|
Türkiye İçin NSB’ler Bir Çözüm Olabilir mi? |
|
Nitelikli Sanayi Bölgeleri (NSB) / Qualified Industrial Zones (QIZs), ilk kez 1998 yılında Amerika Birleşik Devletleri tarafından, Ortadoğu barış sürecinin desteklenmesi amacıyla, bölge ekonomisinin güçlendirilmesi ve işsizliğe kısmen de olsa bir çözüm bulmak üzere geliştirilmiş bir modeldir. Bu modelle bölgedeki yatırımlar teşvik edilerek ABD’ye gümrüksüz ve kotasız ihracat yapabilme esnekliği getirilmiştir. Bu hedeflere ulaşmak için bugüne kadar Ürdün’de 10 adet NSB uygulaması faaliyete geçirilmiştir: Ürdün-İsrail sınırında bulunan Gateway (Köprü) Bölgesi; İrbid'de bulunan Al-Hassan Sanayi Bölgesi; Amman'da bulunan Al-Tajamouat Sanayi Bölgesi; Zarka yakınındaki Ad-Dulayl Sanayi Bölgesi; Kerak Sanayi Bölgesi; Aqaba Sanayi Bölgesi; İrbid'deki Ürdün Cyber City; Amman'daki Al-Qastal Sanayi Bölgesi; Amman'daki Mushatta Sanayi Kompleksi ve Zarqa'daki El-Zai Hazır Giyim İmalat Şirketi. Bu sayının zaman içinde daha da artması beklenmektedir. Başta ABD ve İsrail'li yatırımcılar olmak üzere, Güney Asya ve Orta-Doğulu yatırımcıların bölgeye olan ilgisi her geçen gün artmaktadır. NSB’ler ileri teknolojinin Ürdün’e getirilmesinde önemli rol oynamaktadırlar. Mevcut NSB’lerde yaklaşık 17 bini Ürdün'lü olmak üzere toplam 25 bin civarında istihdam imkanı sağlanmıştır. Bu bölgelerden 2001 yıl sonu rakamlarıyla yaklaşık 250 milyon ABD Doları tutarında ihracat gerçekleştirilmiştir. NSB’lerden ABD’ye yapılacak ihracatın gümrük vergisinden muaf olması için, söz konusu üründe asgari katma değer şartının sağlanması gereklidir. NSB’lerde üretilen bir ürünün aranan kriterleri taşıması için ürün değerinin en az %35’inin değer olarak o bölgede yaratılması gerekmektedir. Türkiye’de NSB’ler Kurulabilir mi? ABD eski başkanı Clinton’un 17 Ağustos 1999 yılında yaşanan deprem felaketinden sonra ülkemize yapmış olduğu ziyarette Türkiye’nin, ABD ve İsrail arasında imzalanan anlaşmaya dahil edilerek NSB kapsamına alınması fikri ilk kez gündeme getirildi. Uzun süre her iki taraf da konuyu sahiplenmediği, özellikle bizim taraftan bir girişim başlatılmadığı için öneri askıda kaldı. 2002 yılı başlarında Türkiye’nin NSB kapsamına alınması konusu eski başbakan Ecevit başkanlığında ABD’ye yapılan geniş kapsamlı resmi ziyaret sırasında tekrar gündeme geldi. Bu ziyaret sırasında öncelikle iki ülke arasında “Stratejik Ticari Ortaklık” kurulması yolunda çalışmaların başlatılmasına karar verildi. Bu ziyaretin devamı niteliğini taşıyan 26-27 Şubat 2002 tarihleri arasında Ankara’da yapılan toplantılar sırasında NSB projesinin ilk görüşmeleri yapıldı. Bu toplantılarda ABD yönetimi, Türkiye’de kurulması düşünülen NSB’lerde tekstil, konfeksiyon ve deri ürünlerini hiç düşünmediklerini ve ağırlıklı olarak ileri teknoloji yatırımlarının tercih edilebileceğini ısrarlı bir şekilde dile getirdi. ABD’deki Türkiye karşıtı lobilerin gücü göz önüne alındığında İsrail’siz NSB formülünün kongreden geçmesinin zor olacağı ve İsrail’in içinde olduğu bir oluşumda NSB’lerin kurulabilmesi için sadece ABD başkanının imzasının yeterli olacağı da yetkililere iletildi. Buna karşılık Türkiye’nin ısrarlı olarak tekstil, konfeksiyon ve deri ürünlerinin kurulacak NSB’lerdeki faaliyetlere dahil edilmesi talebi sadece ABD yönetiminin değil, Ürdün ve İsrail yönetiminin de tepkisini çekti. İleri teknoloji ürünleri için ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı gümrük tarifeleri ihmal edilebilecek seviyede düşük oranlı olduğu için NSB’lerden istenen düzeyde katma değer yaratılamayacağı görüşü ise yöneticilerimiz tarafından dile getirilmektedir. 