Fikri Hukuk Bakımından Link ve Frame Verilmesi - 2

Bu yazının birinci bölümüne ulaşmak için tıklayınız.

III. Link ve Frame verilmesi ve eser sahibinin hakları

A. Genel Olarak

Link ve frame verilmesinde ortaya çıkacak sorunlara genel bir bakıştan önce link türleri arasında başlangıçta bir ayrım yapmak gerekmektedir. Fikri hukuk açısından problem olabilecek link türleri dahili linklerdir. Zira harici linkler, Internet’in kalbi olarak nitelendirilmekte ve atıf hakkına benzetilmektedir. Burada sadece eser sahibinin sayfasına bir geçiş sağlanmaktadır. Zaten eser sahibinin söz konusu sayfasına Internet ağında ulaşmak mümkündür. Dahili link ve framelerde ise eser sahibinin ihlal edilebilen haklarının tek tek ele alınması ve incelenmesi gerekmektedir.

B. Eser Sahibinin Hakları

Eser sahibinin hakları manevi ve mali haklar olarak ikiye ayrılabilir. Birbirinden farklı olan bu haklar demetinin kendine ait özellikleri ile konu alt başlıklar halinde incelenecektir.

1. Eser Sahibinin Manevi Hakları

a. Eser Sahibinin Adının Belirtilmesi

Bern Sözleşmesi 6(bis) 1’e uygun olarak, eser sahibinin bu sıfatının, yani eserin sahibi olduğunun belirtilmesi, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 15. maddesinde belirtilmiştir. Eser sahibinin adının belirtilmesi hakkı, eser sahibinin adının eserde yer almasını kapsadığı gibi, eserin kullanıldığı her yer ve durumda açıkça belirtilmesini de kapsamaktadır. Bu hak, bir taraftan eseri sahibine bağlar, diğer taraftan da eser sahibini eser hırsızlarına karşı (intihal) korur([i]). Bu hak, eserin kullanıldığı her tür ve bütün boyutlarda her halde mevcuttur, kullanmanın nitelik ve çapı önemli değildir([ii]). 

“Eser sahibinin adının eser yayımlanırken yazılması gerekir. Aksi halde maddi ve manevi tazminat istenebilir”([iii]). Eser sahibinin isminin yazılmaması hali bir kusur olarak kabul edilmektedir ve manevi tazminatı gerektirmektedir([iv]).

İntern (inline-dahili) link verme halinde ise eser sahibinin ihlal edilen bir takım haklarından bahsetmek mümkündür. Zira bu link türünde link verilen sayfa (eser) bağımsız bir sayfa olarak açılmamakta, link veren sayfanın içinde görüntülenmekte; link veren sayfanın adeta bir parçası görünümü verilmektedir. Bu durumda eser sahibinin korunmaya değer menfaatlerinden bahsetmek gerekmektedir. Öncelikle eser sahibinin manevi haklarından adının belirtilmesi hakkının çiğnenmesi söz konusu olabilir (FSEK m. 15) ([v]).

Deeplink verilmesi halinde genellikle eser sahibi tanınabilmektedir. Burada kullanıcı, içeriğin gerçek eser sahibini tanımlayabilmektedir. Deeplinkte, link verilen sayfa, bazen web sitesinin ilk sayfası olabilmektedir. Bu durumda eser sahibinin tanınabilmesi daha kolaydır. Ancak deeplinkle hedefteki web sayfasının giriş sayfasından başka bir sayfaya bağlanılıyor ise bu durumda eser sahipliğinin karıştırılma ihtimali ortaya çıkmaktadır. Zira Internet kullanıcısının linkle bağlandığı sayfadan web sayfasının diğer içeriğine geçmesi beklenemez. Bu durumda deeplink verilen sayfanın sahibinin rızası alınmalıdır. 

Frame vermede birbirinden farklı iki teknik kullanılabilmektedir. Bunlardan ilkinde Internet kullanıcısı, hangi sayfanın verilerini ekranda gördüğünü bilmemektedir. Diğerinde ise bu sayfanın URL adresi belirtilmektedir([vi]). Kullanıcının hangi sayfanın görüntülendiğini bilmediği hallerde eser sahibinin adının belirtilmesi hakkı ihlal edilmektedir.

b. Eserde Değişiklik Yapılmasını Yasaklama Hakkı

Fikir ve sanat eserleri, eser sahibinin adı, eserin adı ve muhteva ile şekil olarak bir bütün teşkil eder. Bu bütünlüğün korunmasında eser sahibinin manevi bir menfaati bulunmaktadır. Eser sahibinin eserinde zorunlu hallerde değişiklik yapılabilmektedir. Bu zorunluluk halleri, onarım, ihtiyaca uygun hale getirmek, halkın ve çevrenin güvenliği zorunlu hallere örnek olarak verilebilir([vii]). Eser sahibinin zorunlu haller dışında eserinde değişikliklere izin verme yetkisi sadece onun tarafından kullanılabilmektedir ve miras yolu ile intikale yahut üçüncü şahıslara devredilmeye elverişli bulunmamaktadır([viii]).

