|
Linux İş Modelleri |
|||||||||||||||||||||
|
Öyleyse, gelin bu soruyu önce kendimize sorarak bir yanıt almaya çalışalım. Ardından, bu yanıtları irdeleyerek geçerli bir model kurarken hangi alternatiflerin uygun olabileceğini düşünelim. Kısaca, Linux iş modelleri üzerinde kafa yorarak bu yönde yatırım yapacakların önündeki seçenekleri görelim. Ulusal İşletim Sistemine Giden Yol
Linux'tan Geçiyor Avrupa'daki hükümetler akıllı. Bakan, çıkmış kürsüye "Linux benim" diyor. "İstediğimi yaparım. Bu bir ideoloji. Benim davam, benim paramın kendi ülkemde kalması ve tabii ki artık kendi toplumumun geleceği". Sn. Ziya Aktaş ise gördüğüm kadarıyla bu konuda vizyoner tek parlementer. Linux şenliğindeki açılış konuşmasını yaptı, yüzlerce katılımcıya millevekili sıfatıyla seslendi: "Serbest yazılımı destekliyorum". Eline, diline sağlık, Ziya hoca. Bill'i yıllar önce yerinde ziyaret eden milletvekilini hatırlayınca, uzgörülü olunabileceğini de görüyorum.
Firmanın karının son iki yılda sürekli azalma göstermesi, 2002'nin de çok parlak geçmeyecek olması, sinirli müşteriler, Amerika'nın 9 eyaletinde birden açılan davalar Microsoft'un iş modelini değiştirme yoluna gitmesine neden oluyor. Linux iş modeli, kaba bir tabirle "Yazılımı ücretsiz ver, desteğini sat" olarak tanımlanırken, Microsoft cephesinde "Yazılımı sat, desteğini (bir süre) ücretsiz ver" durumu söz konusu. Bu da aslında Microsoft'un "üye ol, hizmetlerimden yararlan" yönteminden daha yeni değil. XP ve .NET için Microsoft "üye ol, hizmetimden faydalan" derken, aslında bu durum Microsoft'un Linux modelini benimsemeye başladığını gösteriyor. Nereden Başlamalı? Tablodaki iş modellerinin bir kısmı, çift lisanslama adı verilen bir yöntemi kullanıyor. Bu sistem yardımıyla, kurumlar, ürettikleri yazılımın tüm haklarını müşterisine vermek yerine, sadece gerektiği ölçütlerde yardımcı olmak istiyorlar. Örneğin, Sendmail Inc. firması, Sendmail e-posta yazılımını serbest olarak dağıtmakta, Linux/UNIX sistemleriyle birlikte verilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri hazırlamakta, ancak Sendmail'ın uzaktan yönetimi için gerekli bazı araçları ücretli dağıtmaktadır. Zira Sendmail'ın kullanımının zorluğu konusunda haklı bir ünü vardır ve büyük kurumlar, kullanıcı başına lisans problemi olmayan bu servisi yapılandırmak için ek araçlara seve seve ücret ödüyorlar.
Daha farklı bir örnek ise BerkeleyDB. Firmanın
SleepyCat adı verilen veritabanı, isteyen herkes için ücretsiz, ancak
bir şartla: Bu veritabanına bel bağlayan ürününün kaynak kodunu açmalısınız.
Eğer kapalı kaynak kodlu veriyorsan 20 ile 30 bin dolar arasında gezinen
farklı ücretlendirme modellerine de evet demek zorundasınız. Dünyadaki Durum SuSE: 600 çalışanı var. Avrupa'nın tam göbeğinde, Almanya gibi ulusal bilincin son derece yaygın olduğu bir yerde faaliyet gösteriyorlar. Hem hükümet, hem de yerel halk tarafından büyük bir ilgi ile izlenen SuSE'nin yönetim kurulunda HP, SAP ve Almanya'nın önde gelen yazılım ve donanım firmalarından üyeler var. İş modelleri yüksek fiyatlı, ancak kaliteli hizmet ile Linux satışından oluşuyor. Yıllık gelirlerinin önemli bir yüzdesi de hediyelik eşyalardan doğuyor. Zend: Hem PHP'yi geliştiriyorlar, hem de Windows ve Linux altında PHP - MySQL - Apache üçlüsünü daha rahat kullanabilmek için çeşitli yazılımlar satıyorlar. Mali durumları oldukça parlak. Amerika'da iki farklı noktada şubeleri var. Linux Magazine: Yıllık 120.000 tirajı olan bu dergi, her ay 30.000 kopya yayını Amerika dışına gönderiyor. Bir de madalyonun diğer yüzü var, onlar da "yanlış model uyguladıkları için varlıklarını sürdüremeyenler" sınıfına giriyorlar. Eazel: Apple kurucularının bir araya gelmesiyle, Linux'u masaüstünde pazarlama hayali Eazel'la başladı. Amaçları, Nautilus adı verilen bir web tarayıcısı sayesinde servis pazarlamaktı. 