu tutulabilmeleri şeklinde yapılmıştır. Benzer bir ‘bilmeye dayalı yükümlülük’ 1996 tarihli Birleşik Krallık İftira Yasasında da bulunmaktadır ve bu yaklaşım, ISS sunucusundan üçüncü şahıslara ait içeriğin çıkarılmasını “gerçekten bilme” şartına bağlayan ve iç pazarda elektronik ticaretin bazı hukuki yönlerine dair AB Direktif'ine de uygundur. Ancak “ihbar” edilmesi durumunda ISS’ler söz konusu içeriği kaldırmak zorundadırlar.

Birleşik Krallık yasaları uyarınca bir ISS, söz konusu gayri kanuni malzeme veya faaliyetten haberdar edilmişse ve bu malzemeyi bertaraf etmek için makul tedbirleri almakta kusur işlemiş olursa, bu kişi ve kuruluşta yükümlülük sahibi olacak ve hakkında ceza davası açılacaktır Ancak bu düzenlemede, zarar görenin sadece basit bir bildirim göndererek, ISS’in sorumluluğunu sağlaması eleştirilmektedir. Sunucu barındırma hizmetinde, ISS’ler sadece bakım ve teknik destek hizmeti vermektedirler. Bu durum karşısında ise ISS’lerin sorumluluğuna gidilememelidir. ISS ancak yasal düzenlemelere uygun olarak alınmış karar veya izinlerle, yetkili makamların sunucuya müdahale edebilmelerine olanak sağlamakla yükümlü tutulmalıdır.

4. Haber Grupları, Forumlar ve Sohbet Odaları

Haber Grupları:

Elektronik posta hizmetleri ile ilan tahtaları (bulletin boards) ya da bilinen diğer adıyla haber grupları birbirine benzer özellikler göstermektedir. Bunların haberleşme açısından farkı, e-postanın alıcısı (teorik olarak) bilinirken, haber gruplarında yer alan bilgilerin ulaştığı kişilerin bilinmemesidir. Dolayısıyla, haber grupları, e-postanın gizlilik özelliğini taşımamaktadır. Progidy vakasında olduğu gibi, eğer bir İSS, haber gruplarının ya da forumların yönetimini üstlenmişse, yani yayıncı gibi davranıyorsa, içeriğin editörlüğünü de yapmasının gerektiğine, eğer bir kontrolu yoksa sorumluluğunun da olmayacağına hükmedilmiştir. Burada ilginç olan husus, topluma zarar verici içeriği önlemeye çalışan ve bunun için sorumluluk duygusuyla gayret sarf eden bir İSS’nin, bu konunun üzerinde hiç durmayan bir başka İSS’e göre sorumlu tutulup cezalandırılmasıdıır. Bu durum, hiç şüphesiz haber grupları yöneticilerini polis gibi davranmaya ve haberleşme özgürlüğü üzerinde kontrol sağlamaya zorlayacaktır. Böyle bir fonksiyonun tek faydası belki de Internet haberleşmesini kontrol edecek çok sayıda eleman için bir istihdam sahasının açılacak olmasıdır.

Forumlar, Sohbet Odaları:

Forumlar ve sohbet odaları, ISS’nın sitesine dahil gibi görünse de ISS’lerin sürekli olarak kontrol etmelerinin mümkün olmadığı interaktif ortamlardır. Dolayısıyla katılımcıların yazdıklarını doğrudan yayınlayan sohbet, forum vb. uygulamalarda yayınlanan ifadelerin içeriğinden ISS’ler sorumlu tutulmamalıdırlar. Forumlar ve sohbet odaları gibi Internet'e özgü interaktif ortamlar AB, 2000/31/EC nolu Direktif'in 15’inci maddesinde olduğu gibi değerlendirilmelidir. Bu maddeye göre;

1. Üye devletler, sunuculara, 12, 13 ve 14. Maddelerde düzenlenen hizmetlerin sunumu sırasında, yayınladıkları veya sakladıkları bilgiyi kontrol etmeleri ya da yasadışı faaliyete işaret eden maddi vakıa ve durumları aktif olarak araştırmaları hususunda genel bir yükümlülük yükleyemez.

