Linux İş Modelleri


Bir firma işletiyorsunuz. Yeni açılımlar arıyorsunuz. Bugünlerin deyimi yerindeyse "modası" olan, parlak spotları sizin üzerinize çekecek "Bilişim harcamalarınızı %80 kısın" afişlerini web sayfanıza asmak istiyorsunuz. Arkasını doldurduğunuz sürece her zaman işe yarayabilecek bir yöntem. Serbest yazılımın arkasındaki gücü görüyor, bir iş modeli kurabileceğinize inanıyor, ama bir türlü kendi çözümlerinizde kullanamıyorsunuz. Doğal olarak, "Sen bu işletmeyi nasıl yaşatacaksın?" sorularıyla muhatap olacaksınız. Sonuçta bu işi Türkiye'de ilk defa yapan bir kurum olarak profesöründen bakkalına, konuya biraz vakıf ev kadınından öğrencisine kadar herkesten benzer soruları alıyoruz.

Öyleyse, gelin bu soruyu önce kendimize sorarak bir yanıt almaya çalışalım. Ardından, bu yanıtları irdeleyerek geçerli bir model kurarken hangi alternatiflerin uygun olabileceğini düşünelim. Kısaca, Linux iş modelleri üzerinde kafa yorarak bu yönde yatırım yapacakların önündeki seçenekleri görelim.

Ulusal İşletim Sistemine Giden Yol Linux'tan Geçiyor

Linux, çok ilginç bir fenomen - tıpkı su gibi, hava gibi. Japonya'da çilek esanslı "hava kapsülleri"ni pek çoğunuz hatırlar, bu ülkedeki hava kirliliği nedeniyle plastik kutulara doldurulup satılıyordu. Su ise, zaten son 10 yıldır, sofra içeceği, kaynak suyu, kuyu suyu, esanslı su, gazlı su, mineralli su şeklinde üzerine "katma değer" (yoksa katma vitamin mi desek?) yerleştirilerek marketlerdeki yerini almış durumda. Linux, aslında herkesin, ama hiç kimsenin. Teknolojiyi günü gününe takip etmesi gerekenler için bulunmaz bir nimet. Dün Avrupa'da hangi Linux teknolojisi gündemde ise, ertesi gün bunun Türkiye'deki yansımasını görebiliyoruz. Yepyeni bir protokol mü tanımlandı? Hay hay, web emrinizde. Yarın kendi yazılımlarınızda kullanmaya başlayın. Yeni bir dağıtım mı çıktı? Kaynak kodlarıyla evinizde. Güvenlik yaması mı? Elbette, sadece 15 dakika bekleyin efendim. İndirmesi uzun sürebilir zira. Yunanistan, 12 bin okulunu Linux ile donatmışsa, Kore hükümeti 120.000 ofis yazılımını Linux ile çalıştırıyorsa, Almanya Enformatik ve Eğitim Bakanlığı 2000 yılından bu yana bünyesinde Linux için fon oluşturuyorsa, bu treni yakalamak için geçerli mazeretlerimiz ve zorlayıcı etkiler var demektir.

Avrupa'daki hükümetler akıllı. Bakan, çıkmış kürsüye "Linux benim" diyor. "İstediğimi yaparım. Bu bir ideoloji. Benim davam, benim paramın kendi ülkemde kalması ve tabii ki artık kendi toplumumun geleceği". Sn. Ziya Aktaş ise gördüğüm kadarıyla bu konuda vizyoner tek parlementer. Linux şenliğindeki açılış konuşmasını yaptı, yüzlerce katılımcıya millevekili sıfatıyla seslendi: "Serbest yazılımı destekliyorum". Eline, diline sağlık, Ziya hoca. Bill'i yıllar önce yerinde ziyaret eden milletvekilini hatırlayınca, uzgörülü olunabileceğini de görüyorum.


İki Model Arasındaki Fark Giderek Kapanıyor

Microsoft'un en şişman gelir kaynağı olan MS Office, OpenOffice.org tarafından büyük tehdit altında. Bu yazılım, Word, Excel, Powerpoint belgelerini açabiliyor, tıpkı MS Office kadar kolay kullanımlı ve hem Linux, hem de Windows altında çalışabiliyor. Son kullanıcının istediği tüm özellikleri bünyesinde barındırmasının yanı sıra açık kaynak kodlu.Öte yandan, United Linux ile başlayan ve 2002'nin sonunda bitecek olan bir çalışma, tüm UNIX ve Microsoft tabanlı işletim sistemlerini geride bırakacak özelliklere sahip, "enterprise" bir işletim sistemi hedefliyor.