Normal olarak hangi tür olursa olsun linklerde ve framelerde eserin değiştirilmesi söz konusu değildir([ix]). Ancak bazı hallerde eserin belirli bir parçasının frame ve dahili linklerle bir başka sayfaya bitiştirilmesi halinde eser sahibinin eserinin bütünü veya parçasında belirli bir değişiklik yapıldığının kabul edilmesi gerekmektedir([x]). 

2. Mali Haklar

a. İşleme Hakkı

Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu anlamında bir işlemeden bahsedilebilmesi için eseri dönüştüren kimsenin de esere katkısının bulunması gerekmektedir([xi]). İşleme eserde iki unsurun bulunması gerekir. Birincisi işleme eser, orijinal eserden bağımsız değildir, ikincisi ise onu işleyen kişilerin de esere bir katkısını taşımaktadır([xii]).

Eserin kısaltılması veya genişletilmesi işlenme sayılmaz. Bir roman veya hikayenin kısaltılması, bir tablodan belirli bir kısmın çıkarılması, senaryonun rejisör tarafından kısaltılması birer işlenme değildir. Eserin büyüklüğünde veya buutlarında değişiklik yapılması işleme değil, çoğaltmadır([xiii]). Hatta mekanik vasıtaların kullanımı ile de bunun yapılması sonucu değiştirmez. Eserde meydana getirilen dış değişiklikler, ona bir yaratıcı emeğin katkısı değil de sadece bir sunumun, nakilin sonucu ise yine ortada bir işlenme eserin varlığından bahsetmek mümkün olmayacaktır. Mesela bir tablonun değişik ışıklandırılmalar altında sergilenmesi gibi. Esere bir başka buut kazandırılması durumlarında da işlenme eser mevcut değildir([xiv]). Bir müzik parçasına yeni bir güftenin yazılması da işlenme eser olarak kabul edilemez. Böyle bir durumda eserin metni değişmemekte, ilave ve ikame bir metin daha esere bitiştirilmektedir. Burada işlenme eserden değil, bir eser beraberliğinden bahsedilmektedir([xv]). Eser beraberliğinde ortada yeni bir eser mevcut olmadığından her eser bağımsız bir eser olarak değerlendirilir. Bir müzik eserinin operada kullanılması, bir şiirin tiyatro temsilinde okunmasında da ortada işlenme eserden bahsedilemez([xvi]).

İntern linklerde eser sahibinin yani link verilen sitenin sadece belirli kısımları ile yeni bir görünümün elde edilebilmesi de mümkündür. Bu durumda ise eser sahibinin işleme hakkının ihlali söz konusudur. İşleme hakkı da münhasıran eser sahibine aittir (FSEK m. 21). Özellikle dahili linklerde ve framelerde link verilen sayfalar, adeta kullanıcının ziyaret ettiği ve aynı zamanda link ve frameyi veren sayfanın bir parçası olarak gösterilebilmektedir. Burada bir başkasının yaptığı web sayfasının değiştirilmesi, bir başka görünüme kavuşturulması söz konusudur. Ancak işlemenin var olup olmadığı her somut olayda ayrıca araştırılmalıdır.

Frame veya link verilmesi halinde aslında sadece link ve frame verilen sayfa ile teknik bir bağlantının yapıldığı, dolayısıyla eserin aslına bir müdahalede bulunulmadığı doktrinde savunulmaktadır([xvii]). Ancak eserin kullanıcının ekranına yansıyan halinde şayet esere katkıda bulunulmuş ise ortada bir işlemenin varlığından bahsetmek gerekmektedir. Fakat kullanıcının sadece linki seçmesi ile onun ekranına gelen görüntünün frame veya link veren kimsenin işlemesi olarak nasıl kabul edileceği de şüpheli bulunmaktadır([xviii]). Ancak kanaatimce bu kullanıcının bir eylemi olmayıp, web sayfasını düzenleyen yani linki veya frameyi veren kimsenin eylemi olarak düşünülmelidir([xix]).