2. Üye devletler, bilgi toplumu hizmeti sunucuları için, yetkili kamu makamlarını iddia edilen yasadışı faaliyetler veya hizmetlerin alıcıları tarafından sunulan bilgiler konusunda derhal haberdar etme veya istekleri üzerine, yetkili makamlara aralarında saklama anlaşması bulunan hizmetlerin alıcılarının belirlenmesine imkan verecek bilgiyi iletme yükümlülüğünü yükleyebilirler.


Görüldüğü üzere 15. madde ile ISS’lere basit erişim, kaşeleme ve bulundurma/sunma hizmetleri sırasında, yayınladıkları ya da sakladıkları bilgiyi kontrol etmeleri ya da yasadışı faaliyete konu olan maddi vakıa ve durumları aktif olarak araştırma ile ilgili genel bir yükümlülük yüklenemeyeceği açıkça belirtilmektedir. Bu düzenlemeye paralel olarak, ISS’lere sadece erişim, kaşeleme ve bulundurma/sunma hizmetlerinde değil, interaktif ortamlarda da aktif bir kontrol ve müdahale görevi yüklenmemelidir. Aksinin kabulü, uluslar arası hukukta kabul edilen en önemli ilkelerden biri olan ve Anayasamızda da yer alan ifade özgürlüğü ile ilgili maddelerin ihlali anlamına gelecektir. Forum ya da sohbet odası yetkilisinin etik kurallar kapsamında bir müdahale şansı olabilir. Bunun dışında sakıncalı olduğu iddia edilen bir ifade ancak yasal düzenlemelere uygun şekilde yetkili kurumlardan gelen talep üzerine kaldırılabilmelidir.

Aksi durumda ISS’ler birer sansür mekanizması haline getirilmiş olacaktır. ISS’ler kendilerine yansıyan şahsi şikayetlere dayanarak host edilen içeriğin kaldırılmasına karar veremezler. Genel ahlak ve kanunlara uyan siteler için değişiklik veya sansür, ancak yargı tarafından ISS’lere bildirildikten sonra gereken işlem yapılabilmelidir. Eğer yargı, içeriğin yayınının durdurulmasını talep eder ve ISS buna uymaz ise o taktirde ISS’in sorumluluğu başlamalıdır.

Ancak ISS’ler yayın sırasında ilgili kişilerin talep ettiği anda, katılımcıya ulaşılmasını sağlayacak bilgileri tespit edebilmeli ve yasal düzenlemelere uygun şekilde yetkili makamlar tarafından istendiğinde bu bilgileri verebilmelidir. Bu hizmeti gerçekleştirebilmek için de gerekli tedbirleri almakla yükümlü olmalıdır. Sohbet, forum vb. uygulamayı kullananlar, yazdıklarından kendilerinin sorumlu olacağı ve soruşturmaya konu olabilecek durumlarda kimliklerine ulaşılmasını sağlayacak bilgilerin belirlenerek yetkili makamlara verileceği konusunda bilgilendirmelidir.

Sohbet, forum vb. uygulamalarda yönetici varsa (yani ISS gerekli olmamakla birlikte böyle bir sorumluluk üstlenmeyi göze almış ise), bu kişi ISS adına soruşturmaya konu olabilecek ifadeleri yayından kaldırma ve bu tür ifadeleri alışkanlık haline getirenlerin sisteme girişlerini engelleme yetkisine sahip olmalıdır.