Firmanın karının son iki yılda sürekli azalma göstermesi, 2002'nin de çok parlak geçmeyecek olması, sinirli müşteriler, Amerika'nın 9 eyaletinde birden açılan davalar Microsoft'un iş modelini değiştirme yoluna gitmesine neden oluyor. Linux iş modeli, kaba bir tabirle "Yazılımı ücretsiz ver, desteğini sat" olarak tanımlanırken, Microsoft cephesinde "Yazılımı sat, desteğini (bir süre) ücretsiz ver" durumu söz konusu.

Bu da aslında Microsoft'un "üye ol, hizmetlerimden yararlan" yönteminden daha yeni değil. XP ve .NET için Microsoft "üye ol, hizmetimden faydalan" derken, aslında bu durum Microsoft'un Linux modelini benimsemeye başladığını gösteriyor.

Nereden Başlamalı?

Red Hat'in kasasındaki 400 milyon dolar iştahınızı kabartıyorsa iki kez düşüneceğiz. Bu firma, yaklaşık 8 yıldır Linux piyasasının içinde ve standartları koyma noktasına tehlikeli bir şekilde yaklaşıyor. Aslında işletim sistemi pazarı daha fazlasını da kabul edebilecek durumda. Zira bunu önceden gören IBM de, kendi Linux dağıtımını çıkartmak dışında her işe soyundu. Compaq, 3 milyar doları Linux yatırımlarına harcayacağını söyledi. Larry Allison, tüm kritik sunucularını Linux'a aktardığını açıklayarak dikkatleri üzerine çekti.
Genişleyen pazar çerçevesinde, mevcut iş modellerine göz atmak gerekiyor. 1. tablo, kabul edilen modellerin isimleri, özellikleri ve bunları uygulayan firmalardan örnekler vermekte. Bu modellerden özellikle "katma değer" ve "uygulama geliştirme" hala çok sayıda kurumu kucaklayabilecek bir potansiyele sahip. "Donanım satışı" ise diğer işletim sistemleriyle birlikte uygulandığı zaman ciddi bir anlam ifade ediyor.

Tablodaki iş modellerinin bir kısmı, çift lisanslama adı verilen bir yöntemi kullanıyor. Bu sistem yardımıyla, kurumlar, ürettikleri yazılımın tüm haklarını müşterisine vermek yerine, sadece gerektiği ölçütlerde yardımcı olmak istiyorlar. Örneğin, Sendmail Inc. firması, Sendmail e-posta yazılımını serbest olarak dağıtmakta, Linux/UNIX sistemleriyle birlikte verilmesi için gerekli yasal düzenlemeleri hazırlamakta, ancak Sendmail'ın uzaktan yönetimi için gerekli bazı araçları ücretli dağıtmaktadır. Zira Sendmail'ın kullanımının zorluğu konusunda haklı bir ünü vardır ve büyük kurumlar, kullanıcı başına lisans problemi olmayan bu servisi yapılandırmak için ek araçlara seve seve ücret ödüyorlar.

Daha farklı bir örnek ise BerkeleyDB. Firmanın SleepyCat adı verilen veritabanı, isteyen herkes için ücretsiz, ancak bir şartla: Bu veritabanına bel bağlayan ürününün kaynak kodunu açmalısınız. Eğer kapalı kaynak kodlu veriyorsan 20 ile 30 bin dolar arasında gezinen farklı ücretlendirme modellerine de evet demek zorundasınız.


İş modeli Özellikler Uygulayan kurumlar
Platform taşıma Mevcut bir ürünün Linux işletim sistemini de destekleyebileceği şekilde düzenlemelere gidilmesi Oracle, IBM DB/2, NuSphere PHPEd
Katma değer Bir ürünün alınıp mevcut müşteri potansiyelinin sorunlarını çözecek şekilde desteğini vermek, gerekirse yazılım üzerinde belirli bir ihtiyacı karşılayacak şekilde değişikliklere giderek açık kapatmak. SuSE, Red Hat, Gelecek, ActiveState, Scriptics
Donanım satışı Linux'un uyumlu ve performanslı çalıştığı bilinen bir donanım üzerine bu işletim sistemi ve sunucu yazılımlarının kurulumu ve satışı. NetworX, VA Systems, Penguin Computing, Sun Microsystems
Eğitim Linux ve sunduğu olanakların birebir, ya da grup olarak eğitiminin verilmesi LinuxCare, Gelecek, SAIR, IBM, Linux Professional Institute
Uygulama geliştirme Linux altında çalışan, belli bir müşteri kitlesini hedef alan uygulama yazılımı geliştirme Sendmail Inc, Inter7, Zend, Borland
Belgeleme Mevcut yazılımların kurulumu, kullanımı ve yapılandırmasına ilişkin kitapların hazırlanması NoStarch Press, Coriolis, O'Reilly&Associates

