|
Bilişim Sektöründe Eleman Açığı: |
|
Ülkemizi yarına taşıyacak ve bilişim
toplumuna dönüştürecek insan gücünün büyük bölümü üniversitelerin
bilgisayar mühendisliği ve bilgisayar eğitimi bölümleri,
birkaç çeşit ön lisans programı, özel kurs ve sertifika programlarında
yetiştirilmektedir (10). Diğer yandan, özellikle matematik ve fizik
bölümünden mezun olan bilgisayar ve iletişim teknolojilerine ilgili
kişilerde bu alandaki insan gücüne önemli katkılarda bulunmaktadır.
Fakat bu alanlarda verilen eğitimlerin amaçları farklı olduğundan,
o bölümlerden mezun olan kişiler bu çalışmanın kapsamı dışında tutulmuştur.
YÖK'ün belirlemiş olduğu kontenjanlara göre bilişimle ilgili 4 yıllık
bölümlere 2002 yılı içersinde alınacak öğrenci sayısı şöyledir (1): Tablo 1: 2002 Yılı 4 Yıllık Bilişim ile Bölümlerinin Kontenjanları En az 4 yıl sonrasını düşünecek olursak 4 yıllık bir fakülteden mezun olabilecek bilişim insan gücü sayısı 5,026'dir. Bu rakam içersinde bilgisayar mühendisi sayısı da 2,811'dir. Halen ülkemizde yaklaşık 6,000 bilgisayar mühendisi vardır. Türkiye Bilişim Vakfı'nın araştırmalarına göre Türkiye'nin bilgi toplumu olabilmesi için 2000 yılında 70 bin civarında bilişim uzmanına ihtiyaç vardı (10). Cisco ve IDC'nin (International Data Corporation) raporlarına göre Türkiye'deki bilgisayar ağları uzmanı açığı 2002 yılı için 12 bin, 2003 yılı için ise 20 bin kişi olarak tahmin ediliyor (6). Bu sayı batı toplumlarındaki bilgisayar mühendislerinin nüfuslarına oranlaması ile elde edilmiştir. Ülkemizdeki 6,000 bilgisayar mühendisine her yıl mezun olanları katıp, yurt dışına transfer olanları da düşersek bugünkü batıyı sayıca ancak 50, 60 yıl sonra yakalamamız mümkün olacaktır (10). Kaldı ki bir çok batılı şirket, bilişim projelerini uygulamada eleman sıkıntısından yakınmaktadır. Bunlardan bir kısmı ülke politikalarını değiştirmekte (Almanya gibi) bilişim konusundaki elemanlara sınırlarını açmaktadır. Bu kapsamda Hindistan, Taiwan, Hong Kong gibi ucuz ve kaliteli iş gücünün bulunduğu ülkelerdeki mühendislere yüksek ücret, vatandaşlık hakkı vb. sosyal imkanlar yaratarak onları Avrupa ve Amerika'ya transfer etmektedirler. Genç nüfusuyla övünen Türkiye'nin de yaşlı Avrupa gibi aynı problemi yaşaması eğitim politikaları açısından hem düşündürücü hem de üzücüdür. Genç nüfusunu son yıllarda iyi değerlendiren Hindistan ile ilgili bir kaç önemli konuya dikkat çekmekte fayda vardır. Yıllardır gelişmekte olan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alan Hindistan, GSMH (Gayri Safi Milli Hasıla) artışındaki en büyük payı yazılım sektöründeki yüksek istihdam kapasitesi ile sağlamaktadır. Hindistan, yazılım alanında 2000 yılında 6,8 milyar dolar, 2001 yılında ise 8 milyar dolar ihracat yaparak gelişmekte olan ülkeler içerisinde bu alanda birinci sırada yer almıştır. 2008 yılı yazılım alanında ihracat hedefi ise 58 milyar dolardır. Bunu sağlamak içinde her yıl 200,000 civarında bilişim uzmanı yetiştirmektedir. Başta Microsoft ve Cisco olmak üzere bir çok dev dünya şirketi Hindistan'da kurdukları "Software House" larda ürün geliştirmektedirler (9). Günümüzde IT'nin (Information Technology) "I" harfini bu alanın yıldızlarından "India" (Hindistan) kelimesinden aldığını esprili bir ifadeyle dile getirilmektedir. Bilgisayar öğretmeni yetersizliği ise bilgisayar mühendisliğinden daha vahimdir. Çünkü bir bilgisayar mühendisinin yerini başka disiplinden gelen birisi doldurabilir, fakat aynı durum bilgisayar öğretmenleri için daha zordur. Bunun nedeni, öğretmenliğin alan bilgisinin yanında pedagojik formasyon eğitimi de gerektirmesidir. YÖK, ilk ve orta öğretimde yaklaşık 15 milyon öğrencisi olan bir ülkenin dört yıl sonraki bilgisayar öğretmeni ihtiyacını 1,880 olarak tahmin etmiş ve ona göre plan yapmıştır. Bu nedenle 2002 içerisinde eğitim fakültelerinin bilgisayar eğitimi bölümlerine 1,880 kontenjan ayrılmıştır. Güncel bir örnekle ülkemizdeki bilgisayar öğretmeni açığını saptamak aslında zor değildir. 2002 Eylül öğretmen atamaları başvurusu için diğer branşlardan 65-75 arası KPSS taban puanı aranırken bilgisayar öğretmenleri için bu taban puan 40 olarak belirlenmiştir. Bilgisayar mühendisliği ve bilgisayar eğitimi bölümlerinin yanı sıra ara elemanların da unutulmaması gerekiyor. Ara elemanlar, lise ile üniversite arasında olması gereken meslek okullarından yetişmesi beklenen bilgisayar teknisyenleri, işletmenler, bilişim pazarlamacıları ve programcılardır. İleri bilişim toplumunda çalışan nüfusun neredeyse yarısının bilişim alanında, ya da diğer alanlarda bilişim teknolojisi ile çalışanlar olduğunu göz önüne alırsak ara eleman yetiştirme konusunun ne kadar önemli olduğunu anlarız. Yetiştirmiş olduğumuz ara elaman sayısı ise 2000 yılı rakamları ile yıllık yaklaşık 7,500 kişidir. 2002 yılında Meslek Yüksek Okullarına (MYO) sınavsız geçişten dolayı kontenjanların okulların kapasitelerinin çok üstüne çıkarılmasına rağmen toplam kontenjan 16,055'dir (1). Tablo 2: 2002 Yılı MYO Bilişim Bölümlerinin Kontenjanları Fakat Meslek Yüksek Okullarının gerek
kalitesiz eğitiminden, gerek öğretim elemanı eksikliğinden, gerekse
de piyasadan kopuk ders programlarından dolayı Türkiye'de kaliteli
ara eleman açığı gittikçe büyümektedir. Bu açığı yer yer diğer disiplinlerden
(matematik, fizik, ziraat, maden vb.) mezun olmuş fakat kendi alanında
istihdam olanağı bulamamış ya da kendisini bilişim alanında geliştirmiş
lisans mezunlarından karşılandığını görüyoruz. Çözüm Öneriler IT'nin (Information Technology) "T"
harfini de Türkiye'nin temsil etmesi için, yukarıdaki bölümlerde mevcut
durumun kabaca bir saptaması yapılmış, bu sıkıntıların giderilmesi
içinde aşağıdaki çözümler önerilmiştir: Kaynaklar
|