IV. Internet Yayıncılığı ve İçerik


Internet yayıncılığı genellikle ve doğal olarak gazete, dergi, kitap gibi yazılı materyal ile karşılaştırılmaktadır. Dolayısıyla, İSS’ler de söz konusu yazılı materyali basıp dağıtan yayıncılar ve dağıtıcılara benzetilmeye çalışılmaktadır. İSS’lerin mali sorumluluklarının olmasını isteyenler, İSS’lerin gazete ya da magazin yayıncılarına benzediklerini ve hizmetleri üzerindeki materyalden de sorumlu olmaları gerektiğini iddia etmektedirler. Diğer taraftakiler ise, İSS’lerin telefon şirketleri gibi, bilginin iletilmesini mümkün kılan araçları sağlayan basit taşıyıcılar olduklarını iddia etmektedirler. ABD Kongresi ve mahkemeleri, daha çok ikinci görüşten yana tavır sergilemekte ve İSS’lere taşıyıcılarından geçen milyon bit’lerle ifade edilen sayısal bilginin sorumluluğunu yüklememektedir. Bir başka tespite göre ; İSS’lerin fonksiyonları dağıtıcılık/ileticilikten yayıncılığa doğru bir gidiş göstermektedir. Bu bakımdan, aynı kaynakta İSS’lerin sorumluluklarının doğru ve açık şekilde belirlenip, müşterilerle yapılacak sözleşmelere yansıtılmasında yarar olduğu belirtilmektedir.
Gazete şirketleri, kendi muhabirlerinin hazırladıkları haber materyalini editörleri aracılığıyla kontrolden geçirerek, sınırlı sayıda matbaada basımı gerçekleştirir ve dağıtıcı şirketler yardımıyla gazetelerini kamuoyunun hizmetine sunarlar. Gazetelerin reklam için ayrılmış bölümleri ve üçüncü kişilerin fikirlerini belirtebildikleri forum alanları mevcuttur. Söz konusu haberler, reklamlar ve düşünce köşeleri, gazete editörlerinin kontrolundan geçtiğinden, gazete şirketlerinin bunların yazarları gibi değerlendirilmesi mümkündür. Ancak, gazetenin dağıtıcılığını yapan şirketin içerik açısından herhangi bir sorumluluğunun da olamayacağı açıktır.

Bu açıklamalar ışığında, herhangi bir yayıncılık ya da editörlük faaliyeti içinde olmayan, forum düzenlemeyen, içerik kontrolü yapmayan ve ancak bir anlamda taşıyıcılık yapan İSS’lerin içerikten dolayı sorumlu tutulmayacakları düşünülebilir. Bununla birlikte, hukuk açısından herşey bu kadar basit değildir. İSS’ler kendi sağladıkları ortamlarda barındırdıkları (hosting) müşterilerinin sunduğu hizmeti doğrudan doğruya Internet’e eriştirdiklerinden, yalan ya da asılsız haberler gibi hukuka aykırı unsurların bu ortamdan kaldırılmasında yine ilk önce akla gelen aktör olmaktadırlar.

Haberleşme, fikir ve kendini ifade etme özgürlükleri çerçevesinde değerlendirilecek olursa, çıkan sorunlara, eğer fiziki ortamlarda ortaya çıkmışlarsa ulusal ve uluslararası düzenlemelerle çare bulunabilmekte ise de, bu fiiller sayısal ortamlara taşındığında çoğu kez hazırlıksız yakalanılmaktadır.Geleneksel olarak fiziki materyal üzerine basılı unsurlar içeren yazılı iletişimin sayısal araçlarla gerçekleştirilmesinde çıkan sorunları aşağıdaki gibi sınıflandırmak mümkündür:

- Yalan (asılsız) haber,
- Eser haklarının (telif hakkı) çiğnenmesi,
- Genel ahlaka aykırı fiiller,
- Ulusal güvenliği ve genel olarak insanlığı tehdit eden terör fiilleri.

Yalan (asılsız) haber:

Genellikle yalan haber yayma ya da iftira, bir kişi ya da firmanın tanınmışlığına, kişilik haklarına zarar verecek gerçek dışı beyanların yayınlanmasıdır.

ISS’lerin barındırma (hosting) hizmetlerine ilişkin bölümde de açıklandığı üzere, ABD İletişim Ahlakı Yasası (CDA-Communication Decency Act), İSS’lerin bir başkası tarafından sunulan bilginin yayınlayıcısı olarak görülemeyeceğini belirtmektedir. Yani İSS, kullanıcıların/müşterilerin içerik ya da beyanlarından sorumlu tutulmamaktadırlar.

ABD’nin İSS’lerin sorumluluğuna ilişkin bu politikası diğer ülkeler tarafından paylaşılmamaktadır. İngiltere’de ve Almanya’da İSS’ler müşterilerinin yolladığı gerçek dışı beyanlardan ya da örneğin izinsiz müzik eserlerinden belirli koşullarda sorumlu tutulmaktadırlar.