100 Mb'lık bir alanı 25$'a sınırsız kullanabildiğiniz bir web deposunu siz olsanız satın alır mıydınız? Tahminlerimi haksız çıkarmayan 11 milyon dolarlık Eazel, 15 Mayıs 2001 yılında kapısını ebediyen kapattı. Corel: Benzer bir hüznü Corel da yaşadı. 1999 yılında, masaüstü Linux piyasasına lider olmak için çıkan Corel, oluşturduğu modelle GPL'le uyuşmayan bir görüntü çizdi. Eric Raymond'dan Free Software Foundation'a kadar pek çok noktadan uyarı alan Corel, kaynak kodlarını açmakta gecikti ve Linux dünyasının büyük tepkisini çekti. Her ne kadar KDE masaüstü ortamına getirdiği yenilikler yadsınamaz olsa da, Corel 2000 yılı sonunda Linux dünyasındaki çalışmalarına son verdi. Loki: Linux dünyasında oyun açığını görerek gerçekten çok kaliteli 30'a yakın oyunu Linux'a aktardı. Ancak her oyununun satışı 10.000'lerde kaldı. Yaklaşık 1 milyon dolar zarar ederek 4 ay önce çalışmalarına ara verdi. Bu listeyi oluştururken tamamen objektif davranmaya çalıştım. Masaüstüne yönelmek, iki kez dikkat gerektiriyor. Çünkü karşımızda çalışmayabilecek bir model var. Her ne kadar masaüstünde en yetenekli dağıtım olan Mandrake'nin başarısı göz ardı edilemese de, bu kurumun çok geniş bir yelpazede ürünleri olduğunu, istediği projelere kaynak aktarabildiğini de hatırlatalım. Ürettiğiniz yazılımı açık kaynak kodlu sunmak zorunda değilsiniz! Serbest yazılım, kendi içindeki kurallarıyla iş modeli geliştirmek için, kim ne derse desin, oldukça zorlu birtakım engeller yaratıyor. Bir serbest yazılım bileşenini kullanmak, ortaya çıkan yeni türevlerin de serbest yazılım lisansı (GPL, bkz. www.gnu.org) altında vermek anlamına geliyor. Eğer başkasının yazılımını kullanacaksanız, onların kurallarıyla çalışacaksanız. Ancak, Linux altındaki her yazılımın serbest olduğunu, ya da olması gerektiğini düşünmek olası değil. Buna en güzel örnek Oracle, Sybase ve IBM/2 veritabanları. Linux kütüphanelerini doğrudan kullanan bu yazılımlar, üretici firmalara özel fiyatlandırmalarla pazara sunuluyor. Bu konuda birtakım medya, ya da kurumlar, Linux'u "viral yazılım" olarak nitelendirip, bu işletim sistemi üzerinden para kazanılamayacağını da söylerler. Bu iddialar FUD amaçlı (fear, uncertainty and doubt) yapılır ve kurumların Linux'a geçişini engellemeye yöneliktir. Örneğin, yazacağınız bir muhasebe programı, iyi pazarlandığı takdirde kendi sektöründe büyük ihtimalle lider olacak, siz de bunu ister serbest dağıtacak, isterseniz ücretli sunacaksınız. Her ikisi için de üçüncü kişi ve kurumlarla muhatap olmanız da söz konusu değil. Desteğini de istediğiniz fiyata verin. Hatta ben karışmıyorum. Caldera da bu konuda inceleyeceğimiz bir başka örnek. Linux'u "kişi başına" satarak belirli bir model yaratmayı tasarlıyorlar. Her ne kadar Richard Stallman, bu konuda Caldera'nın başkanını "parazit" olarak nitelendirse de Caldera'nın gittiği yol ve yöntem, pek çok kişi tarafından kabul edilebilir bulunuyor. Benzer yöntemi burada da uygulamak isteyen bir kurum, Linux'u satarak ve arkasından desteğini vererek kendi iş modelini oluşturabilir. Günümüzde, pek çok yazılım fiyatlarının pek çok kuruma iki beden bol gelmesi ve kurumların lisanslı yazılım kullanmalarına yönelik çeşitli baskılar nedeniyle oldukça iyi çalışan bir mekanizma oluşturulabilir. Bu alanda özellikle servis ve kurulum sonrası destekte ciddi bir açık görüyorum. Altyapısı sağlam kurulmuş bir kurumun, içerdiği "know-how"ı hem kamu, hem de özel sektörde sonuna dek sunmasının önünde hiç bir engel bulunmuyor. Hatta büyük şehirlerde konumlanmamış pek çok kurum ve kuruluş, Linux desteğinin yaygın olmamasından, mevcut altyapılarını Linux ile donattıktan sonra profesyonel bir destek görememekten şikayet edebiliyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin manzara bu şekilde. Sonuç Görkem
Çetin
|