Amerika’da dava konusu olan bir olayda da mahkeme, fikri hukuk bakımından korunan fotoğrafların ortaya yeni bir eser konulmamasına rağmen işleme hakkı ile ilgili olduğuna karar vermiştir([xx]). Fakat benzeri bir olayda bir başka mahkeme haklı olarak, işleme hakkının ihlali için frame verilen sayfanın yeni biçiminin yaratıcı ve özgün bir formda olması şartını aramıştır([xxi]). 

b. Çoğaltma Hakkı

FSEK 22. maddesinin I. fıkrasına göre, bir eserin aslının veya kopyalarının herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltılmasıdır. Ayrıca çoğaltma kavramının kapsamı II. fıkrada genişletilmiştir: “Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü müzik ve ses kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır”.

Çoğaltma kavramının içeriği her gün genişlemektedir. Özellikle bilgisayar teknolojisinin gelişmesi ile birlikte çoğaltma kavramı da oldukça gelişmiştir. Bir bilgisayar disketine kayıt edilmiş bulunan eserin, bilgisayarda görünmesi anında bile “geçici” de olsa bir çoğaltma bulunmaktadır. Çünkü bilgisayar ekranına getirilen görüntüler, bilgisayar RAM’lerinde geçici olarak kaydedilen bilgilerdir([xxii]). Bilgisayarın harddiskine kayıt ve gönderme de çoğaltma sayılmaktadır([xxiii]). Kanunun kullanmış olduğu ifadeler de sınırlayıcı olmadığından teknolojinin gelişmesi ile birlikte çoğaltma  kavramı da gün geçtikçe genişleyecektir.

Bir eserin aslından veya kopyasından taklitin çıkarılması ise çoğaltma değildir. Çoğaltma, eserin herhangi bir yolla aynen kopyalanmasıdır([xxiv]).

Çoğaltma, günlük dilde geniş halk kitlelerinin yararlanmasını sağlayacak kadar çok nüshanın çıkarılmasını ifade etmektedir. Ancak fikri hukukta aslının yerine ondan yararlanmayı sağlayan tek bir nüshanın çıkarılması da çoğaltma sayılmaktadır([xxv]). FSEK. m.22/II’de “ikinci bir kopyasının çıkarılması” ifadesi ile de bu durum açıkça ortaya konmuştur.

Çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine verilen bir haktır. Fakat kanun koyucu, bazı hallerde çoğaltma hakkına bazı sınırlamalar getirilmiştir. Örneğin FSEK m. 38’de belirtilen şahsen kullanım amacı ile çoğaltma, bu hakkın bir istisnasını oluşturmaktadır.

Internet ve bilgisayar ortamında eserlerin sunumunda birden fazla çoğaltma süreci bulunmaktadır([xxvi]). Önbelleğe kayıt, eserin görülebilmesi için zorunlu olan teknik bir çoğaltma işlemidir([xxvii]).Yine bir bilginin Internet’ten kullanıcının bilgisayarına gelene kadar değişik duraklarda kaydedilmesi de bir çoğaltma işlemidir (routing). World wide web, birbirine bağlı milyonlarca bilgisayardan oluşmaktadır. Bu bilgisayarlar arasında Internet erişiminde bir bilgi, diğer bilgisayara giderken birden fazla yol takip etmektedir. Takip edilen bu yolda bilgisayarlardan oluşan bir çok durak bulunmaktadır. Bu duraklardaki bilgisayarlar “router” ismini almaktadır ve kendisine gelen bilgileri gideceği hedef bilgisayara aktarmaktadır.