Asılsız ya da yalan haber açısından İSS’lerin sorumlulukları, Birleşik Krallık İftira Yasasında (Defamation Act 1996) da tanımlanmaktadır. Düzenlemede, İSS’lerin sunulan içerik bakımından sorumlulukları konusuna geçiş yapıldığı görülmektedir. Bu Yasaya göre; İSS’ler eğer içeriğin yazarı, editörü ya da yayıncısı değillerse; bu yayın açısından makul tedbirler almışlarsa ve içeriğin doğuracağı sonuçlardan haberdar değillerse, içerikten dolayı sorumluluk taşımamaktadırlar (M 1). Kimlerin yazar, editör ya da yayıncı sayılmayacaklarını belirleyen 3 üncü maddenin (c) bendinde ise sadece dağıtıcılık fonksiyonu üstlenen İSS’ler tanımlanmaktadır. Yasaya göre bu tür İSS’ler “masum haber dağıtıcısı”dırlar.

Alman Teleservis Yasası’na (ICSA 1997) göre ise; İSS’ler kullanıma sundukları kendi içeriklerinden sorumludurlar. İSS’ler üçüncü taraflarca kullanıma sunulan içerikten, söz konusu içerikten haberdar oldukları ve bu içeriğin engellenmesi teknik olarak mümkün ve kendilerinden beklenen bir durum olduğu takdirde sorumludurlar. İSS’ler üçüncü taraflarca kullanıma sunulan içerikten, eğer salt dağıtıcı hizmeti veriyorlarsa sorumlu değildirler.

Yukarıda verilen çeşitli yasal düzenleme örneklerinde dikkati çeken husus, objektif olmayan kriterler taşımaları ve çok genel ifadelere yer vermeleridir. Dolayısıyla, yasal düzenlemelerini yapmış olan ülkelerde dahi sorun tam ve tartışmasız bir şekilde çözülmüş değildir.

Eser (Telif) Hakkı İhlalleri:

Online eser hakkı ihlalleri, üzerinde hak bulunan bir eserin -şarkı, film, sanat eseri ya da düz yazı gibi- hak sahibinin izni alınmaksızın kopyalanması, değiştirilmesi, gösterilmesi ya da sunulması durumunda ortaya çıkmaktadır. Bu tür ihlallerin çözümünde farklı yaklaşımlar bulunmaktadır;

ABD Yaklaşımı

ABD’de 1998 yılında “Dijital Milenyum Eser Hakkı Yasası (DMCA-Digital Millenium Copyright Act)” yürürlüğe girmeden önce, İSS’ler telif hakkı ihlallerine yardım eden (contributory infringement) ya da ihlale göz yuman ve bundan kar sağlayan (vicarious infringement) kurumlar olarak şiddetli şekilde eleştirilmişlerdir. İSS’ler bu eleştirilere, bulundurdukları web siteleri üzerinde yer alan her şeyi izlemelerinin mümkün olamayacağı iddialarıyla cevap vermişlerdir.

DMCA bu tartışmaları yeni bir mekanizma oluşturarak sonlandırmıştır. Bu mekanizmaya göre İSS’ler; müşterilerinin eser hakkı ihlal edilmiş bir eseri on-line sunmaları halinde “uyar ve kaldır-notice and takedown” tedbirini çalıştıracaklar ve böylece mali sorumluluktan kurtulabileceklerdir. Bu mekanizma, eser hakkı ihlallerinde erişimin engellenebilmesi için resmi belgelere dayalı bir “uyarı-notification” olmasını gerekli kılmaktadır. Bu uyarı, ihlale uğramış materyali yeterli ölçüde tanımlayıcı, imzalanmış ve yazılı olmalı; şikayetçi tarafın adresini ve hak sahibi adına davranmaya yetkili olduğunu belirtir belgeleri kapsamalı; materyalin kullanımına ilişkin olarak hak sahibi tarafından ya da kanuni olarak izin verilmediğini bildirir belgeleri içermelidir. Bu tedbire göre, İSS ihlale ilişkin bir uyarı alır almaz, izinsiz materyali ortamdan kaldırmak zorundadır.