2-3 Aralık 2003 tarihlerinde Washington'da gerçekleştirilen Türkiye-ABD Ekonomik Ortaklık Komisyonu toplantısında Türkiye'nin, ABD ile İsrail arasında imzalanan anlaşmaya dahil edilmesi yönünde ilke kararı alınması son derece yararlı bir girişim oldu. 26-30 Ocak 2004 tarihlerinde Türkiye’nin NSB kapsamına alınması konusu Başbakan Erdoğan başkanlığında ABD’ye yapılan resmi ziyaret sırasında tekrar gündeme geldi. Başbakan Erdoğan’a, 27 Ocak 2004 tarihinde ABD’nin önde gelen düşünce kuruluşlarından CSIS’de “Doğrudan Yabancı Yatırımlar ve Türkiye’nin Ekonomik Kalkınması” konulu yaptığı konuşmanın soru-cevap bölümünde, NSB’ler hakkında bir soru sorma şansım oldu. Kısaca, Türkiye ısrarlı bir şekilde tekstil, konfeksiyon ve deri ürünleri olmazsa NSB’lerde olmaz dayatmasına devam mı edecek, yoksa 4 yıldır masada bekleyen projeyi harekete geçirmek için bir uzlaşma zemini arayacak mı? Sayın Başbakan verdiği cevapta tekstil ve deri ürünlerinde fazla ısrarcı olmayabileceklerini fakat hazır giyim ve ayakkabıda ısrar edebileceklerini söyledi. ABD yönetimi ise NSB’ler konusunda tekstil, konfeksiyon ve derinin olmadığı bir modelde ısrarlı tutumlarını devam ettirmektedirler. Bu durumda, mevcut haliyle içinde bu sektörlerin yer aldığı bir NSB modelinin en azından yakın zamanda olmayacağını söylemek mümkündür. NSB’ler Türkiye’ye Ne Katabilir? Ülkemizin de içinde bulunduğu büyük Ortadoğu bölgesi, bilgi ve iletişim teknolojileri açısından her geçen gün artan bir öneme sahip olmaktadır. Mısır, Ürdün ve Tunus’un da içinde bulunduğu ülkeler kendi bilgi ve iletişim teknolojileri sanayilerini geliştirmek için ciddi çalışmalar yapmaktadırlar. İsrail ve Birleşik Arap Emirlikleri, bilgi teknolojileri alanında çok ciddi aşamalar kaydederek yabancı yatırımcılar için uygun yatırım ortamı oluşturmuşlardır. İsrail’de çok küçük ölçekli şirketlerden dev şirketlere kadar yaklaşık 200 Amerikan ileri teknoloji şirketi faaliyet göstermektedir. Bu bölge özellikle yazılım geliştirme, telekomünikasyon ve savunma gibi ileri teknoloji kullanan şirketlerin çekim merkezi haline gelmektedir. Bu ülkelerin yanı sıra, Macaristan, Polonya, Romanya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Rusya gibi ülkeler de son dönemde bilgi teknolojileri alanında yatırımcıların ilgisini çekmektedir. NSB’ler bu güne kadar fazla bir varlık gösteremediğimiz bir çok üründe ABD pazarına gümrüksüz mal ihracatı imkanı verdiğinden nihai hedef olan Türk-ABD Serbest Ticaret Anlaşması sürecinin ilk adımı olacaktır. Ayrıca arzu edilen yabancı sermaye ve teknoloji transferini sağlayacak bir fırsat olarak değerlendirilmelidir. NSB’leri ikili ilişkilere yeni bir vizyon katacağı için ABD ile uzun vadeli bir ticari işbirliğinin temeli olarak değerlendirmek ve bu çerçevede hareket etmek daha doğru ve kalıcı bir yaklaşım olacaktır. Bu yazıyla ilgili görüş ve yorumlarınızı yorum@teknoTurk.org ve lyanik@edevlet.net adreslerine yollayabilirsiniz.
|