Bu aşamalardan her birinde ayrıca bilgiler kayıt edilmekte ve gönderilmektedir. İstenilen bilgiler, Internet ağında küçük parçalara ayrılmaktadır. Bu bilgiler hedef bilgisayarda birleştirilmektedir. Bu kayıtlar bir başka bilgisayara “transfer için yapılan kayıtlar”dır([xxviii]). Bu nedenle bu süreçteki kayıtlar da çoğaltma kavramı içinde değerlendirilmelidir([xxix]). Kanaatimce, bu aşamadaki çoğaltma da, fikri hukuk anlamında çoğaltma kavramı içinde değerlendirilmelidir. Ancak bu çoğaltma hali, klasik çoğaltma hallerinden farklı olarak müeyyidelendirilememelidir. Zira bu süreçteki çoğaltmalar, nihai çoğaltmanın zorunlu parçalarıdır.Bir başka çoğaltma süreci de ana bellekte gerçekleşmektedir Önbellekte yapılan kayıt işlemine göre kalıcı bir kayıt işlemi olarak adlandırılabilir ve fikri hukuk bakımından tartışmasız bir şekilde çoğaltma olarak kabul edilir([xxx]). Dijital hale getirilmiş olan bir eserin Internet’ten veya bilgisayarın harddiskinden bir CD veya diskete kaydedilmesi de fikri hukuk bakımından bir çoğaltma sayılmaktadır([xxxi]). CD veya diskete kayıt, sürekli bir kayıttır. FSEK m. 22/III, bir bilgisayar programının görüntülenmesini de geçici çoğaltmayı gerektirdiği ölçüde çoğaltma olarak kabul etmiştir. Fakat doktrin sadece ekranda görüntülemeyi, çoğaltma olarak kabul etmemektedir([xxxii]).

Link ve frame verilmesinde eser sahibinin çoğaltma hakkının ihlal edilip edilmediği de burada ayrıca araştırılmaya değer bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir linkin aktif hale getirilmesi halinde, çoğaltma bizzat link veren kimsenin eylemi olarak gerçekleşmemektedir. Çoğaltma üçüncü kişinin, yani web sayfası ziyaretçisinin bilgisayarında meydana gelmektedir([xxxiii]). Bu nedenle link ve frame veren kimse, doğrudan eser sahibinin çoğaltma hakkını ihlal etmemektedir([xxxiv]).

Frame verme de doğrudan bir çoğaltma değildir. Zira burada ilgili bir program yardımı ile iki web sayfası arasında bir bağlantı kurulmaktadır. Bu durumun aynısı link türleri için de söz konusu olmaktadır. Böyle bir durumda link ve frame veren kimse eser sahibinin çoğaltma hakkını ihlal etmemiş kabul edilmelidir([xxxv]).

Fakat doktrinde savunulan bir görüşe göre dahili linklerde ve framelerde web sayfası ziyaretçisi olan üçüncü kişi, şayet link veya frame ile ulaştığı sayfanın kime ait olduğunu anlayamıyorsa bu durumda eser sahibinin çoğaltma hakkı ihlal edilmektedir([xxxvi]). 

İntern linklerin kullanımı ile ilgili olarak 1996 yılının yazında Amerika’da meydana gelen bir çekişmezlik incelemeye değerdir. Burada “Dilbert” adı verilen popüler komik fügür, intern link yoluyla özel bir web sayfasında kullanılmıştır. Bu figürü günlük olarak “United Media” firması, kendi web sayfasında yenilemekte ve sunmaktadır. Fakat aynı figürleri intern linklerle bu özel şahıs kendi sayfasına eklemektedir. Mahkeme, bu durumda, eser sahiplerinin haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir([xxxvii]).

Almanya’da uyuşmazlık konusu bir olayda online ortamda sunulan bir sözlüğe link verilmekte, bu sözlük kişinin web sayfasında görüntülenmektedir (framing). Bu durum mahkeme tarafından söz konusu bilgi bankasının kısmen çoğaltılması olarak kabul edilmiştir ki, bu durum eser sahibinin münhasır haklarının bir ihlalidir. Bilgi bankasını sunan kimsenin link verilmesine zımni rızasından da bahsedilememektedir. Zira bu rıza sadece link verilmesine gösterilen bir rıza olup, bir yabancı web sayfasında görüntülenmesine verilen rıza değildir([xxxviii]).

Konunun Türk hukuku bakımından değerlendirmesine gelince; normal linklerde, yani harici linklerde ve hangi sayfanın görüntülendiğinin bilindiği dahili link ve framelerde çoğaltma hakkının ihlal edilmediği sonucuna varılmalıdır. Ancak kullanıcı tarafından hangi sayfanın link ve frame sonucu kullanıldığı bilinemiyorsa bu takdirde çoğaltma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmalıdır. FSEK m. 22 metni son derece geniş ve ayrıntılı düzenlenmiştir([xxxix]). Buna göre her ne kadar çoğaltma, link veya frame veren kimsenin kendi serverinde meydana gelmese de burada uygulanan teknik, dolaylı bir çoğaltma olarak kabul edilmelidir. Dolayısıyla bu şekilde bir link veya frame verecek kimsenin mutlaka eser sahibinin iznini alması gerekmektedir. Hakkaniyet ilkesi de burada bir çoğaltmanın varlığının kabulünü, eser sahibinin izninin alınmasını gerektirmektedir. Herhangi bir çoğaltma işlemini kendi sayfasında yasal olark yapamayan kimse bunu link ve frameler yolu ile de gerçekleştirememelidir([xl]).