İSS’lerin bu sorumluluktan aşağıdaki durumlarda kurtulabilecekleri belirtilmektedir:

-İSS ihlalden parasal kazanç elde etmiyorsa,
-İSS iletinin ihlal edilmiş olduğunu gösterir bilgiye sahip değilse ya da bu kendisine bildirilmemişse- farkında değilse,
-iletinin ihlal edilmiş olduğunu öğrenir öğrenmez İSS hızlı bir şekilde bu iletiyi ortamdan kaldırır ya da erişimini engellerse.

Bu tedbirlerin yanı sıra İSS’lerin, eser hakkı sahiplerinden gelen uyarıları da alacak bir sistem-kurum oluşturmaları zorunlu kılınmaktadır.

Ayrıca İSS’lerden, ihlali tekrar eden müşterilerinin hesaplarını sona erdirmeyi sağlayacak bir politika uygulamaları ve bu politikadan müşterilerini haberdar etmeleri de istenmektedir. Servis sağlayıcıdan, her ne kadar ihlali tekrarlayan müşterinin hesabını kapatması istenmekteyse de, eğer servis sağlayıcı kişinin ihlale iyi niyeti sonucu karıştığına inanırsa hizmetini sonlandırmakta serbest bırakılmaktadır. Benzer şekilde, servis sağlayıcılar bir sözleşme yaparak herhangi bir sebeple kullanıcılarının hesaplarını sona erdirmeleri hususunda da serbest bırakılmışlardır.

Avrupa Birliği Yaklaşımı

Avrupa Birliği’nde İSS sorumlulukları ve fikri haklar, iki temel Direktif ile düzenlenmektedir.

1- Bilgi Toplumunda Eser Hakları ve Komşu Haklar Direktif'i, 2001/29/EC
(Telif Hakkı Direktif'i)

2- Elektronik Ticaret Direktif'i, 2000/31/EC.

Eser ve Komşu Haklar (Telif Hakkı) Direktif'i:

Direktif'in servis sağlayıcıların yükümlülüklerini ilgilendiren hükümleri çoğaltma hakkının online ortamda kullanımına ilişkindir. Direktif'in giriş bölümünde bu hakkın kullanımı ile ilgili olarak (33 no.lu paragraf), geçici çoğaltmalara/kopyalara izin verilme istisnasının, bu kopyaların bir teknolojik prosesin bütünleşik ya da gerekli bir parçası olmak ve iletimin sadece ya bir ağ içinde ve taraflar arasında etkin bir şekilde yapılmasını sağlamak ya da eserin yasal bir şekilde kullanımını sağlamak amacını taşımaları halinde gerçekleşebileceği belirtilmektedir. Bu çoğaltma faaliyetinin kendi başına ele alındığında her hangi bir ekonomik değere sahip olmaması gereklidir. Bu koşulları taşıdığı sürece, bu istisnai hüküm kaşeleme faaliyetleri gibi arama (browsing) işlemlerini de kapsamaktadır. Burada aracı servis sağlayıcı bilgiyi değiştirmemeli, bilgiyi kullanmak için veri elde etmek amacıyla teknolojinin yasal kullanımına müdahale etmemelidir. Bu tür kullanım hak sahibi tarafından izin verildiği ve kanun ile sınırlandırılmadığı sürece yasal kullanım olarak değerlendirilmektedir.
Bu durum Direktif'in 5(1) maddesi ile düzenlenmiş olup eser (telif) hakkı ihlali sorumluluğuna aşağıdaki durumlarda istisna getirmektedir:

-geçici kopyalar, tek amacı üçüncü taraflar arasında bir ağ içinde iletimi sağlamak olan bir teknolojik prosesin bütünleşik ve ayrılmaz bir parçası ise,
- bağımsız olarak ekonomik bir öneme sahip değil ise, çoğaltma hakkı ihlali olarak değerlendirilmeyecektir.
Bu durumun somut etkisi, İSS’lerden ve telekom işletimcilerinden, iletim prosesinin bir parçası olan kendi ağlarından giden geçici kopyalar için izin almaları ya da ödeme yapmalarının istenmemesidir. Ancak, ikinci kısımla ilgili olarak bir açıklık getirilmesi ihtiyacı bulunmaktadır. Bağımsız ekonomik önem konusu ulusal mahkemelere bırakılmış ve neyi kapsadığı tam olarak belirtilmemiştir.