Tablo 1. Farklı Linux iş modellerinden kesit

Dilerseniz şimdi, serbest yazılım modelinde ekmek aslanın ağzında iken, hangi firmalar bu modelleri benimseyerek yaşamlarını sürdürüyorlar, gelin bilgi sahibi olalım.

Dünyadaki Durum

Aşağıda, anı ve bilgilerimizi biraz tazelememize imkan verecek, farklı iş alanlarında çalışan Linux ve serbest yazılım kurumlarından örnekler verdim. Buradaki asıl amacım, örnek gelir modeli yaratan firmalardan biraz daha detaylı ve düşünmeye açık kesitler sunmak. "Kim, ne yapıyor?" başlığı altındaki ikinci bölümde ise "kim, ne yapmak istedi ve yapamadı?" var. Kolayca anlaşılabileceği gibi, evdeki hesabın çarşıya uymadığı durumlar da söz konusu.

Red Hat: Toplamda 1300 kişi çalıştırıyor. Geçtiğimiz çeyrekteki net karı 18 milyon dolar olmuş. Nasdaq'a giren ilk Linux firmalarından. Girdikleri her işten karlı çıktılar.

SuSE: 600 çalışanı var. Avrupa'nın tam göbeğinde, Almanya gibi ulusal bilincin son derece yaygın olduğu bir yerde faaliyet gösteriyorlar. Hem hükümet, hem de yerel halk tarafından büyük bir ilgi ile izlenen SuSE'nin yönetim kurulunda HP, SAP ve Almanya'nın önde gelen yazılım ve donanım firmalarından üyeler var. İş modelleri yüksek fiyatlı, ancak kaliteli hizmet ile Linux satışından oluşuyor. Yıllık gelirlerinin önemli bir yüzdesi de hediyelik eşyalardan doğuyor.

Zend: Hem PHP'yi geliştiriyorlar, hem de Windows ve Linux altında PHP - MySQL - Apache üçlüsünü daha rahat kullanabilmek için çeşitli yazılımlar satıyorlar. Mali durumları oldukça parlak. Amerika'da iki farklı noktada şubeleri var.

Linux Magazine: Yıllık 120.000 tirajı olan bu dergi, her ay 30.000 kopya yayını Amerika dışına gönderiyor.

Bir de madalyonun diğer yüzü var, onlar da "yanlış model uyguladıkları için varlıklarını sürdüremeyenler" sınıfına giriyorlar.

Eazel: Apple kurucularının bir araya gelmesiyle, Linux'u masaüstünde pazarlama hayali Eazel'la başladı. Amaçları, Nautilus adı verilen bir web tarayıcısı sayesinde servis pazarlamaktı. 100 Mb'lık bir alanı 25$'a sınırsız kullanabildiğiniz bir web deposunu siz olsanız satın alır mıydınız? Tahminlerimi haksız çıkarmayan 11 milyon dolarlık Eazel, 15 Mayıs 2001 yılında kapısını ebediyen kapattı.

Corel: Benzer bir hüznü Corel da yaşadı. 1999 yılında, masaüstü Linux piyasasına lider olmak için çıkan Corel, oluşturduğu modelle GPL'le uyuşmayan bir görüntü çizdi. Eric Raymond'dan Free Software Foundation'a kadar pek çok noktadan uyarı alan Corel, kaynak kodlarını açmakta gecikti ve Linux dünyasının büyük tepkisini çekti. Her ne kadar KDE masaüstü ortamına getirdiği yenilikler yadsınamaz olsa da, Corel 2000 yılı sonunda Linux dünyasındaki çalışmalarına son verdi.

Loki: Linux dünyasında oyun açığını görerek gerçekten çok kaliteli 30'a yakın oyunu Linux'a aktardı. Ancak her oyununun satışı 10.000'lerde kaldı. Yaklaşık 1 milyon dolar zarar ederek 4 ay önce çalışmalarına ara verdi.