c. Umuma İletim Hakkı

FSEK m. 25’in yeni düzenlemesi ile umuma iletim, bir eserin veya çoğaltılmış nüshalarının radyo, televizyon veya herhangi diğer bir teknik usulle umumun yararlanmasına sunulmasıdır. Umuma arz kavramında önem taşıyan kavram “umum” kavramına yüklenecek anlamdır. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’muzda umum kavramı tanımlanmamıştır. Buna karşın Alman Telif Hakları Yasası’nın UrhG § 15/III de tanımlanmıştır. Bu tanımlamaya göre belirli bir çevre ile sınırlı olmayan, birbirine karşılıklı ilişkiler içinde bağlı bulunmayan veya bir organizasyonla birbirine bağlanmayan birden fazla kimse, umum kavramını oluşturmaktadır([xli]).

Umuma iletim hakkının ihlal edilip edilmediği sorununda da dikkate alınması gereken husus, umuma iletimin nasıl gerçekleştiğidir. Zira burada fikri hakka konu teşkil eden eser, yine sahibinin serverinde bulunmakta, erişim oradan sağlanmaktadır.

Herhangi bir teknik usulle umumun yararlanmasına sunulma tanımı, dahili link veya frame veren kimsenin dolaylı da olsa yapmış olduğu sunumları da kapsayıp kapsamadığı sorunu gündeme gelmektedir. Fakat kanaatimce dahili link ve frame verilmesi halinde umuma iletim hakkının link veya frame veren tarafından ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmalıdır. Zira burada yine umuma iletim, eser sahibinin sayfasından gerçekleştirilmektedir. Umuma iletimi düzenleyen FSEK m. 25 de eser sahibinin çoğaltma hakkını düzenleyen FSEK m. 22 genişliğinde değildir ve “dolaylı da olsa umuma arz”, madde kapsamına alınmamıştır.

IV. Link Veren Kimselerin Sorumluluğu

Link veren kimsenin sorumluluğunu tespit etmek için öncelikle bu kimselerin sorumluluk esaslarının ve link vermenin hukuki niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir.

Link veren kimsenin sorumluluğunun kendi sayfasını hazırlayan kimse sorumluluğuna mı yoksa bir başkasının sayfasına aracılık yapan kimsenin sorumluluğuna mı tabi olacağı sorusunun da cevaplandırılması gerekmektedir([xlii]).

Bir görüşe göre web sayfasına link yerleştirilmesi hali bir hazır bulundurmadır. Link tesis edilmesi, kısmen Internet girişine aracılık olarak kabul edilebilir([xliii]). Fakat bu görüş kabul edilmemektedir. Zira ekstern link atma halinde sadece link verilen siteye işaret edilmektedir([xliv]). Bir başka görüşe göre ise, link tesis edilmesi, yabancı bir kimsenin içeriğinin bulundurulması olarak düşünülmelidir (host-provider)([xlv]). Ancak bu görüş de isabetli değildir. Çünkü, burada link veya frame veren kimse link ve frame verilen sayfanın içeriğini kendi serverinde tutmamaktadır. İçerik yine link veya frame verilen sayfanın hazırlayıcısının serverinde tutulmaktadır([xlvi]).

Amerika’da film endüstrisi temsilcisi olan MPAA, Hacker-dergisi çıkaran Eric Corley’e karşı bir dava açmıştır. Davanın sebebi ise, Corley’in kendi web sayfasında DVD üzerine kaydedilmiş olan sinema eserlerinin çoğaltma ve seyretmeye karşı esere ilave edilmiş bulunan şifreleri etkisiz kılan kodların yayınlaması veya bu şifreleri yayınlayan sitelere link vermesidir([xlvii]). Bu davada mahkeme, Corley’in hem şifrelerin kendi web sayfasında açılmasını hem de şifrelerin kırıldığı başka sitelere link verilmesini yasaklamıştır. Hakim, söz konusu eylemleri Digital Milineum Copyright Act’a da([xlviii]) aykırı bulunmuştur. DMCA bölüm 1201 (a) (2) hükmü, fikrî hakların korunmasını hedefleyen bir teknik sistemin “ilk planda” aşılmasını hedefleyen teknolojileri yasaklamaktadır([xlix]). Burada getirilen ölçülere göre link verilen sayfanın içeriğinin suç teşkil etmesi ve  link veren kimsenin bu sayfanın içeriğini bilmesi gerekmektedir.