Elektronik Ticaret Direktif'i;

Bu Direktif, İSS’lerin sorumluluğunu Telif Hakkı Direktif’inden daha ayrıntılı düzenlemiştir. Burada özel olarak fikri haklara ilişkin sorumluluk düzenlenmemiştir, ancak genel içerik sorumluluklarına uygulanacaktır.

Genel Ahlaka Aykırı Fiiller:

AB Eylem Planı, Avrupa’da online kullanıcıların çocuk pornografisi gibi yasa dışı bir içeriği ihbar edebilecekleri bir acil durum telefon ağı kurmayı (hotline), erişim ve içerik sağlayıcılar tarafından kendi kendini düzenlemeye ve içerik denetlemeye yönelik projelerin geliştirilmesini, kullanıcıları koruyacak uluslar arası uyuma sahip ve karşılık olarak işletilebilir değerlendirme ve filtre projeleri geliştirilmesini ve bilgisayar ağlarını kullanırken uygun içeriği seçebilmelerine ve makul düzeyde yetişkin kontrolü uygulayabilmelerine yardım edebilmek amacıyla, anne-babalar, öğretmenler, çocuklar ve diğer tüketiciler arasında mevcut olanakların bilinirliğini arttırmaya yönelik önlemleri teşvik etmektedir.

Ulusal güvenliği ve genel olarak insanlığı tehdit eden terör fiilleri:

İSS’lerin ulusal güvenlik ya da terörist amaçlı fiillere ilişkin durumlarda üstlenecekleri sorumluluğun yukarıda bahsi geçen fiilerdeki sorumluluklarına benzer olacağı düşünülmektedir.

V. İss'ler ve Kişisel Bilginin Gizliliği

Kişisel bilgilere olabilecek tecavüzlere karşılık olarak, uluslararası alanda ortaya çıkan en önemli düzenleme Avrupa Konseyi’nin 1981 tarihli ve 108 no’lu “Kişisel Bilgilerin Otomatik İşlenmesine Karşı Bireylerin Korunması Antlaşması”dır. Daha sonraları bazı zafiyetleri ortaya çıkmakla birlikte Antlaşma, AB üyesi ülkelerce minimum standart olarak kabul edilmiştir.

Türkiye bir Avrupa Konseyi üyesi olduğuna göre, Avrupa Konseyi bilgi yollarında kişisel verilerin toplanması ve işlenmesinde bireylerin korunması talimatnamesi Türkiye’deki Internet Servis Sağlayıcıları tarafından dikkate alınmalıdır. Bu talimatnamede kullanıcılar ve Internet Servis Sağlayıcıları için uygun gizlilik uygulamaları hakkında önemli ilkeler ortaya konmuştur.

AB, 95/46/EC sayılı Direktif'i ile kişisel bilgilerin gizliliği konusunda sembolik yaklaşımlarını spesifik hale getirmiştir. Direktif ile kişisel bilgilerin alınması, iletilmesi, yeniden düzenlenmesi, saklanması, kayıt edilmesi ya da sesli ve görüntülü kişisel bilgilerin aktarılması ancak ve ancak belirgin bir amacın ve kişisel olurun varlığı şartına bağlanmıştır.

İSS’ler açısından bakılacak olursa, kişisel bilgilerin gizliliği ilkesi ile bağdaşmayacak iki durum söz konusu olabilir. Bunlardan ilki, üçüncü kişilere ait kişisel bilgilerin İSS’nin hizmet verdiği herhangi bir sitede yasalara aykırı şekilde yer alması, diğeri de özellikle e-posta ve haber gruplarında yer alan yasadışı unsurların gerçek sorumlularına ilişkin kişisel bilgilerin İSS tarafından açıklanmasıdır.
Her iki halde de İSS’nin sorumluluklarının belirlenmesinde, yukarıda asılsız (yalan) haber için yapılan değerlendirmeye benzer bir değerlendirme yapmak mümkün görülmektedir. Yani bu alanda da “İSS’nin herhangi bir yazarlık, editörlük vasfı var mıdır, yoksa sadece dağıtıcı (iletici) mıdır?” sorusunun sorulması kritiktir. İSS’nin, yasadışı içerik sunan web sitesi sahibinin kişisel bilgilerini yasal olarak tanımlanmış otoritelere ya da mahkemelere vermesi konusunda sorumlu tutulabileceği şeklinde yorumlanabilecek bir ifade, 2000/31/EC sayılı AB Direktif'inin 48 no’lu açıklama maddesinde yer almaktadır. Buna göre İSS’ler, ulusal yasalarda tanımlanmak koşuluyla, belirli türdeki yasadışı aktivitelerin tespiti ve önlenmesi açısından tedbir alma sorumluluğuyla teçhiz edilebileceklerdir.