Bu listeyi oluştururken tamamen objektif davranmaya çalıştım. Masaüstüne yönelmek, iki kez dikkat gerektiriyor. Çünkü karşımızda çalışmayabilecek bir model var. Her ne kadar masaüstünde en yetenekli dağıtım olan Mandrake'nin başarısı göz ardı edilemese de, bu kurumun çok geniş bir yelpazede ürünleri olduğunu, istediği projelere kaynak aktarabildiğini de hatırlatalım. Ürettiğiniz yazılımı açık kaynak kodlu sunmak zorunda değilsiniz! Serbest yazılım, kendi içindeki kurallarıyla iş modeli geliştirmek için, kim ne derse desin, oldukça zorlu birtakım engeller yaratıyor. Bir serbest yazılım bileşenini kullanmak, ortaya çıkan yeni türevlerin de serbest yazılım lisansı (GPL, bkz. www.gnu.org) altında vermek anlamına geliyor. Eğer başkasının yazılımını kullanacaksanız, onların kurallarıyla çalışacaksanız.

Ancak, Linux altındaki her yazılımın serbest olduğunu, ya da olması gerektiğini düşünmek olası değil. Buna en güzel örnek Oracle, Sybase ve IBM/2 veritabanları. Linux kütüphanelerini doğrudan kullanan bu yazılımlar, üretici firmalara özel fiyatlandırmalarla pazara sunuluyor. Bu konuda birtakım medya, ya da kurumlar, Linux'u "viral yazılım" olarak nitelendirip, bu işletim sistemi üzerinden para kazanılamayacağını da söylerler. Bu iddialar FUD amaçlı (fear, uncertainty and doubt) yapılır ve kurumların Linux'a geçişini engellemeye yöneliktir.

Örneğin, yazacağınız bir muhasebe programı, iyi pazarlandığı takdirde kendi sektöründe büyük ihtimalle lider olacak, siz de bunu ister serbest dağıtacak, isterseniz ücretli sunacaksınız. Her ikisi için de üçüncü kişi ve kurumlarla muhatap olmanız da söz konusu değil. Desteğini de istediğiniz fiyata verin. Hatta ben karışmıyorum.

Caldera da bu konuda inceleyeceğimiz bir başka örnek. Linux'u "kişi başına" satarak belirli bir model yaratmayı tasarlıyorlar. Her ne kadar Richard Stallman, bu konuda Caldera'nın başkanını "parazit" olarak nitelendirse de Caldera'nın gittiği yol ve yöntem, pek çok kişi tarafından kabul edilebilir bulunuyor. Benzer yöntemi burada da uygulamak isteyen bir kurum, Linux'u satarak ve arkasından desteğini vererek kendi iş modelini oluşturabilir. Günümüzde, pek çok yazılım fiyatlarının pek çok kuruma iki beden bol gelmesi ve kurumların lisanslı yazılım kullanmalarına yönelik çeşitli baskılar nedeniyle oldukça iyi çalışan bir mekanizma oluşturulabilir.

Bu alanda özellikle servis ve kurulum sonrası destekte ciddi bir açık görüyorum. Altyapısı sağlam kurulmuş bir kurumun, içerdiği "know-how"ı hem kamu, hem de özel sektörde sonuna dek sunmasının önünde hiç bir engel bulunmuyor. Hatta büyük şehirlerde konumlanmamış pek çok kurum ve kuruluş, Linux desteğinin yaygın olmamasından, mevcut altyapılarını Linux ile donattıktan sonra profesyonel bir destek görememekten şikayet edebiliyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin manzara bu şekilde.

Sonuç
Linux dünyasında hedefini iyi koymak isteyen kurumların kendi modellerini sağlam bir şekilde oluşturmaları çok önemlidir. Her sektörde olduğu gibi, dünya bunun hem başarılı, hem de acıklı öyküleriyle dolu. Kendi ülkesinde liderliğe oynamak isteyen bir Linux firmasının Türkiye'de yanlış yönetim nedeniyle yüzbinlerce markı harcayıp eli boş evine gitmesi kadar kötü bir hikaye olamaz. Aynı yanılgıya düşmemeniz için yukarıdaki tablonun sunduklarını iyi irdelemeli, ardından Linux ile para kazanma modelini tam ve tutarsızlığa yol açmayacak şekilde oluşturmalısınız.
Sonrası başarı hikayeleri ile dolu olacak.

Görkem Çetin

Bu yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı gorkem@gelecek.com.tr veya yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.