Türk hukukunda link ve frame veren kimsenin sorumluluğu genel hükümlere göre belirlenmelidir([l]). Link verilen sayfada eser sahibinin hakları ihlal ediliyorsa bu durumda link veren kişi, yardım ve teşvik etmekten dolayı sorumlu olacaktır.

Burada müteselsil sorumluluk düşünülebilir. Müteselsil sorumluluk, taraf iradelerinden ya da kanunun öngördüğü durumlarda kanundan doğar. Kanunen öngörülen müteselsil sorumluluk hallerinden birisi haksız fiiller alanındadır. Türk/İsviçre kanun koyucusu birden fazla kimselerin aynı zarardan sorumlu olmalarının iki türünü düzenlemiştir. Bunlardan ilki, “birden fazla kimselerin müşterek kusurlarıyla sebebiyet verdikleri zarardan sorumluluk (tam teselsül, BK. m. 50)”, diğeri, “birden fazla kimselerin muhtelif sebeplerden dolayı sorumlulukları (eksik teselsül BK. m. 51)”dır.

Borçlar Kanunu’nun 50. maddesine göre “birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvikle asıl fail ve fer’an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mes’ul olurlar. Hakim bunların her biri aleyhine rücu hakları olup olmadığını takdir ve icabında bu rücuun şümulünün derecesini tayin eder. Yataklık eden kimse, vaki olan kardan hisse almadıkça yahut iştirakiyle bir zarara sebebiyet vermedikçe mes’ul olmaz”. Maddede sözü geçen “asil fail” ifadesinden, bizzat kendi fiili ile zararlı neticenin doğmasına sebebiyet veren, yani zarar verici fiili maddi anlamda işleyen kişi; “müşevvik” ifadesinden bir kimseyi bir haksız fiil işlemeye teşvik eden, onda teşvik edici söz ve davranışlarıyla haksız fiili işleme fikrini yaratan kimse anlaşılmalıdır. Kusurlu davranışlarıyla başkasının haksız fiil işlemesini kolaylaştıran, onun neticeye ulaşmasında yardımda bulunan kişiler “fer’an methaldar”; haksız fiil işlendikten sonra bundan yararlanmak için faile yardım eden, delillerin ortaya çıkmasına engel olan kişi ise “yataklık eden”dir([li]).

Ekstern link veren kimsenin yaptığı eylem, aracılık olarak nitelenmelidir. Zira onun diğer sayfanın içeriğine herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca link verdiği sayfanın içeriğinin kendi serveri üzerinden sunulması da söz konusu değildir. Bu nedenle link veren web sayfası işleticilerine aracılık yapan kimselere dair bir sorumluluk türünün uygulanması gerekmektedir. 

Yasal olmayan bir şekilde eser sahibinin sitesine intern link veren kimsenin durumu ise aracılık yapmaktan daha farklı bir niteliğe kavuşmaktadır. Bir başkasının hazırlamış olduğu içeriği kendi web sayfasından sunmakla içeriği bilmediği savını ortadan kaldırdığı gibi, link veren yasal olmayan içeriğe sahiplenerek bunu kendi içeriği gibi sahiplenmektedir. 

Sonuç

Kural olarak link ve frame verilmesi, hangi sayfanın görüntülendiği bilindiği sürece hukuka aykırı değildir. Ancak, hangi sayfaya link ve frame verildiğinin bilinmemesi halinde eser sahibinin eserinde isminin belirtilmesi hakkı ihlal edilmiş olur. Yine bu tekniklerle eserin olduğundan farklı bir şekilde görüntülenmesi de eser sahibinin manevi haklarından olan eserin değiştirilmememesi hakkının ihlalidir.

Link ve frame verilmesinde eser sahibinin mali haklarından olan işleme hakkının ihlal edilip edilmediği, her somut olayda araştırılmalıdır. Normal bir link veya eser sahibinin kimliğinin tanınabildiği dahili link ve framelerde bir çoğaltmadan bahsedilemez. Ancak FSEK m. 22 karşısında eser sahibinin kimliğinin bilinemediği link ve frame tekniklerinde çoğaltma hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmalıdır.

Eser sahibinin umuma iletim hakkı konusunda link ve frame tekniklerinin uygulanmasında bir ihlalden bahsedilemez. Çünkü FSEK m. 25 metnine göre, umuma iletim link veya frame verilen web sayfasının serverinde gerçekleşmektedir.