ISS’ler yetkili makamlar tarafından, yasal düzenlemelere uygun olarak istendiğinde bilgiyi sunucuya koyan gerçek ve tüzel kişilere ulaşılmasını sağlayacak bilgileri vermekle sorumlu tutulmalı, aksi takdirde sorumluluk kendisine yüklenmelidir.

VI. ISS'lerin Sözleşme Yapmama Serbestisi

İrdelenmesi gereken diğer bir husus ise, ISS’lerin hizmet talebini reddetme, erişimi engelleme veya sözleşme yapmama hürriyeti olup olmadığı konusudur. Internet servis sağlayıcılığı hizmeti genellikle bir ücret karşılığı ve sözleşme ile yerine getirildiğinden, İSS’in bazı müşteriler ile sözleşme yapmama hürriyetinden bahsedilebilir. Ancak, böyle bir hak da hem anayasal özgürlükler hem de doğuracağı sonuçlar açısından dikkatle değerlendirilmelidir. Açıkça kamu düzenine, genel ahlaka aykırı ve ulusal güvenliği tehdit eden durumlarda ISS’in hizmet talebini reddetme, erişimi engelleme hakkı bulunup bulunmayacağı veya hangi haklarının olması gerektiği tartışılmalıdır.

Erişimin, erişim sağlayıcıları düzeyinde engellenmesi, AB tebliğinde, bu tedbirlerin yasa dışı içerik olarak tanımlanan sınırlı kategorinin çok ötesine geçtiği ve “bireyin özgürlüğüne ve kıtanın politik geleneklerine ciddi biçimde müdahale eden böyle kısıtlayıcı bir sistemin Avrupa için kabul edilemez olduğu” gerekçesiyle eleştirilmiştir.

VII. İSS'in Kuruluş Yeri (Merkezi)

AB’nin 2000/31/EC sayılı Direktif'inde, İSS’lerin kuruluş yerinin/merkezinin neresi kabul edilmesi gerektiği hususu da belirtilmiştir. Buna göre, bir Internet sitesi aracılığıyla hizmet sağlayan bir şirketin kuruluş yeri (merkezi), bu siteye teknolojik destek sağlayan altyapının bulunduğu yer yada bu siteye erişimin mümkün olduğu yer değil, söz konusu şirketin ekonomik faaliyetini yürüttüğü yerdir. Bir hizmet sunucunun birden fazla kuruluş yeri (merkezi) olması durumunda, bu merkezlerin hangisinden söz konusu hizmetin sunulduğunun saptanması önemlidir. Bu merkezlerden hangisinde söz konusu hizmetin sunulduğunun saptanmasının güç olduğu durumlarda, söz konusu spesifik hizmetle ilgili olarak hizmet sunucunun sahip olduğu merkez dikkate alınacaktır.

VIII. İSS'lerin Sağlamakla Yükümlü Olduğu Bilgiler


AB’nin 2000/31/EC sayılı Direktif'inde, İSS’lerin sağlamakla yükümlü olduğu asgari bilgilere de yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre;

1. Topluluk hukuku tarafından öngörülen diğer bilgi şartlarına ek olarak, üye devletler, hizmet sunucusunun aşağıda belirtilmiş olan bilginin, kolay, doğrudan ve sürekli olarak hizmet alıcılarına ve yetkili makamlara ulaşmasını temin eder :