Link veya frame veren kimsenin sorumluluğunun tespitinde genel hükümlere göre karar verilmelidir. Bu durumda link veya frame türünün, link veya frameyi veren kimsenin kusurunun tespitinde özel bir ağırlık taşıyacağı açıktır. Bu ağırlık, tazminatın takdirinde önemlidir.

Nihayet, Internet ortamında link ve frame verilmesi halinde eser sahibinin haklarının korunması için öncelikle bu tekniklerin hukukçular tarafından tanınması gerekir. Ayrıca bu çalışmanın içeriğinde bulunan link türleri ve frame teknikleri, Internet teknolojisinin gelmiş olduğu son nokta değildir. Bu nedenle her gelişen link teknolojisinin eser sahibinin haklarını nasıl etkileyeceği konusu sürekli olarak araştırılmalı ve incelenmelidi

 

[i] Tekinalp, Ü.: “Fikrî Mülkiyet Hukuku”, İstanbul 1999, s. 157, p. 24.

[ii] Tekinalp, s. 157, p. 25.

[iii] 11.HD. 3.4.1978, E. 1183, K. 1979/1704 (Çevik, O.N.: “İçtihatlı Notlu Fikri Hukuk Mevzuatı”, Ankara 1988,  s. 21, 22).

[iv] 11. HD. 23.3.1978, E. 78/687, K. 78/1437 (Yargıtay Kararları Dergisi, Temmuz 1979, s. 1012, 1013).

[vi] Decker, U.: “Urheberpersönlichkeitsrecht im Internet”, (Hoeren, T./ Sieber, U.: Handbuch Multimedia-Recht, Rechtsfragen des elektronischen Geschaeftsverkehrs”, München 1999), 7.6, p. 51

[vii] Tekinalp, s. 161, p. 44.

[viii] Erel, Ş.: “Türk Fikir ve Sanat Hukuku”, Ankara 1998, s. 123

[ix] Sosnitza, s. 701.

[x] Farklı örnekler için bkz. Plass, s. 603. 

[xi] Gahrau, E.: “Einleitende Überlegungen”, (Hoeren, T./ Sieber, U.: Handbuch Multimedia-Recht, Rechtsfragen des elektronischen Geschaeftsverkehrs”, München 1999), 7.1, Rdnr. 28.

[xii] Schack, H.: “Urheber- und Urhebervertragsrecht”, 2. Aufl. Tübingen 2001, Rdnr. 237.

[xiii] Geniş Bilgi için bkz. Öztan, F.: Fikir ve Sanat Eserleri Hukukunda İşlenme Eserler, s. 229 vd; EREL’de “eserin başka bir sesle nakli”ni işleme eser olarak kabul etmemektedir (bkz. EREL, Fikir ve Sanat Hukuku, s. 59).

[xiv] Öztan, s. 229.

[xv] Öztan, s. 231. 

[xvi] Schack, s. 140-141, p. 291.

[xvii] Gabel, D.: “Anmerkung zum Urteil des LG Düsseldorf vom 29.4.1998,” K&R 1988, s. 556.

[xviii] Burmeister, K.: “Urheberrechtsschutz gegen Framing im Internet: eine rechtsvergleichende Untersuchung des deutschen und US-amerikanischen Urheberrechts”, Köln 2000, s. 171.

[xix] Krş. Burmeister, s. 25; Klett, s. 190.

[xx] Burmeister, s. 170.

[xxi] Burmeister, s. 171.

[xxii] Bu konuda bkz. Schack, Rdnr. 378. 

[xxiii] Leupold/Demisch, s. 383; Tekinalp, s. 176, p. 91.

[xxiv] Tekinalp, s. 176, p. 91; Erel, Fikir ve Sanat Hukuku, s. 140.

[xxv] Erel, Fikir ve Sanat Hukuku, s. 141.

[xxvi] Bu aşamalar içinde yabancı literatürde tartışılan fakat bir çoğaltma olarak kabul edilmeyen bilgisayar ekran görüntüsü ele alınmamaktadır. Çünkü bu konuda herhangi bir aksi görüş bulunmamaktadır ve isabetli bir şekilde ekrandaki görüntü bir çoğaltma olarak kabul edilmemektedir (bu konuda bkz. NORDEMANN; s. 181, § 16, p. 2; Fröhlich, s. 106).

[xxvii] Fröhlich, s. 105; Bosak, V.M.: “Urheberrechtliche Zulaessigkeit privaten Downloadings von Musikdateien”, CR 2001/3, s. 178; Nordemann, W.: “Urheberrecht, Kommentar zum Urheberrecht und zum Urheberrechtswahrnehmungsgesetz”, Stuttgart 1998, s. 181, § 16, p. 2; Freitag (Kröger/Gimmy), s. 315; Lowenheim (Lowenheim /Koch), “Praxis des Online-Rechts, 1998”, s. 306; Bosak, s. 178; Hoeren, CR 1988, s. 912. Burada belirtilmelidir ki, eserin bilgisyarda görülebilmesine dair bu açıklamalar şu anda yaygın olarak kullanılan teknoloji içindir. PC=Personel Computer/bilgisayarları karşısında bugün piyasaya sürülmeye başlanan NC=Net Computer/Ağ bilgisayarlarında ön bellek dediğimiz RAM’ler bulunmamaktadır. Bu durumda yukarda söylenen kayıt aşamaları tamamen daha farklı bir şekilde ele alınmalıdır.

[xxviii] Eichhorn, B.: “Internet-Recht, Ein Lehrbuch für das Recht im World-Wide-Web”, Köln 2000,. 18.

[xxix] Bosak, s. 178.

[xxx] Nordemann, s. 181, § 16, p. 2; Schack, s. 195, p. 417; Fröhlich, s. 100 vd.

[xxxi] Nordemann; s. 181, § 16, p. 2.

[xxxii] Nordemann, s. 181, § 16, p. 2; Fröhlich, s. 106.

[xxxiii] Junker, M.: “Anwendbares Recht und internationale Zustaendigkeit bei Urheberrechtsverletzungen im Internet”, Kassel 2002, s. 122.

[xxxiv] Schricker/Lowenheim, § 16, p. 22; Ernst, s. 224; Sosnitza, s. 698; Plass, s. 601.

[xxxv] Burmeister, s. 83; Lowenheim/Koch, s. 306.

[xxxvi] Junker, s. 132, 133.

[xxxvii] Fröhlich, s. 137.

[xxxviii] OLG Hamburg, 22.02.2001, 3 U 247/00, JurPC Web-Dok. 147/2001 (www.jurpc.de).

[xxxix] FSEK.m. 22/I metni şu şekildedir:  “Bir eserin aslını veya kopyalarını herhangi bir şekil veya yöntemle, tamamen veya kısmen, doğrudan veya dolaylı, geçici veya sürekli olarak çoğaltma hakkı münhasıran eser sahibine aittir”.

[xl] Junker, s. 133.

[xli] Alman UrhG § 15/III’ün metni şu şekildedir: “Die Wiedergabe eines Werkes ist öffentlich, wenn sie für eine Mehrzahl von Personen bestimmt ist, es sei denn, dass der Kreis dieser Personen bestimmt abgegrenzt ist und sie durch gegenseitige Beziehungen oder durch Beziehung zum Veranstalter persönlich untereinander verbunden sind”.

[xlii] Bu konuda geniş açıklama ve tartışmalar için bkz. Freytag, s. 229 vd.

[xliii] Koch, CR. 1997, s. 200.

[xliv] Freytag, s. 229.

[xlv] Von Bonin, A./Köster O.: “Internet im Lichte neuer Gesetze”, ZUM 1997, s. 823

[xlvi] Schack, H.: “Urheberrechtliche Gestaltung von Webseiten unter Einsatz von Links und Frames”, MMR 2001, s. 15; Junker, s. 131.

[xlvii] www.heise.de, 8.09.2000., Ayrıca bkz. www.jura.uni-sb.de.

[xlviii] Bu kanun 1998 yılında yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ve etkileri hakkında bkz. www.loc.gov/copyright/reports/studies/dmca/dmca_study.html.

[xlix] Madde metni şu şekildedir: "No person shall manufacture, import, offer to the public, provide, or otherwise traffic in any technology, product, service, device, component, or part thereof, that is primarily designed or produced for the purpose of circumventing a technological measure that effectively controls access to a work protected under this title".

[l] Alman hukukunda da link ve frame veren kimselerin sorumluluğu genel hükümlere göre çözümlenmektedir (bkz. Junker, s. 132).

[li] Eren, F. : “Borçlar Hukuku Genel Hükümleri” 6. Bası, C. I, İstanbul 1998, 806 vd.


Dr. Tekin Memiş

Yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı tekinmemis@web.de veya yorum@teknoTurk.org adreslerine yollayabilirsiniz.