(a) hizmet sunucunun adı,
(b) hizmet sunucunun yerleşik olduğu coğrafi adres,
(c) hizmet sunucuya ilişkin ayrıntılar, elektronik posta adresi de dahil olmak üzere, kendisine hızlı bir biçimde ulaşılmasına ve doğrudan ve etkili biçimde iletişim kurulmasına imkan verecek bilgiler,
(d) hizmet sunucu ticaret veya benzeri bir kamu siciline kayıtlı ise, kayıtlı olduğu ticari sicil ve sicil kayıt numarası veya bu şekilde teşhis edilmesine imkan verecek eş etkili vasıtalar
(e) faaliyetin bir izin sistemine tabi olduğu durumlarda, ilgili denetim makamına ilişkin hususlar
(f) düzenlenmiş mesleklerle ilgili olarak,
- hizmet sunucunun kayıtlı olduğu herhangi bir meslek örgütü veya benzeri kuruluş,
- mesleki unvan ve verildiği üye devlet,
- yerleşik bulunulan üye devlette uygulanan mesleki kurallara ve bunlara ne şekilde ulaşılabileceğine dair bir atıf (ibare) (gönderme)

Alman Teleservis yasasında ise konuyla ilgili düzenleme 6. madde de yapılmış ve hizmet sunan kişinin ad ve adresi ile topluluk ya da grup oluşturuyorlarsa yetkili temsilcilerinin ad ve adreslerinin verilmesi zorunlu tutulmuştur.

IX. İrtibat Noktaları

2000/31/EC sayılı Direktif, üye devletlerin, en azından elektronik yollarla erişilebilecek ve hizmet alıcı ve sunucuların aşağıdaki konularda bilgi alabileceği irtibat noktaları tesis etmeleri gerektiğini de düzenleme altına almıştır;

a- Sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerin yanı sıra, uyuşmazlık durumunda başvurulabilecek, bu mekanizmaların kullanımı ile ilgili uygulamaya yönelik hususlar da dahil olmak üzere, şikayet ve telafi yolları hakkında ;
b- Daha fazla bilgi ve yardım alabilecekleri makam, birlik ve örgütlerle ilgili olarak.

X. Dava Türleri va Yaptırımlar

2000/31/EC sayılı Direktif'in 18. maddesi gereğince, üye devletler, ulusal hukukta bilgi toplumu hizmeti faaliyetleri ile ilgili olarak, geçici önlemler de dahil olmak üzere, iddia edilen herhangi bir ihlali sona erdirecek ve ilgili çıkarların daha fazla zarar görmesini önleyecek önlemlerin hızlı bir biçimde alınmasını mümkün kılacak dava türlerinin mevcudiyetini temin edeceklerdir. Ayrıca 20. maddesi uyarınca, üye devletler bu Direktif uyarınca benimsenen ulusal hükümlerin ihlali halinde uygulanacak yaptırımları belirleyecek ve bu yaptırımların uygulanmasını temin için gerekli her türlü önlemi alacaklardır.

İSS’lere ve web sitelerine karşı açılan davalar genellikle iki ana bölüme ayrılmaktadır:

-eser (telif) hakkı ihlalleri,
-yalan haber yayma (defamation).

Az sayıda olmakla beraber ahlak dışı (obscenity) ve dikkatsiz (negligence) yayınlara ilişkin davalar da bulunmaktadır.

XI. Kısıtlamalar


AB’nin 2000/31/EC sayılı Direktif'i prensip olarak üye devletlerin belirli bir bilgi toplumu hizmeti ile ilgili olarak, bir başka üye devletten bilgi toplumu hizmetlerinin sunulmasının kısıtlanamayacağını, kısıtlanmasına yönelik önlemlerin ancak aşağıdaki şartların gerçekleşmesi durumunda alınabileceğini düzenlemiştir;

- kamu politikası, özellikle suçların önlenmesi, soruşturulması, yakalanması ve dava edilmesi nedenleriyle, küçüklerin korunması ve ırk, cinsiyet, din, milliyet temellerinde nefreti kışkırtacak her türlü faaliyete karşı mücadele nedenleriyle ve bireylerin insan onurunun ihlalinin önlenmesini de kapsamak üzere;
- kamu sağlığının korunması
- ulusal güvenlik ve savunmanın güvence altına alınması da dahil olmak üzere, kamu güvenliği;
- yatırımcılar da dahil olmak üzere, tüketicilerin korunması.


Hülya Pekşirin, Kemal Akgün, Hasibe Işıklı ve Murat İnci

Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı peksirin@bmklawoffice.com, kakgun@sisecam.com.tr, hasibe@dpt.gov.tr, mince@dpt.gov.tr ve yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.